Ahirette iman dünyada Eri-van

A+A-
Altemur KILIÇ

Yolcudur Abdullah, bağlasan durmaz! Gül kararını çoktan vermişti. Muhtemelen, Erivan’a Türk ve Ermeni milli takımlarının maçını seyretmeye gidecek!  “Abdullah Bey”  olarak gitseydi mesele yoktu. Orada yuhalansaydı sineye çekebilirdi... İstiklal Marşı ve bayrağımız yuhalansaydı, belki kızardı ama kızmakla kalırdı... Ama belki de, Ermenilerin-Taşnakların kinlerinin ne kadar derin olduğunu görürdü! Bakın, Taşnak Partisi de bu ziyarete şiddetle karşı!
Aslında bütün spor alanı ve özellikle uluslararası karşılaşmaların barış ve dostluk çerçevesinde olması gerekir. Fakat maalesef Erivan’daki Türkiye-Ermenistan milli maçının tarihi ve güncel boyutları ve ortamı başka. Kaptanların el sıkışmasıyla bu ortam değişmeyecek. Belki de tatsız olaylarla hava büsbütün zehirlenecek!
 Sayın Abdullah Gül, Erivan’a ilk T.C. Cumhurbaşkanı olarak gidecek ve stadyumda halk yuha çekerse onun şahsında Türkiye Cumhuriyeti’ni ve gözleri önünde Türk bayrağını yuhalamış olacaklar! Bunun göze alınması, karşı taraf ne kadar garanti verse de, çok büyük risk! Ve ne uğruna! ABD ve öteden beri  “Ermeni meselesini”  kıstas olmadığı halde kaşıyan AB istedi diye mi? 
Gül’ün Erivan’a gitmek hususundaki başlıca gerekçesi, Sarkisyan tarafından uzatılan eli geri çevirmek istememesi imiş!  Acaba, o “elin” arkasında neler var? Ermenistan bu ayaküstü ziyaretten sonra anayasasını değiştirecek mi? Sınırların değiştirilmesi, arazi ve tazminat taleplerinden vazgeçecek mi? Ermenistan, diaspora soykırım iddialarından tamamiyle vazgeçecek mi? Ve işgal ettikleri Azerbaycan topraklarını boşaltırlar mı? Hayal! Biz kolay unutur ve kırmızı çizgilerimizden kolay vazgeçeriz de Ermeniler kinlerini kolay unutmazlar!  
Abdullah Gül, rivayete göre Ermenistan’da karşılaşabileceği herhangi bir duruma karşı yakın koruma olarak uçağına, tanınmış uluslararası gazetecileri almayı düşünüyormuş... Yanında onlar olursa, Ermeniler, aleyhte tezahürat yapmaktan çekinirlermiş! Ancak, bu takdirde Ermeniler çekinirler mi, yoksa uluslararası medya önünde daha mı azarlar, belli değil!
Cumhurbaşkanı, en iyisi, yanına Baskın Oran’ı, Orhan Pamuk’u, Halil Berktay’ı, filanı alsa daha münasip olur. Yanına, Ermeni konusunu en iyi bilen emekli büyükelçi Bilal Şimşir’i, Türk Tarih Kurumu Eski Başkanı Profesör Yusuf Halaçoğlu’nu alacak değil ya! Hem Halaçoğlu Ermenilere jest olsun diye görevinden alınmadı mı?

Terim’e göre    
(A) Milli Futbol Takımı’nın teknik direktörü Fatih Terim, Ermenistan ile savaşa değil, futbol maçına çıkacaklarını
söylemiş ve eklemiş;  “Tarihin yükünü omuzumuzda taşıyamayız bu maç öncesi... Biz futbolcular çabuk düşünürüz, çabuk uygularız, çabuk oynamayı severiz. Ama tarihin yükünü omzumuza almaya kalkarsak, bu bizi yavaşlatır. Yavaşlattığı gibi oyunumuzu da bozar.”  Terim futbolu ve futbolcuları, herhalde benden daha iyi bilir, ama benim bildiğim  “milli takım oyuncuları” , Terim’in  “tarihin yükü”  dediği anıları omuzlarında taşıyarak oynarlardı! Büyük güreşçimiz Kurtdereli Mehmet Pehlivan,  “Ben minderde milletimin gücüyle güreşirim”  demişti... Terim’in Ermenilerle ilişkilerimizi, adeta fuzuli  “yük” saymasını yadırgadım! Benim bildiğim sporda da “milli isteklendirme” sporcuları yavaşlatmaz, aksine! Evet, aslında Milli maçlar tabii ki barış alanı olmalı, savaş alanı olmamalı, ama gerçekte bu ideal olarak kalıyor ve bazen Ermenilerle, şu ortamda olduğu gibi, milli bir mücadele oluyor. Terimin özrü kabahatinden büyük, “Bu konularla çok fazla ilgilenmiyoruz, okuyoruz”  demiş!  Ermeni teknik direktörü ve oyuncuları da acaba hakikaten böyle mi düşünüyorlar? Daha yakını mesela Mustafa Denizli böyle mi düşünür! Ağabeyim futbolcu, sonra teknik direktör Gündüz, her milli maça çıkarken üzerindeki “ay yıldızın” ağırlığını ve onurunu taşır, hakkını vermeye çalışırdı... Çünkü o da birçokları gibi, “tarihin yüküyle”  çok ilgiliydi! Bu yazı yazıldığı sırada Gül kesin kararını açıklamamıştı... Eğer gitmek kararını verirse, bu ziyareti tasvip edenlere söylenecek çok şey olacak!
Murat Belge bu konudaki yazısında,  “Bakû mü, Erivan mı?”  diye sormuş... Ona söylenecek çok şey var, ama CHP Genel Başkanı Deniz Baykal vermiş,  “Ben Erivan’a gitmezdim,  Bakû’ye giderdim” demiş! İşte aradaki fark da bu!
Tarih bilgisi mahdut devlet umuru görmemiş ve Dışişleri dosyalarından bihaber  “gölge” Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Gül’ün ziyaretiyle rahmetli Alparslan Türkeş’in 1992’de Paris’te tarafsız bir alanda, Ermeni Cumhurbaşkanı Ter Petrosyan’la buluşmasını karıştırdı... Eğer devlet kayıtlarını okusaydı Türkeş’in o sırada sadece parti başkanı sıfatıyla ve zamanın Cumhurbaşkanı Demirel’in ve Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin’in bilgileri dahilinde, belli bir maksatla konuştuğunu bilirdi! Türkeş, Petrosyan’dan Ermenilerin elinde esir bulunan Azerileri serbest bırakmalarını ve Azeri topraklarını terk etmelerini istemişti! Ve yanında bulunan oğlu Tuğrul Türkeş’in dediği gibi, bir taviz de vermemiş, Petrosyan’ın yüzüne  “Hocalı Katliamı” nı telin etmişti... Ama Ermeniler değişmediler... Bizde iktidar değişti, şimdi her konuda  “verip kurtulmaya”  razı bir AKP var!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları