Ahilik kapsamında üniversiteler ve yerelleşmemek

Kürşad ZORLU
Ahilik, bir düşünce sistemi ve yaşam felsefesi olarak toplumsal sorumluluk, ortak yaşama iradesi, işbirliği, dayanışma, mükemmele ulaşma gibi çağdaş organizasyon kavramlarını yüzyıllar önce seslendirerek uygulamaya koymuş ve böylelikle bir örgüt modeli meydana getirmiştir. Endüstri devrimine kadar Ahilik benzeri örgütlerin faaliyetlerini yoğun biçimde sürdürdüğü dikkate alınırsa söz konusu sürecin sosyo-ekonomik temellerinin olduğunu rahatlıkla ifade etmek mümkündür. Ahilik felsefesinde fertler mükemmel olduğunda toplumun da mükemmel olabileceğine inanılır. Öyle ki Ahilik teşkilatı günümüz demokratik örgütlenme biçimlerinden birisi olarak kabul edilen yatay organizasyon biçimine işlerlik kazandırmıştır. Dolayısıyla Ahilik teşkilatı belli bir zaman diliminde ekonominin katalizörü olmakla kalmamış, aynı zamanda toplumsal sistemin ayrılmaz bir parçası haline dönüşmüştür. Ahilik açısından bu genel yaklaşım biçiminin, yerellik ile evrensellik arasında bir köprü meydana getirdiği söylenebilir. İşte birbiri ile bağlantılı ve değişime, yeniliğe açık bu organizasyon modeli Yesevi ocağının taşıyıcılarından birisi olan Ahi Evran tarafından kurulmuştur. Ahi Evran hayatının önemli bir dönemini Orta Anadolu’da Kırşehir’de geçirmiş ve burada vefat etmiştir. Zaten Orta Anadolu, pek çok kez ülkenin en kilit noktalarına nüfuz etmeyi sağlayabilmesine karşın nedense bu bölgeye ait bir çok sorun daha da kronikleşerek bugüne taşınmıştır. Bu süreçte Kırıkkale, Yozgat, Tokat, Karaman, Niğde gibi illerde üniversiteler, adeta insanların umut kapısı haline gelmeye başlamıştır. Bu yolla yerel ekonomide nakit para akışı ve dolaşımı artmakta, toplumsal bilgi dağarcığı etkili bir kaynak kazanmaktadır. Ancak bilgiye ve dönüşüme bu denli ihtiyaç duyan bir toplumda üniversite sadece ekonomik bir değer yaratma aracı mıdır?

Ahi Evran Üniversitesi
Kırşehir’i ele alalım. Bu şirin Anadolu yöresi tarihi dokusu ve insan çeşitliliği bakımından uzun süre önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Geriye dönüp baktığımızda uhdesinden büyük devlet adamları, sanatçı, şair ve düşünürler çıkarmayı başarmıştır. Özellikle Ahi Evran Üniversitesi’nin yaptığı ciddi atılımla birlikte ekonomide yaşanan kısmi canlanmanın yörenin gizli işsiz sayısının azalmasına neden olduğunu söylemek gerekir. Nitekim geçen yıllarda sadece göç veren Kırşehir şimdilerde düşük oranlarda da olsa göç almaya başlamış. Geçtiğimiz gün bir araya geldiğimiz Rektör Prof. Dr. Selahattin Salman’ın belirttiğine göre 1 sene gibi kısa bir süre içerisinde üniversitedeki öğretim elemanı ve öğrenci sayısı neredeyse üç katına çıkmış, kapanmaya yüz tutmuş bölümler yeniden hayat bulmuş. Rektör Salman, konuşmasında üniversitelerdeki farklılıkların bir zenginlik olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve yerelleşmek yerine evrensel düşünmenin önemine dikkat çekti.  Peki bu nasıl olabilir? Hem o yörenin ekonomisine katkı sağlama misyonunu yerine getirip hem de yerelleşmemek birbiri ile çelişmez mi?
İşte bugün üniversitelerimizin temel sorunlarından birisi budur. Üniversiteler bulundukları yerleşim merkezlerine katkı sağlamakla beraber; genel düşünce sistemi ve gelecek projeksiyonlarında yerellikten uzak olmayı başarabilir. Buna göre irili ufaklı pek çok soruna rağmen, çok küçük bir merkezde ya da büyük şehirlere uzak bölgelerde bile eğitim ve öğretimin hak ettiği düzeyi yakalaması mümkün olabilir.  Rektör Selahattin Salman’ın ifadeleri ve yaklaşımı hiç şüphesiz evrensel değerlere sahip ve yerelleşmeden de bulunduğu yöreye büyük katkılar sağlayan bir organizasyon meydana getirecektir. Bir de şu Ahilik kültürü yeniden canlandırılabilirse sadece Kırşehir’e değil bütün Türkiye’ye ve hatta dünyaya büyük bir hizmet yapılmış olacaktır.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş