Ahlak rezervlerini tüketen sistem!

Özcan YENİÇERİ

Hiç kimse günaha, yanlışa ve hataya düşmekten muaf değildir. İnsanlara  “Allah şaşırtmasın!”  ikazı da bu nedenle yapılır. Ancak bazı meslekler, kimlikler ve kurumlar vardır ki onların her şart altında  “sıfır şaibe”  içinde bulunmaları gereklidir. Onlar asla  “şüyuu vukuundan beter!” denilecek türden bir şaibeyi kaldıramazlar.
Türkiye’de son zamanlarda meydana gelen bazı olgular, ülkenin yalnız siyaseti ve ekonomisi değil sosyolojisinin de alt üst olduğunu göstermektedir. Gazetelere düşen haberlere bakılırsa  “kumar çetesinde polis müdürü” başlıklarını görürsünüz. Bir başkasında otuz küsur yıllık polis müdürü terör örgütü ile ilişkisinden dolayı tutuklandığını okursunuz. İTO Başkanı’nın “rüşvetten göz altına alındığı” yolunda haberlere rast gelirsiniz.
Birkaç gün önce duyanların bırakın yüzünü, tırnaklarını bile kızartacak türden bir haber medyaya düştü. Haberin başlığı şöyleydi: “Ahlak polisinin ahlaksızlığı” . İddia edildiğine göre Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak-Kumar Amirliği’nde görevli 4 sivil polis 7’si kadın onbir kişiyi araca bindirerek gözaltına almışlar. Sonra da bunların bir kısmını bir miktar para alarak serbest bırakmışlar. Arabada kalan yabancı uyruklu bir kadını ormanlık bir alana götürerek tecavüz etmişler. Sanıldığı gibi bu tür olgular da istisna sayılacak türünden de değil. 


“Kantarın topuzu...”
Bütün bunlar nasıl oluyor? Neden kaynaklanıyor? İnsanlarda, kurumlarda ya da ilkelerde eksik olan ne var ki, böyle olgularla toplum karşı karşıya geliyor? Sorusunu sorup henüz cevabını veremeden yeni bir vak’a medyaya düştü. Kendi ifadesiyle 59 yıllık gazeteci olan Oktay Ekşi, iktidarı kast ederek; rencide edici bir cümleyi içeren bir yazı yazmış. Sayın Oktay Ekşi, sıradan bir gazeteci değil aynı zamanda  “Basın Konseyi Başkanı”dır. Yani o, basında çalışanların basın ahlak ve kurallarına uyup uymadığını kontrol eden konseyin de başkanıdır. İşin vahim yanı burasıdır.
Hürriyet gazetesinin başyazarı da olan Oktay Ekşi, gelen tepkiler üzerine önce “kantarın topuzunu galiba biraz kaçırdık” diyen bir özür yazısı yazdı. Ekşi, kantarın topuzunu değil kantarı ve varsa diğer bütün ölçüleri de kaçırmıştır. Sorun son cümlenin “vurgulu şehveti”ne kapılma sorunu değildir. Ekşi’nin bulunduğu sorun, bir an bile olsa insani ve ahlaki ölçüleri göz ardı edecek bir yer değildir. Sayın Oktay Ekşi büyük yanlış yapmış, genç meslektaşlara ise kötü örnek olmuştur. Ardından da 44 yıllık kalemini bırakıp Hürriyet gazetesinden ayrıldığını ilan etmiştir.


Basın Konseyi Başkanlığı’ndan istifa etmelidir!
Oktay Ekşi, “Basın Konseyi Başkanlığı”  görevinden de istifa etmesinin istenmesine ise olumlu cevap vermemiştir. Bize göre Oktay Ekşi’nin gazetedeki yazılarına son vermesinden daha çok Basın Konseyi’ndeki görevinden istifa etmesi gerekirdi. Ekşi’nin Basın Konseyi Başkanlığı görevinden istifa etmemiş olması, başta kurumun sonra da basın ahlak ve ilkelerinin bu tür bir üslubu kaldıracak nitelikte olduğu intibaını vermektedir. Bu doğru bir tutum değildir. Oktay Ekşi, zaman geçirmeden “Basın Konseyi Başkanlığı” görevinden de istifa etmelidir!
Unutmamak gerekir ki, ahlak zekâdan daha önemlidir. Ahlak yazı yazma ve diğer yeteneklerden de önemlidir. Bir toplum ahlak rezervlerini, doğal kaynak rezervlerinden önce tüketmişse o toplumu ayakta tutacak bir başka dayanak kalmamış demektir.
Türk insanının, ahlakını ahlak polisinden, emniyetini rüşvetçi emniyet müdüründen, ilkesini ilkesiz Basın Konseyi Başkanı’ndan korumak zorunda kalması utanç vericidir. Bu toplum böyle bir kalitesizliği, ilkesizliği ve değersizliği hak etmiş değildir. İktidarın zihniyeti ya da sistem eleştirilecekse bu tür niteliklere sahip olan insanları toplumun tepesine çıkaran yönünden işe başlamak gerek!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş