Ah olamaz... Bir gönülde iki sevda olamaz

A+A-
Altemur KILIÇ

Eski bir şarkıdır: “Ah olamaz... Bir gönülde iki sevda olamaz!”  Ama oluyor işte!
Hanefi Avcı olayı siyasi ve de polisiye bir dram... İçinden iki aşk hikâyesi çıktı!
“Karargâh evi” iddialarıyla, daha doğrusu  “tesadüfen”, “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabını yazdığı için tutuklanan Hanefi Avcı’nın hayatındaki iki kadının hikâyesi bu! Avcı kitabını yazarken, “arı kovanına çomak soktuğunu” ve “arıların” vücudunun her tarafını sokacaklarını, mahremiyetine girip  “belinden aşağısını” da sokacaklarını tahmin etmemiş olamaz. Bunu muhakkak göze almıştır. Ve işte sokuyorlar!
Bu “aşk hikâyesi” bir gönülde iki sevdanın bulunması, olağan dışı değil. Romanlara, piyeslere ve filmlere konu olmuştur...
Hanefi Avcı’nın eşi Şenay Avcı’nın ve Kezban Küçük’ün aynı adamı sevmeleri, Hanefi Avcı’nın da iki hanıma; eşi Şenay Hanım’a “saygılı” bir sevda duyması ve Kezban Hanım’a da âşık olması işte böyle bir  “aşklar” hikâyesi ve de dramı!
Şenay Hanım, “O kadınla ilgilenmiyorum. Eşimin kapı gibi arkasındayım. Eşimle 30 yıldır aynı yastığa baş koyuyorum. Eşimin isteğiyle konuşmuyorum” diyor. Belli ki bu ilişkiden haberdarmış ama bağrına taş basmış. Kezban Hanım da “Fikir sevgilisiydik. Ona kurban olurum. Eşinden boşanıp benimle evlenecekti” demiş!
Avcı, herhalde bu ikileme canından can kopması pahasına bir çözüm bulacak ve güç bir tercih yapacaktı... Ama her halde, incitmeden, kırmadan! Dedim ya, romanlara konu olacak bir durum. Ama “kitabı” yazdığı için, işi ortalıklara döküldü.
Derim ki; iki hanımefendi bu durumda keşke gazetelere ve televizyonlara hiç konuşmasalardı, kolları kanatları kırık da olsa, yenleri içinde kalsaydı! Ama gene itiraf etmeli ki iki hanımefendi Hanefi Avcı’ya aşklarını itiraf etmekle ve de onun arkasında dimdik durmakla cesaret gösteriyorlar! Özellikle Şenay Hanım, kıskançlığa kapılıp eşine lanet okumuyor!
İki hanımefendi de, muhteşem, saygı değer ve cesur hanımlar... Ve ben de diyorum ki bu aşk dramını daha fazla dolandırarak, gazete ve televizyonlarda tefrikaya dönüştürmeyelim. Hanefi Avcı’nın mahremiyetine daha fazla girmeyelim ve iki cesur kadının duygularına, aşklarına saygı göstermeliyiz! Hanefi Avcı ve iddiaları hakkında son hükmü adalete, sonunda da “ilahi adalete” bırakalım!

Doğu cephesi
Doğu cephesinde -PKK/Kürt/ terör cephesinde- önceki yazılarıma ekleyecek, değiştirilecek yeni bir şey yok. “Eylemsizlik”, Apo’nun emriyle bir ay daha uzatılmış... Ortak çıkarlara, yol haritasına göre, daha da, hatta seçimlere kadar uzatılır. Bu sorunu zamana yaymakta çıkarları var... Çünkü yeni  “açılım” uzatıldıkça, teröre karşı direnç gevşeyecek ve teslimiyet, tazminat, genel af kolay olacak!
“Baş Müzakereci”, TC Devletinin muhatabı Apo İmralı’dan çıkarılıp Boğaz’da bir yalıda veya Çankaya’daki devlet konutunda konuk edilirse hiç şaşmam! Bu kadarı olduktan sonra neden olmasın!
Varsın “kelleler”, şehitler, mezarlarında yan gelip yatsınlar ve biz de, binlerce insanımız, neden öldüler diye düşüne duralım!
Hükümet çevrelerinin aşamalı, çok boyutlu “oyun planına” göre her türlü provokasyona; terörist veya  “derin devlet” provokasyonları ile birlikte medyadaki provokasyonlara dikkat çekilmiş! Bizim bu açılımın çıkmaz yol olduğunu “uyarmamız” da herhalde “kışkırtma”!  “Barış ama ne pahasına” diye sormamız da pişirilmekte olan aşa soğuk su katmak ve ateşe körükle gitmek! Sonunda kim haklı çıkacak, göreceğiz!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları