AKP Hükümeti KKTC’den vazgeçmeyeceğini açıklamalıdır...

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ve faşist Rum lider Hristo-fiyasko BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un daveti üzerine Cenevre’de, üçlü zirvede bir araya geldiler. Aylardır merakla beklenen Zirve’den çıka çıka müzakerelere devam kararı çıktı. Bitmek tükenmek bilmeyen müzakerelerin devamının taraflara herhangi bir şey sağlamayacağı bilinmesine rağmen sürece devam etme kararı alınmıştır. Elli yıla yakındır sürdürülen müzakerelerde tarafların üzerinde tartışmadıkları herhangi bir konu kalmamıştır.Toprak, mülkiyet, yönetim ve güç paylaşımı, güvenlik ve garantiler gibi konularda tarafların tutumları gayet açıktır.Taraflar bu konularda uzlaşılması mümkün olmayan tezlere sahiptirler. Bu tezlerin neler olduğunu bu köşede defalarca yazdım, tartıştım; bu nedenle tekrarlamak istemiyorum. Ancak Kıbrıs Türkü olarak bizlerin, kurduğumuz devletimiz KKTC’den, egemenliğimizden ve Anavatanımız Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünden vazgeçmemiz mümkün değildir. KKTC’nin varlığını yok sayarak, Kıbrıs Türkünün ayrı bir halk olduğu gerçeğine kulak tıkayarak sorunun çözülemeyeceği artık anlaşılmalıdır. Kıbrıs Türkünün kendi geleceğine karar verme hakkı olduğuna saygı gösterilmelidir. Self determinasyon hakkımızın tanınması mücadelemiz her zaman, her platformda devam edecektir. Mukavemetçi Kıbrıs Türk halkı, Anavatan’daki kardeşlerimizin desteği ile elde ettiğimiz kazanımlarımızdan asla vazgeçmeyecektir.En büyük kazanımız olan Özgürlüğümüz ve Egemen Devletimizden asla vazgeçilmeyecektir.Bunun dost düşman herkese yılmadan usanmadan, ümitsizliğe kapılmadan anlatılmasına devam edilmelidir.
Anavatan Türkiye’deki AKP iktidarı, özellikle son dönemde, Rum tarafının malum siyaseti ve hedeflerini deşifre etmesine rağmen bir türlü gerekli adımları atmamaktadır. Geçen günlerde Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın önemli açıklamaları olmuştur. Bağış; Kıbrıs konusunda 2003’ten bu yana bütün önerileri reddeden tarafın Kıbrıs Rum tarafı olduğunu belirten açıklamasında, “bütün dünyanın bunu gördüğünü ve bildiğini, Kıbrıs konusunda Türkiye’ye kimsenin baskı yapamayacağını” ifade ederek, “Bize baskı sökmez, ters teper” demiştir..
“Ters tepmesi” için hâlâ daha neyin beklendiğini sormaktan geri kalmam mümkün değildir. AKP iktidarı, AB’nin bin bir vaadine kanarak, Kıbrıs Türküne devletimiz KKTC’den vazgeçmek anlamına gelen Annan Planı’na evet dedirttikten sonra emperyalist vaatlerin hiçbirinin bugüne kadar gerçekleşmemesine rağmen acaba daha neyi beklemektedir? AB’ye gün olur da tam üye olurum hesabıyla, sırf sömürgeci-emperyalistlerin  tepkisini çekmemek adına, Kıbrıs’ta müzakereleri devam ettirmek doğru bir siyaset midir? Kıbrıs Türkünün istemeye istemeye müzakerelere devam etmesini dayatmak doğru mudur? Etik midir? AB hedefi için Kıbrıs Türkünü kullanmak doğru mudur? AB’ye üye olmanın, Anavatan Türkiye için  hayırlı bir sonuç doğuracağını görebilsek, biz Kıbrıs Türklerinin buna itirazı olmayacaktır. Ancak ekonomik-sosyal çöküntü içerisindeki “Hristiyan kulübü” AB’nin  Anavatan Türkiye’ye katacağı hiçbirşey yoktur.Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak ile AB’ye üye olmanın  aynı hedef olmadığı artık anlaşılmalıdır.AB’ye üye olma gibi boş hedefler yüzünden Kıbrıs Türkünün geleceğinden çalmanın doğru siyaset olmadığını kavranmalıdır. AKP iktidarı “Türkiye ne Kıbrıs için AB’den ne AB için Kıbrıs’tan vazgeçer” yerine “Türkiye hiçbir şartta Kıbrıs’tan vazgeçmeyecektir, KKTC’den vazgeçmeyecektir” diyebilmelidir; yoksa
gerisi boştur-zırvadır...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları