Ahlâki krize dikkat!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Ahlâk her şeyden önce karşıt yaşam, inanç ve düşünce sahiplerine karşı gösterilen nezakettir. Zekâyla da ilişkilidir, ancak ahlâk hem zekâdan önce gelir hem de ondan daha önemlidir. Bu yanı itibarıyla ahlâk, karşıt konumda olanın ıstırabını çekmenin ürünüdür.
Son zamanlarda insanlığın yaşadığı merhametsizliğin temelinde ahlâki duyarlılığın dibe vurması yatmaktadır. Siyasi ve sosyal hayatta yaşanan sertlik, acımasızlık, soğukluk, ilgisizlik, yürek kuruluğu ve duyarsızlık, ahlâki dibe vuruşun belirtileridir.
Aslında bugün Türkiye’de ve dünyada gerçekte “ekonomik” değil insanlık çapında yaşanan ahlâki bir kriz vardır. İnsanlık, ahlâki rezervlerini ekonomik rezervlerinden önce tüketmiştir. Ekonomik kriz bir anlamda ahlâki krizin sonucudur. Küresel ısınma da vicdani soğumanın sonucu olarak zuhur etmiştir.
Türkiye, ekonomik krizi göreceli olarak hafif atlatmasına karşın ahlâki boyutta yaşadığı krizin etkilerini kolay atlatacağa benzemiyor. Türkiye’de de insanlar, zalim diye yaftaladığı muhalifine giderek daha çok cehennemde yer ayıran bir ülke haline gelmiştir. “Zalimler için yaşasın cehennem” sloganı bunu anlatır.
Bu anlamda ülkede siyaset, ideoloji ve inanç algısı 12 Eylül öncesine daha çok benzemeye başlamıştır. Herkesin ayrı telden çaldığı, siyasal şiddetin hayatın parçası haline geldiği, yabancılaşmanın zirveye vurduğu bir ortam süratle inşa edilmiştir.
Türkiye’de insanlar uzun zamandır beraber ağlamayı ve birlikte gülmeyi unutmuşlardır. Beraber ağlamak ve gülmek bir yana, karşıt düşünce sahiplerinin acısından zevk duyan ve onu artırmak için gayret gösteren insanların sayısı da inanılmaz bir hızla artmaktadır. Tamamen ahlâk dışı olan bu tavır, giderek doğal karşılanır hatta ahlâki bir durum olarak nitelenir hale gelmiştir. Bir kısım çevrelerde ahlâksızlık giderek kültür halini almıştır.“Düşene bir tekme de sen vur!” anlayışı yaygınlaşmıştır.


Elbirliğiyle yıkılan ahlâk!
Bu durum, insanların siyaseti ya da ticareti yarış yerine savaş olarak algılamalarının sonucudur. Hırçınlığın, öfkenin, gerilimin ve aşağılamanın siyaset yapma biçimi olarak benimsenmiş olması durumun kontrolden çıkmasına neden olmuştur.
Türkiye’de siyaset ‘kendi öz çocuklarını yiyen pis kedilere’ dönüştürülerek değersizleştirilmiş; ekonominin üretkenliği yeni ve yandaş zenginler sınıf yaratmak amacıyla yok edilmiş; yardım dilenen, el- avuç açan insanların sayısı artırılarak toplumsal yapı hastalıklı bir hale getirilmiştir.
Toplumu üretken ve sorumlu hale getirerek ekonomiyi; liyakatli ve yüksek vicdan sahibi insanlara rol vererek siyaseti; üretimi ve emeği önceleyerek yozlaşmayı önlemek mümkündür. Ancak ahlâki krizi önlemenin kolay yolu yoktur.
Aristo; “Adil işler yapa yapa adil insan, ölçülü davrana davrana ölçülü, yiğitçe davrana davrana da yiğit insanlar oluruz” der. Ahlâk sahibi insan olmak da ahlâki davrana davrana mümkündür.
Ahlâksızlığın düşünsel ve davranış kalıbı haline getirildiği yerde, ahlâksızlığı yenmek için yeni nesillere ihtiyaç vardır. Yeni nesillerin yetiştirilmesi de zamana ihtiyaç duyuracaktır. Bu bakımdan önemli olan ekonomik kriz değil, yaşanan ahlâki krizdir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları