AİHM kararını zafer olarak gören körler...

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 5 Mart’ta 8 Kıbrıslı Rumun başvurusunun incelenmesini kabul edilemez bularak “KKTC’de kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’nu (TMK) ’etkin iç hukuk yolu’olarak kabul ettiğini; bundan böyle Rumların TMK’dan geçmeden doğrudan AİHM’ye başvurmaları halinde iç hukuk yollarının tüketilmiş sayılmayacağını; bu sebeple de başvuruların kabul edilmeyeceğini; Ankara’ya karşı açılmış 1500’ü aşkın Rum mülkiyet davasının da ’iç hukuk yolları henüz tüketilmediği’gerekçesiyle mahkemenin gündeminden düşeceğini; bu sözde tarihî emsal kararla KKTC’de işleyen bir hukuk düzeninin mevcudiyetinin ve bunun uluslararası hukuka uygunluğunun AİHM tarafından teyit ve KKTC’deki bir otoritenin meşruluğunun kabul edilmiş olduğunu vurgulayarak, BÜYÜK bir ZAFER kazanıldığını iddia edenlere şaşmamak elde değildir. Özellikle Anavatan Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun apar topar ve yanlış saptamalarla dolu yaptığı açıklama inanılır gibi değildir. Davutoğlu’nun ” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti egemenliğinde şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu kararla bu hukukun geçerliliğini kabul etmiştir. Böylece bu kararın iki faydası var. Birincisi Mülkiyet davaları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine geçmek için AB İnsan Hakları mahkemesine gidemeyecek. Bu KKTC’deki hukuki yolun geçerliliğini teyit eden bir gelişme. İkincisi ise KKTC hukuki egemenliğini ve yetkinliğini teyit eden bir karar. Biz bunun KKTC açısından da Kıbrıs’taki çözüm müzakereleri açısından da önemli ve olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyoruz. Bu tarihi ve önemli bir karardır “ şeklinde konuşmasını yadırgamamak mümkün değildir.

 
Karar niye zafer değildir
 AİHM kararında özellikle kabul edilmesi mümkün olmayan şu hususların vurgulanmış olması asla kabul edilemeyecek ve içimize sindirilmesi mümkün olmayan unsurlardır:
1. Mahkemeye göre Kıbrıs’ın kuzeyi Türk Silâhlı Kuvvetlerinin işgali altındadır.
2. Mahkeme Güvenlik Konseyi 541 sayılı kararıyla KKTC’nin ilânını hukuken geçersiz saymış ve uluslararası topluma KKTC’nin tanınmaması çağrısında bulunmuş olmasına bağlıdır. Mahkeme her fırsatta KKTC’nin ’yasadışı ve tanınamaz olduğunu belirtmektedir..
3. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 1983 Kasım ayında ’Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Kıbrıs’ın tek yasal Hükümeti olarak tanımayı sürdürdüğünü’belirten bir kararı kabul etmiştir; bu kararda, ayrıca, ’Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve birliğine saygı gösterilmesi’çağrısı yer almıştır.
4. Mahkemenin kararına göre Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs toprağının tamamını kontrolü atında tutması ’KKTC’nin politikalarından ve işlemlerinden sorumlu olmasını gerektirir ve bu politikalardan ve işlemlerden etkilenenler, Sözleşme’nin 1. maddesinin maksatları bakımından Türkiye’nin yargı yetkisinin (jurisdiction) altına girerler. Bunun sonucunda da o toprakta (KKTC toprağı) Sözleşme’den kaynaklanan hakların ihlâlleri bakımından Türkiye sorumluk taşır (KKTC Devleti değil) ve (Türkiye) bu hakların korunmasını sağlamak için müspet adımlar atmak mecburiyetinde olur.
5. Mahkemenin vardığı sonuç hiçbir surette ’KKTC’nin kuruluşu hakkında uluslararası toplumun benimsemiş bulunduğu pozisyonu veya Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hükûmetinin Kıbrıs’ın tek yasal hükûmeti olduğu olgusunu tartışmalı hale getirmez. (KKTC gayrı meşrudur, Rum devleti tek meşru devlettir.)
6. Mahkeme, Loizidou davasında uluslararası toplumun ’KKTC’yi devletler hukuku çerçevesinde bir Devlet olarak görmediğini ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Kıbrıs’ın tek yasal Hükümeti olarak        kabul ettiğini not ederek, Kıbrıslı Rumları mülklerine sahip olmaktan mahrum etmeği amaçlayan (KKTC Anayasası’nın) 159. Maddesi’nin hükümlerine Sözleşme’nin amaçları bakımından hukukî değer atfedemediği görüşünü benimsemiş olduğunu hatırlamaktadır. ( KKTC Anayasası ve yasaları meşru değildir, diyorlar.
7. Mahkeme Türk Hükümeti’nin Sözleşme çerçevesinde ’KKTC’nin kontrolü altında bulunan alanlarda kendisinin sorumlu olduğu hususuna artık itiraz etmediğini (no longer contested) ve esas itibariyle Kıbrıslı Rum mülk sahiplerinin haklarının ihlâl edilmesi durumunda 1 Numaralı Protokol’ün 1. Maddesi tahtında haklarının iade edilmesini talep etme haklarının bulunduğunu kabul ettiğini not eder.
* AİHM kararının Türkçe çevirisinde E.Büyükelçi Tugay Uluçevik’in notlarından faydalanılmıştır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları