AKİT yazarı Bahadıroğlu’ndan 29 Ekim’de tepki çeken yazı

AKİT yazarı Bahadıroğlu’ndan 29 Ekim’de tepki çeken yazı
Hükümete yakınlığıyla tanınan AKİT gazetesi, 29 Ekim’i de boş geçmedi. Cumhuriyet Bayramı’na ilişkin tek bir haberin olmadığı gazetede köşe yazan Yavuz Bahadıroğlu, 15 Temmuz’u bile Atatürk ile ilişkilendirdi!

Son yıllarda içi boşaltılan milli günlerle ilgili bu sene de provokatif yazılar yayınlandı. AKİT yazarı Yavuz Bahadıroğlu, “Yaşasın Tatil!” başlığıyla kaleme aldığı köşe yazısında, 1950’lilere kadar Türkiye’nin “diktatörlük”le yönetildiğini ileri sürdü.

15 Temmuz’dan önce Gülen cemaatine herhangi bir eleştiri getirmeyen Bahadıroğlu, yazısının sonunda 15 Temmuz’u FETÖ’cü darbe girişimini bile Atatürk ile ilişkilendirdi.

İşte tarihi bilgilerden uzak, taraflı-tarafsız herkesin tepkisini çeken o satılar:

"YAŞASIN TATİL!

“Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti, 

“Zaferle kalbimize yazdık Cumhuriyeti...” (Ömer Bedrettin Uşaklı)

***

“Ey kahraman Atatürk, sizlere minnettarız.

“Rahat rahat uyuyun nöbette bizler varız.” (Behçet Kemal Çağlar)

***

“Cumhuriyet/ Hürriyet” kafiyeli şiirlerle büyüyorduk, ama cumhuriyetin anlamını bilmiyorduk. 

Her cumhuriyet bayramında tüm okul, gırtlağımızı paralarcasına bağırıyorduk: “Yaşasın cumhuriyet!”

Neslimin çocukluğu, sloganlara tıkıştırılmıştı!.. Her şey sloganlardan ibaretti: Sloganlarda varlık, dirlik ve birlik arar, sloganlarla gururlanırdık.

Aslında çok fakirdik: Ne üstte vardı, ne başta; yalınayak, başıkabak, aç, bîilaç okula gider, buna rağmen her bayrak merasiminden sonra, “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diye bağırırken, başımız göğe erer, Türk olmadan mutlu olunamayacağına inandığımız için, başka milletlerin çocuklarına için için acırdık. 

“On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan” derken, yüreğimiz titrer, “Bir Türk dünyaya bedeldir” sloganında göğsümüz kabarırdı…

Her cumhuriyet bayramında, Başöğretmen Hikmet Bey’in emriyle, “Cumhuriyet/Hürriyet” kafiyeli şiirleri bağıra bağıra okur, cumhuriyetin tek başına hürriyet olmadığını aklımıza bile getirmezdik.

Çocuktuk sonuçta: Çocuklukta her şey çok basittir.

Hayat tümüyle içbükeyleştirilmişti (kendi içine döndürülmüş anlamında). Dış âleme tamamen kapatılmıştık. Başka dünyalardan habersizdik. En büyük, en güçlü, en mutlu milletin Türk Milleti olduğunu düşünürdük.

Çünkü Türkiye’de Atatürk vardı!..

Aslında Atatürk, 1938’de ölmüştü (10 Kasım’larda matem tutmamızdan belliydi), ama “içimizde yaşıyor”du.

Her cumhuriyet bayramında bizi böyle bağırtırlardı:

“Atatürk ölmedi, içimizde yaşıyor!”

Bunun nasıl olduğunu anlayamazdım. 

Ayrıca sloganlarda ve böbürlenmelerde varlık aramanın, bir bakıma gerçeklerden kaçmak olduğunu da bilmiyordum (benim neslim bunu öğreninceye kadar orta yaşlara geldi).

“Cumhuriyet; fikren, ilmen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister” cümlesini ortaokulumun kapısında okuyunca, müthiş bir “muhafızlık” psikolojisine girdim. Atatürk’ün, cumhuriyeti gençlere emanet ettiğini duyduğumda ise, hindi gibi kabardım: Yıllarım “muhafız”psikolojisi içinde geçti; çevremde “cumhuriyet düşmanı” arayıp durdum. 

Çocuklar büyüdükçe sloganlar etkisini yitirir ve acımasız gerçekler öne çıkar. O zaman gerçeklerde varlık aramaya ve sorularla boğuşmaya başlarsınız…

İlk soru şu: “Cumhuriyet demokrasi midir?”

Değildir. Meselâ İngiltere, İspanya, Hollanda, Belçika, İsveç, Norveç, Danimarka, Lüksemburg, Monako gibi Avrupa ülkeleriyle Japonya gibi teknoloji devinde cumhuriyet yok, ama demokrasi var.

Buna karşılık Çin, İran, Irak, Suriye gibi ülkelerde “Cumhuriyet” var, “demokrasi” yok. 

Çünkü cumhuriyet sadece bir çerçevedir: Bu çerçeveye diktatörlük de koyabilirsiniz, demokrasi de…

O çerçeveye biz 950’lere kadar diktatörlük koyduk, 950 sonrasında ağır-aksak da olsa demokrasiye geçtik. Ne var ki, “Jakoben cumhuriyetçi”ler tarafından on yılda bir “darbe” yedik! 

“Cumhur” ötelendi, oylar çöpe gitti, “Cumhuriyet/Hürriyet” kafiyesi eşliğinde dayatmaların envai çeşidini yaşadık.

Tam artık “Darbeler dönemi kapandı” derken, Atatürk’ün “Yurtta sulh”deyişi eşliğinde, tepemize bombalar yağdırdılar (15 Temmuz 2016). 

FETÖ’sü, APO’su, PKK’sı, PYD’si, DAEŞ’i, HAŞDİ ŞABİ’si topyekûn saldırıya geçti.

“Yaşasın cumhuriyet!”

 

  • Yorumlar 39
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş