Ah! Turan ah!

Agah Oktay GÜNER

Türk Dünyasının sevdalısı, Müslüman Türk kimliğinin vakur abidesi, can dostum, hepinizin saydığı ve sevdiği Turan Yazgan’ı kaybettik. Hayatta onun çapında dürüst, mefkûresi uğruna fedakâr, feragat sahibi tanıdığım insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez...
Turan Yazgan bu dünyanın hiçbir makamına gönül vermedi. Onun ideali Türk Dünyasının bağımsızlığı, güçlü olması ve bütünleşmesiydi. 1978 yılında vakfını kurduğu zaman heyecanı adeta gözlerinden taşıyordu. Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Türk Dünyası Tarih Dergisi, kitap yayınları, vakıfta düzenlediği konferanslar, kongreler, bu işin zeminini sağlamak için girişilmiş idealist gayretlerdi. Turan, çetin bir işe soyunmuştu. Bu memlekette yıllarca dış Türklerden bahsetmek ağır ceza tehdidi altında bir suçtu. Bu yiğit ve yürekli adam bu suça gönüllü talip oldu. Türkçüler ve Turancılar 1944’lerde idam talebiyle yargılandı. Askeri Yargıtay’ın hukuk şerefini taşıyan değerli hâkimleri onları beraat ettirdi. 1980 yılında Mamak Askeri Mahkemesi’nde “MHP ve Ülkücü kuruluşlar”  davasında savcı; iddianamesinde MHP yönetimini Türk Milleti dışında Türk ırkı yaratmakla suçladı. İşte bu ülkede, Turan Yazgan taşıdığı ismin idealini bayrak olarak Türk Dünyasının burçlarına dikmeyi başardı. liseler, yüksekokullar, fakülteler, hizmet aşkıyla tutuşan öğretmen kadroları, Turan’ın gönül çiçekleri olarak Türk dünyasını bir bir bezedi, süsledi. Türk dünyasına ilim, fikir, sanat şuuru taşındı. Türk Dünyası bağımsızlığını kazandığı zaman devletimizin hiçbir hazırlığı yoktu. Ama hazır olan bir yiğit adam Prof. Dr. Turan Yazgan ve onun tevâzu içinde büyüyen vakfı vardı. Bu vakfın biriktirdiği bilgi hazineleri Türk Dünyasının karanlıklarına ışık olmuş ve devlete yol göstermiştir. MHP davasında mahkeme tahliyeme karar verince İstanbul’a gittim. Turan’la kucaklaştık ve hemen can dostumuz Mehmet Eröz’ün sağlığını sordum. Bu yağız Türkmen çocuğu hayatın nice bin çilesini aşarak profesör olmuş Ord. Prof. Dr. Z. Fahri Fındıkoğlu’nun yolunda sosyolojik araştırmalar yapıyor, Sünni ve Alevi Türk varlığını lehimleyecek ilmi tespitler için fasılasız çalışıyordu. Turan, Eröz’ün üç gündür komada olduğunu üzülerek nakletti. Hastaneye gittik, birlikte odasına girdik, yatağın kenarına dizilince Eröz gözlerini açtı:  “Agâh nihayet gelebildin”  dedi.  “Eröz’üm biliyorsun, tutukluydum çıktım ve İstanbul’a koştum” dedim. Onu kucakladım o gece sabaha karşı Mehmet Eröz vefat etti. Turan “Adeta seni bekledi” dedi. 
17 Ocak 2012’de Türksoy, Turan’a, Türk Dünyasına yaptığı hizmetler sebebiyle “Türksoy Onur Ödülü”nü verdi. O gün Turan’ın hastalığının iyice arttığını içim yanarak tespit ettim. O her zamanki gibi bir çınar sağlamlığında dimdik ayakta idi. Kucaklaşırken, kulağıma: “Agâh ağrım çok fazla”  dedi. Bunu O’nun ve benim dışımda hiç kimse hissetmedi. O günün yorgunluğu içinde Ankara’daki dostlarından bir tek şey istedi, Şaban Karataş’ı ziyaret etmek. Turan fikrî kararlılığının yanında vefalı bir dost, can bir arkadaş ve örnek bir aile reisi idi. Hanımefendisine dipdiri bir sevgi ve saygıyla bağlıydı. Oğulları onun hiç gündeme getirmediği gönül çiçekleriydi. Pırıl pırıl yetiştiler. Ancak büyük aşkı  “Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı” ydı. Maaşını alır önce vakfın ihtiyaçlarına harcar, kalanı evine, yuvasına verirdi. Yıllarca kendisine yeni bir kıyafet almadı. Üstünde zamanla savaşan, eşsiz hizmetleriyle ışıklanmış ceketi vardı.
“Türk Dünyasında Dün, Bugün, Yarın” adlı eserini lütfedip özel bir ithafla bana göndermişti. Niyazım bu satırların ilahi huzurda beraatıma vesile olmasıdır. Ârif ve zarif Turan kardeşim şöyle yazmış: “Sevgili ve Aziz kardeşim Agâh, sana her şey âyandır ama duygularım hep sana sözünün geçkinliğinin, kılıcının keskinliğinin, sağlık ve mutluluğunun devamlılığının, başarılarının ve devlete, millete hizmetlerinin kesiksizliğinin uzun ve sağlıklı bir ömür boyunca sürmesi için dua etmek istikametindedir. Toprak tutarsan altın olsun, iki cihanda aziz olasın, Cebrail’in yeşil kanatları altında korunasın, selamlar ve sevgilerimle (14.01.2011).”
Vakfının önemli gayretlerinden birisi de 300 milyonluk Türk Dünyasını içine alan  “Türk Dünyası Çocuk Şöleni” dir. Bunu sadece düşünen, yapan O oldu.
Ah Turan Ah! Senin yerini doldurmak mümkün mü? Sen eşsiz hizmetlerin, örnek gayretlerinle daima şükrânla yad edileceksin. Rabbimin himmet ve rahmeti seninle olsun!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş