Âkıl insanların âkıbeti...

Ahmet SEVGİ

Geçenlerde bir televizyon kanalında “âkıl insanlar”dan bazıları bir araya gelerek görevlerinin ne olduğunu ve nasıl bir yol izleyeceklerini tartıştılar. Tartışma ki ne tartışma, her biri ayrı bir telden çalıyordu. İnşallah Başbakan izlememiştir.
Bazılarının ağzı kulağındaydı. Bir ara heyetten biri kendini tutamadı, böyle bir teşebbüsün dünyada eşi benzeri yok falan dedi. Derken Damat Ferit hükümetinin “heyet-i nâsıha”sı gündeme geldi. Âkıl insanların büyük bir çoğunluğu “nâsıha” kelimesini doğru telaffuz edemedi. Türkiye’nin en akıllı gazeteci, yazar ve akademisyenleri “nâsıha”yı, “bakıla” vezninde “nasıha”şeklinde söylüyorlardı. Ahmet Taşgetiren dayanamayıp “nââsıha” diye “â”yı bir elif miktarı uzattı, anlasınlar diye. Ama başarılı olamadı. Elifi mertek sananlar harf-i meddi ne bilsin...
Çok geçmeden “farklılıklar” kendini göstermeye başladı:
-Efendim bu dille barışı anlatamazsınız.
-Yâni?
-Yânisi var mı, terör, terörist, PKK... Bu dili değiştirmek lazım... Onlar dağa izcilik yapmaya gitmediler, bir dâvâ için çıktılar oraya...
Bir başka zat “Ben milliyetçiyim” dedi. Diğer zevata baktım, ağızlarını büzdüklerinden ‘Ömer’ diyecekleri belliydi ama yine de açıkça ‘Efendi, Sayın Başbakanımızın milliyetçiliği ayakları altına aldığını bilmiyor musun?’ demediler.
Ortalığı yatıştırmak profesöre düştü. Efendim, bizler hepimiz farklı görüşte insanlarız. Âkıl insanlar heyetine seçildik diye görüşlerimizi değiştirecek değiliz. Bizim ikna etmek gibi bir yükümlülüğümüz yok. Halkı dinleyip intibalarımızı rapor haline getirerek Başbakan’a sunacağız... 
Hava biraz yumuşadı derken Hz. Peygamberimizin “Şöhret âfettir” hadisini daha henüz duymamış olan bir “âkıl”, “Türk” kelimesine karşı duyduğu alerjiyi dile getirmeye başladı. “Türk bayrağı mı diyelim, devlet bayrağı mı?” konusunu sormaya kimse cesaret edemedi. Doğrusu, devamını dinlemeye ben de cesaret edemeyip televizyonu kapattım.
İsterseniz gelinen son noktayı “Âkıl İnsanlar Heyeti”ne dâhil edilmeyen Hasan Celâl Güzel’den dinleyelim ve “GÜNAYDIN” sayın bakanım, diyerek yazımızı noktalayalım:
“Son aylarda bütün millî ve mukaddes değerlerimiz ters yüz edildi. Millet, Bayrak, Vatan gibi millî ve mukaddes mefhumlar hakârete uğradı. Milliyetçilik ve vatanseverlik kötülenip çiğnenirken bölücülük ve ırkçılık savunuldu. Türklük tu kaka edilirken etnik milliyetçilik desteklendi. “Vatanım rûy-ı zemin/Milletim nev’-i beşer” diyenler, “Vatan, Millet, Sakarya” diye millî heyecanla alay edenler, uydurma ve ağızdan dolma mâlumatfuruşlukla “ezber bozmak” ve “tarihle yüzleşmek”ten bahsedenler, Muhafazakâr-Demokrat iktidar tarafından “Âkil İnsan” olarak intihap edildiler.” (SABAH, 7 Nisan 2013) “Günaydın!” sayın bakanım... Güzel insanlara celâllenmek yakışmıyor. Lütfen alkışlamaya devam ediniz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş