AKP tarzı demokratik sivil darbe anayasası

İsrafil K.KUMBASAR
Her işi işlediler, ‘illallaha’ başladılar.
Beyefendilerin ne de olsa ‘tuzları’ kuru, ‘keyifleri’ yerinde, baktılar ki yapacak bir iş yok, “Bari şu Anayasa’yı değiştirelim” diye tutturuverdiler.
Sanki memlekette ‘çözüme’ kavuşması gereken hiçbir mesele kalmamış gibi, her geçen gün artan işsizliğin, gelir dağılımındaki adaletsizliğin, dış ticaret açıklarının, ayyuka çıkan yolsuzlukların kaynağı Anayasa imiş gibi, gündemi yeniden ‘cambaza bak’ oyununa kilitlemeyi başardılar.
Milletin yüzde 60’dan fazlasını temsil eden ‘muhalefete’ mensup hiçbir partinin görüşünü almadan ‘kendi kafalarına’ göre bir metin hazırlıyorlar, sonra da o partilere gidip  “Biz böyle uygun gördük, destek verirseniz ne ala, aksi takdirde referanduma gideriz” diye tehdit savuruyorlar.
‘Anayasa’ adı verilen metin, geniş çaplı bir ‘toplumsal uzlaşmanın’ neticesinde ortaya çıkan ‘ortak akıl’ değil midir?
 “Çoğunluk bizde, istediğimiz Anayasa’yı yaparız” diye dayatmanın, darbecilerin  “Güç bizde, istediğimiz Anayasa’yı yaparız” diye buyurmalarından farkı nedir?
Tabii maksat ‘Anayasa’ olmayınca, soruların da hiçbir önemi kalmıyor.
***
Anayasa değişikliği, ‘nihai hesaplaşma’ için AKP’nin elinde bir anahtar.
Ol sebepten dolayıdır ki, bütün kozlarını oynuyorlar, ‘şeytanın aklına bile gelmeyecek’ numaralara başvuruyorlar.
Çantalarında, ‘milletvekili’ satın almaktan tutun da, küçük partilere ‘hazine’ yardımına, hatta milletvekillikleri düşürülen eski DTP eş başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’a yeniden Meclis yolunu açmaya kadar her şey var.
Tasarıda yer verilen ‘12 Eylül darbecilerine’ yargı yolu, Anayasa Mahkemesi’ne ‘bireysel başvuru’ hakkı, ‘memurlara’ toplu sözleşme hakkı, ‘YAŞ kararlarına’ yargı yolu, ‘sivillerin’ askeri mahkemelerde yargılanmasının önünü kapama gibi maddeler, değişik kesimlerden geniş destek sağlamak için uzatılan bir ‘havuçtan’ başka bir şey değil.
O kadar laf kalabalığı arasında ‘göze batan’yalnızca iki madde var:
1-) AKP’nin kapatılması için ‘AKP’li vekillerden’ izin alınması.
2-) Yargı reformu bahanesi ile ‘yandaş’ bir yargı oluşturulması.
Tasarı, bu haliyle Meclis’ten geçerse eğer, yüzde yüz Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilecek.
Ama AKP’nin esas hedefi, seçim öncesinde ortaya çıkacak ‘gerginliği’ ve ‘kutuplaşmayı’ yeni bir ‘mağduriyet’ edebiyatı ile ‘oya’ tahvil etmek.
***
‘İnanç’ hortumculuğu üzerinden ‘milli iradeye’ ipotek koyan ‘etnik’ çıkar koalisyonunun ortakları, Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay’ın, Danıştay’ın, HSYK’nın yapısını kendi kafalarına göre şekillendirmeye çalışıyorlar.
Adına da “Yargı reformu” diyorlar.
Yüksek yargı organlarının başkanları, bas bas bağırıyorlar:
- “Yargı kurumlarının yapısını, iktidarın beklentisine cevap verecek şekilde değiştirmek, yargı reformu olarak kabul edilemez.”
Tayyip Erdoğan, anında cevap veriyor:
- “Eğer siyaset yapmak istiyorsunuz, istifa edip parti kurun.”
‘Laikliğe’ aykırı eylemlerin odağı haline geldikleri gerekçesiyle haklarında zaten Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş bir karar var.
‘Bölücü’ eylemlerin odağı haline geldikleri gerekçesiyle hazırlanan dosya, zamanı geldiğinde işleme konulmak üzere rafta bekletiliyor.
Anlaşılan, şimdi de ‘hukuk devletini’ ortadan kaldırmaya teşebbüsten dolayı hazırlanacak dosyaya, kendi elleri ile ‘belge’ oluşturuyorlar.
Kaşıntının fazlası ‘sağlığa’ zararlıdır.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş