AKP ve CHP’nin Dersim yarışı

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Son zamanlarda eskisi ve yenisiyle liberali, hafif meşrep dönekleriyle Marksist’i, siyasal bölücüsü ile Kürtçüsü, Cumhuriyet düşmanlığıyla 2. Cumhuriyetçisi ve uyumlulaştırılmış siyasetiyle İslamcısının dilinden “tarihle yüzleşmek” kavramı düşmüyor. Bu zevat “Resmi tarih yalan tarihtir” paradigmasından yola çıkarak, önce toplumu bildikleri ve yaşadıklarından kuşkuya düşürmekte ardından da şüphe içindeki insanlara, “Bu yalanları düzeltiyoruz” diyerek kurgusal bir tarih yazmaktadırlar.
Bu ekip gerçekte tarihten husumet, kin, intikam ve nefret çıkarmaya çalışmaktadır. Bir arada, barış içinde yaşayan insanlara ’senin atan benim atamı kesmiş’ diyerek birbirine düşürmektir. İnsanların arasına sanal bir kan davası sokmaktır. Ortaya atılan asılsız iddia ve ithamlarla bölgede yaşayan insanlarla devletin arasına mesafe konmaya çalışmaktadır. Sonra da DTK adlı bölücü organizasyon ortaya çıkıp “Devlet, halka karşı kültürel, siyasi ve askeri soykırım yapmaktadır” diyebilmektedir.
Tarih yıkım organizasyonu gibi çalışan bu ekibin amacı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin meşruiyetini ve varlığını tartışılır kılmaktır.
İnsanlık suçu, soykırım, katliam ve sürgün iddialarıyla yapılmak istenenler açıktır. Bu bağlamda yapılmak isteneni kimsenin sakladığı da yoktur. Nitekim geçen dönemlerde Avrupa Parlamentosunda düzenlenen bir toplantıda Ronald Mönch adlı taşeron bir akademisyenin söyledikleri yapılmak isteneni hiçbir tartışmaya meydan vermeyecek biçimde ortaya koymuştur. Ronald Mönch, Dersim’de yaşananların ’insanlık suçu olduğunu’ söyledikten sonra, “Yaşasaydı, Atatürk ve dönemin bakanları, askeri yetkilileri, yargılanırlardı!” diye ilave etmişti.


Dersim’i siyasi malzeme yapmak!
Diğer yandan iktidar partisi AKP’nin açılım serisi bağlamında başlattığı “Dersim” tartışmalarının özü de gerçek anlamda tarihin istismar ve mağduriyeti üzerine kuruludur. Bunu Başbakan Erdoğan’ın sözlerinden çıkarmak da mümkündür.
Başbakan Erdoğan, “Munzur Çayı günlerce kan aktı, buna yol açan kim? CHP zihniyeti” (09.08.2010 Zaman gazetesi).  “Vergi vermediler diye Dersim’in köylerini kim bombaladı? İsmet İnönü, CHP’nin başındaydı. Yani CHP bombaladı” (14 Ağustos 2010).
Kılıçdaroğlu’nun “nerede bu Ergenekon, bulsam gidip üye olacağım” sözlerine karşı Başbakan Erdoğan, “Danıştay 2. Daireye git, 1 Mayıs katliamını hatırla, Dersim’e git!” demişti.
Bu söylemler üzerine CHP lideri de Erdoğan’a, “Dersim arşivlerini açma” çağrısı yaptı.
Halbuki, zamanın Bölge Valisi General Abdullah Alpdoğan, dönemin aşiret reislerine 1936’da haber yollayıp silahlarını teslim etmelerini istediğinde onlar devlete şu şartları ileri sürmüşlerdir: “İçimize karakollar yapmayacaksınız. Köprü-yol yapmayacaksınız, Yeniden nahiye ve ilçe merkezleri oluşturmayacaksınız. Silahlarımıza dokunmayacaksınız. Vergimizi de pazarlık usulüyle vereceğiz.” Yani operasyonun nedeni vergi vermemek değildir. Aşiretlerin devlet içinde devlet gibi davranmalarıdır.
Dersim harekâtının başlamasına neden olan ilk olay 1937’de 20 Martı 21 Marta bağlayan gece yaşandı. Pah bucağı ile Kahmut bucağını birbirine bağlayan Harçik Deresi üzerindeki tahta köprünün yıkılması ve telefon hatlarının tahrip edilmesi üzerine operasyon başladı. 26 Nisan 1937 tarihinde Sin bucağının Hozat bölgesinde bulunan Askisor Karakoluna saat 20 sularında yüz kadar aşiretlerin yönettiği eşkıyalar tarafından yapılan baskınla karakoldaki 33 askerin komutanlarıyla birlikte katledilmesi üzerine de genişletildi.
Popülizm ya da siyasi rant elde etmek uğruna milletin ağzının tadını ve barışını bozanlar hakkındaki yargıyı tarih verecektir. Milletin de toplumu birbirine düşüren siyasiler hakkında 12 Haziranda vereceği yargı, iki defa daha önem kazanmıştır. Halk, bilgisiz, sorumsuz ve bilinçsizleri ödüllendirmemelidir!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları