AKP ile MHP'yi ayıran belirgin çizgi, AB ve Dr. Bahçeli

İsrafil K.KUMBASAR

Gündemin baş örtüsüne kilitlenmesini fırsat bilen işbirlikçi iktidar, Vakıflar Yasası’nda değişiklik içeren tasarıyı alelacele Meclis’e indirdi.
Lozan’a kadar cemaat vakıfları ‘istisnai’ bir düzenlemeye tabi tutuluyordu. Şimdi bu istisna, kurulmuş ve kurulacak bütün yabancı vakıflar için bir ‘hak’ ve ‘kural’ haline getiriliyor.
Eski ve yeni vakıfların statüleri eşitleniyor, yabancılara Türkiye’de ve yurt dışında ‘sınırsız’ örgütlenme, şube açma, faaliyette bulunma ve vakıf üzerinden taşınmaz mal edinebilme hakkı, ‘parasal dış yardım alma’ serbestisi tanınıyor.
Yasanın yürürlüğe girmesi ile Lozan’da öngörülen mütekabiliyet ilkesi çiğnenecek, büyük miktarda ‘tazminatlar’ gündeme gelecek.
Fener Rum Patrikhanesi’nin, İstanbul surları içerisinde ‘Vatikan benzeri’ bağımsız bir devlet kurmasının önü açılacak.
Soros ve benzerleri, istediği gibi at oynatabilecek.
Türkiye’nin ‘denetim yetkisi’ ortadan kalkacak, ‘hükümranlık hakları’ iyice tartışmalı hale gelecek.

***

BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, Vakıflar Kanunu’nun Türkiye’nin bir ihtiyacı olduğunu belirterek şöyle diyordu:
- “AB hedefi bizim en öncelikli konularımızdan biridir. Türkiye, bir takım çevrelerin korkularına, vehimlerine göre ritmini ayarlayamaz.”
Cumhuriyetin temellerine dinamit koyacak çok önemli bir ‘ihanet dayatması’ ile karşı karşıyayız.
Ama gelin görün ki, baş örtüne vize veren Anayasa değişikliği karşısında “Cumhuriyetin temelleri sarsılıyor”, “Laiklik elden gidiyor”, “Ülke bölünüyor” diye meydanlara inip tozu dumana katanlardan hiç bir tepki gelmemesi sizce anlamlı değil mi?
“Laiklik”  üzerinden din düşmanlığı yapıp “Tayyip, türbanı Bahçeli’ye tak” diye böğüren vatan hainleri, sanki yer yarıldı da yerin dibine girdiler.
‘Baş örtüsüne’ destek veriyor diye MHP’nin önüne siyah çelenk koymaya yeltenen cumhuriyetin bekçisi (!) şu ‘emekli subaylardan’ da çıt çıkmıyor.
Bir tek Türkiye Kamu-Sen ve Dinayet-Sen mensuplarını görebildik sokaklarda.

***

MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, Vakıflar Kanunu’nun bir teslimiyet belgesi olduğunun altını çizerek şu ifadeleri kullanıyordu:
- “AB’nin dayatmalarına boyun eğerek, Türkiye’nin başına büyük dertler açacak teslimiyet belgesi olan yasanın Meclis’ten geçirilmesinde ısrar etmeyi içlerine nasıl sindirebildikleri merak konusudur.”
MHP’yi “AKP’nin koltuk değneği oluyor” diye suçlayanlar, “Farkları nerede?” diye soruyorlardı.
MHP ile AKP’nin farkı işte burada.
‘Türkiye sevdalılarını’, ‘inanç hortumcularından’ ayıran en belirgin çizgi ‘manevi’ planda olduğu gibi ‘milli’ planda daasla taviz vermeyen duyarlılıklarıdır.
Ama ne yazık ki, baş örtüsü için gelen tepkileri adeta bir ‘paratoner’ gibi karşılayan MHP, aynı şekilde Vakıflar Yasası’nı engellemek için Meclis Genel Kurulu dışında, kamuoyunu etki altına alabilecek ‘yeterli bir direnç’ ortaya koyamadı.
Baş örtüsü için Meclis’te kamp kuran Dr. Devlet Bahçeli’nin Vakıflar Yasası görüşülürken ortalıkta görünmemesi, hiç de dikkatlerden kaçmadı.

***

Vakıflar Yasası’ndaki ilk değişiklik 2002 yılında MHP’nin hükümet ortağı olduğu dönemde yine ‘AB kriteri’ olarak Meclis’e inmiş, ‘MHP dışındaki’ bütün partilerin oylarıyla kabul edilmişti.
MHP o zaman da yasaya karşı çıkmıştı, ama bu tavrını ‘hükümeti bozma’ gerekçesi yapmamıştı.
Sadece yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmakla yetinmişti.
Ama, Anayasa Mahkemesi başvurunun ‘süresi içinde’ yapılmadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetmişti.
MHP, bu gecikmenin sebebini bir türlü kamuoyuna izah edemedi.
Bugünkü yasa, o yasanın ‘genişletilmiş’ türevidir.
Size düşman gözü ile bakan TÜSİAD patronları ve AKP işbirlikçileri gibi hem “AB’ye üyelik süreci bir devlet politikasıdır” diyeceksiniz, hem “AB’ye onurlu üyelikte ısrarlıyız” diyeceksiniz, hem de ‘AB kriterleri’ doğrultusunda önünüze getirilen Vakıflar Yasası’na, Ruhban Okulları’na, TCK 301’inci madde’ye karşı çıkacaksınız.
Bu işte bir tutarsızlık, bir çelişki yok mu dersiniz?

***

Türk milliyetçileri/ülkücülerin temel doktrini olan ‘9 Işık’, Avrupa Birliği’ne teslimiyeti reddediyor.
Türk milliyetçileri/ülkücüler, şimdi Dr. Devlet Bahçeli’nin ağzından aynı ‘samimiyet’ ve ‘kararlılık’ içerisinde şu cümleyi duymayı bekliyor:
- “Avrupa Birliği sürecine karşıyız.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş