Ağlayın ah ağlayın şu devletin haline!

İsrafil K.KUMBASAR

Anlaşılan o ki, aklımızı başımıza almazsak eğer, daha uzun bir süre ağlayacağız. Meclis Başkanı, Hükümetin Başı, Başbakan Yardımcısı, Genelkurmay Başkanı gözyaşlarını tutamıyorsa bizim de ‘vatandaş’ olarak katkı sunmamız, en azından ‘hıçkırıyor’ gibi yapmamız gerekiyor.
‘Yüreğimiz taş kesilmiş’ ise (!) tez zamanda kendimize en kalitesinden bir çift ‘kara gözlük’ tedarik edip, koroya karşı ‘mahcubiyetimizi’ gizlemek elzemdir.
Niye böyle diyoruz?
Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven, daha önce yapmış olduğu bir açıklamayı yeniden hatırlattı.
Önce, “Dağda ölen bir teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz” diye buyurmuş, peşinden de “teröristi enterne edemeyen bir devletin devlet olamayacağı” kanaatini paylaşmıştı müdür.
Yaptığı bir yanlışı, şimdi bir başka yanlış ile gerekçelendirmeye çalışıyor:
- “Ağlayacaksın, bu çocuk niye dağa çıktı, niye engel olamadık, ona normal bir hayat süreceği imkanları niye sağlayamadık.”
Elbette ağlayacaksın saygıdeğer müdür. Elbette gözyaşı dökeceksin. Lakin o soruları bir de ‘tersinden’ soracaksın ve cevaplarını arayacaksın.
Ağlamakla bu iş çözülebilseydi ülkeyi idare edenler yıllardır ağlıyorlar, hani sonuç?
Lafı biraz irdeleyince ‘mahalle kahvehanelerindeki’ sohbete dönüşüyor hadise.

 

***

 

Muhteremin “Ağlayacaksın” tavsiyesinin ardında, “Bu insanları biz ağlattık, onlar da terörist olup dağa çıktı” (!) saptaması yatıyor.
Moda tabirle ‘empati’ yapıyor beyimiz.
Hatırlayıver sayın müdür, daha bir kaç yıl önce ‘davullu zurnalı törenler’ ile bunları dağdan indirmedik mi, ‘seyyar mahkemelerde’ yargılayıp salıvermedik mi?
Koskoca reis-i cumhur ‘Norşin açılımına’ girişmedi mi? Hazretler ‘Kürtçe savunma’ yapabilsinler diye yeni düzenlemeler getirilmedi mi? Kültür Bakanlığı TIR’lar dolusu ‘Kürtçe kitaplar’ basıp oraya buraya dağıtmadı mı?
Hadi hepsini geçiniz. Onların “ufak tefek icraatlar” olduğunu var sayınız.
Yahu devletin koca istihbarat teşkilatı, hükümetin başının talimatıyla Oslo’da ‘pazarlık masasına’ oturmadı mı?
Unutmayınız, devlet “Dağa çıkmalarını önleyemedik, çatışmalarda öldüler” denilen ‘teröristçikler’ile oturup pazarlık yaptı. İnkar edilse de ‘protokol’ hazırladı.
Avrupalı bazı devletler de ‘masanın’ öbür ucunda ’arabulucu’olarak hazır bulundu.
Hadiseyi bu kadar küçültüp de “Parasız kaldı, bakkalı soydu” kıvamına getirmek ne kadar vicdanidir, doğrusu biz anlayamadık.
Yine anlayamadık, ‘teröriste bile gözyaşı dökmeyi’ adet haline getiren bu zevat, ‘şehit yakınları ağlamasın, sızlanmasın’ diye Diyanet’e niye ricacı olur, imamları niye devreye sokar.

 

***

 

Evet, ağlayacağız, bugüne kadar olduğu gibi daha uzun bir süre ‘şu devletin haline’ bakıp gözyaşlarımızı içimize akıtacağımız aşikar.
Biz ağladıkça, memleketin her köşesine ’yeni şehit tabutları’ gelecek.
Biz ‘merhamet’ ipine sarıldıkça, “işte sonuca gidiyoruz” diye algılanıp ‘yeni pazarlıkların’ önü açılacak.
Eşkıya sürüsü, kendini ‘daha bir güçlü’, ‘daha bir kararlı’ hissedecek.
Sanıyorlar ki ‘bir kaç damla gözyaşı’ ile bölücü terör örgütü çözülecek, ‘arkasındaki destek’ ortadan kalkacak, ortalık ’bayram yerine’ dönecek.
Mesela, bir an için ‘ağlama seanslarının’ kesilip, teröristlerin ‘ne istediklerinin’ gündeme taşınmasını isterdik.
Sahi sayın müdür, siz bilirsiniz, bu ‘zavallı’, ‘kandırılmış’, ‘imkansızlıklardan dolayı dağın yolunu tutmuş’ güruh ne istemektedir?
Artık onlara zulmeden (!) “70 yıllık ceberut devlet” de yok ortada.
‘Tam kadro’ halinde ağlayan, ‘merhameti’ dağlar aşan bir ‘iyilikler korosu’ hakim şu an ülke topraklarında.
Lakin onlar yine ‘karakolları’ basıyorlar, yollara ‘mayın’ döşüyorlar, ‘öğretmenleri’ kaçırıyorlar, ‘kan’ kusuyorlar kan!
Bütün bunlara karşılık biz ‘boyun’ büküyor, öldürülen teröristler için ‘gözyaşı’ döküyor, çaresizlik’ içinde ellerimizi ovuşturuyoruz.

 

***

 

Evet, haklısınız, oturup ağlayalım, hatta ‘toplu ağlama seansları’ düzenleyelim.
Ama bir kez de şu  milletin sesine’ kulak verip, şu sorunun cevabını dürüstçe, yalpalamadan aramaya çalışalım:
- “Sahi, bu ardından gözyaşı dökülmeye değer teröristler ne istiyor?”
Bileniniz var mı efendiler?
Yoksa yine   zevahiri kurtarma’, bir süreci   sıyrıksız atlatma’ adına yine ’ilm-i siyaset’ mi yapılıyor?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş