Ağustos ayının ilk cumasında Erciyes yeniden şahlansın

İsrafil K.KUMBASAR

Dağlar ve dağların eteğindeki yaylalar Türklerin hayat kaynağıdır.
Türk milleti, tarih sahnesinde varolduğu günden beri dağlardan ve yaylalardan kopamamıştır.
Her türlü tehlikeden, dertten, beladan dağlara sığınarak, ‘sırtını dağlara dayayıp’ mücadele ederek kurtulmuş, huzura ermiştir.
Tıpkı en son Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’nun küçüklü büyüklü dağlarında üçer-beşer kişilik direnişçilerle, birer-birer kurtuluş ateşini yakıp, sonra bu ateşleri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde birleştirip düşmanı denize döktüğü gibi.
Dünyanın her bölgesindeki dağlarda Türk’ün gerçek tarihi saklıdır,
Orta Asya’da, Çin’de Moğolistan’da, Sibirya’da, Uzakdoğu’da, Afrika’da, hatta Avrupa’da binlerce taşın üstünde Türklerin tarihi yazılıdır.
Anadolu derseniz, her dağ bir efsanedir, Allahuekber Dağları, 90 bin şehide bağrında barındırır, Ağrı’da, Tendürek’te, Gabar’da bu milletin evlatlarının damgası vardır, Toroslar, efeleri, zeybekleri, seymenleri ile yiğitler yatağıdır, ozanlar yurdudur.
Bir de Erciyes Dağı’mız vardır, Türk Dünyası’nın tam ortasında, doğudan batıya geçiş noktası sayılabilecek bir konumda.

* * *

Türkler ne zamanki tehlikelerden, belalardan biraz olsun kurtulup rahata kavuşmaya başlasalar, dağlardan yaylalara doğru inerler, gün doğusundan, gün batısına bütün boylar oymak-oymak gün ortasında buluşurlar, otağlarını açıp aksakallılardan, ululardan oluşan kurultaylarını kurarak, ‘geçmişi’ değerlendirip ‘gelecek’ için planlar yaparlar.
Yiğitler, kılıçlarına, mızraklarına, oklarına, silahlarına bakıp her ihtimale karşı hazır bulundururlar.
Delikanlılar, yaylalarda güreş tutup cirit atarak daima zinde kalırlar, düşmana karşı kullanmak için ‘yeni savaş oyunları’ öğrenerek kendilerini geliştirirler.
Kadınlar, güzel elbiselerini giyerler, süslenirler, yaylalarda her günü bir bayram havasıyla yaşarlar.
Tabiatın, kış aylarından sonra gelen baharla birlikte yeniden canlanıp hayat bulması gibi, Türkler de baharın gelişiyle yaylalarda canlanıp ‘yeni bir ruh ve heyecan’ içerisinde hayat bulurlar.
Toprağın, karların erimesi ile yeniden güneşle buluşması gibi, Türkler de ‘uzaklardaki yakınları’ ile yaylalarda buluşup hasret ve özlem giderirler.
Yere düşen tohumun, toprağa tutunup yeşermesi gibi, Türk’ün ‘gelecek yüzyıllara ait’ umutları da yaylalarda olgunlaşıp, yamacına tutunduğu dağların zirvelerine doğru yükselmeye başlar.

* * *


Erciyes’in eteklerinde 18 yıl önce Türk’ün son Başbuğu Alparslan Türkeş’in önderliğinde yakılan zafer ateşi, kısa sürede bütün Türkiye’ye yayılmış, her yıl baharın gelmesiyle birlikte her dağın eteğindeki yaylalarda parlamaya başlamıştır.
Türkler yeniden hayat bulmaya başlamış, ‘kendi özüne ve benliğine’ sahip çıkmaya başlamıştır.
Türk milletinin ‘kaderini’ belirlemede kendilerini yetkili ve etkili sananlar, tam18 yıldır düzenli olarak Türk’ün şanlı zaferleriyle dolu Ağustos ayının ilk haftasında Erciyes Dağı’nın eteklerinde, Tekir Yaylası’nda yakılan kurtuluş ve zafer ateşinin artık yakılmayacağını açıkladılar.
Peki Türk milletinin kaderi, sadece bu kendini yetkili ve etkili sananların tekelinde midir?
Türk milliyetçileri, ‘her söylenene’ uyarak, ‘boyunları bükük’ bir kenara çekilerek yokoluşa seyirci mi kalacaklardır, elbette ki hayır.
Türkler, her zora düştüklerinde ve en son Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, ‘zafere giden’ yolda kendi içlerinden yine kendilerine önderlik yapacak, yanan ateşleri birleştirerek, karşı konulamaz bir güç haline getirecek ‘lideri’ mutlaka çıkaracaktır.
Türk evlatlarının, ateşi daha da harlandırarak geleceği aydınlatacaklarından hiç şüphemiz yoktur.

* * *


Haydi artık bir araya gelinsin, el ele, gönül gönüle verilsin, her yıl olduğu gibi yine ‘Ağustos ayının ilk Cuma namazından’ sonra, Tekir Yaylası’na yeniden çadırlar kurulsun, otağlar açılsın, tuğlar dikilsin, ayyıldızlı ve üç hilalli şanlı bayraklar yeniden gökyüzüne yükselsin.
Zafer Kurultayımız yeniden başlasın.

NOT: İsmini açıklamayan değerli bir ülküdaşımızın, dava arkadaşlarına yaptığı çağrının özetidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş