AKP’den kurtulmak Kurtuluş Savaşı gibi sancılı oluyor

A+A-
Afet ILGAZ

Eskiden bayramlar için özel yazılar yazardık. Bu sefer, yazımın çıkacağı günün 19 Mayıs Bayramı olacağını gözden kaçırmışım. İki gün önceden pencereye bayraklarımı astım ama, nedense böyle oldu. Nedensesi var mı, Türkiye böyle, CHP sancılarıyla, Grizu faciasıyla yanar, alt üst olurken, bunlardan birini yapamıyorsunuz.
Bir yandan Atatürk’ün orijinal arabasıyla Ankara’ya gelişini ve Müftü Rıfat Börekçi Efendi tarafından karşılanışını temsil eden gösteriyi gözlerim dolarak izlerken bir taraftan da şu son yılların yıkımlarını toparlamaya çalışıyorum.
Silivri’ye, Hasdal’a doldurulan askerlerimiz için “yakalandılar”, “teslim oldular” tabirleri kullanılıyor. Anayasamızın en temel maddeleri değiştirilmeye çalışılıyor. Yargı, yargısızlık haline getirilmiş, PKK itirafçılarıyla iş görüyor. Güneydoğu şehitlerinin ardı arkası kesilmiyor.
Biz iş adamlarının intihar ettiğini hiç duymamıştık. Şimdi onlar da borç ve iflas yüzünden intihar ediyorlar. Kanunsuzluk öyle yaygınlaştı ki, balık baştan öyle koktu ki, herkes birbirini öldürüyor. Özelleştirmelerin getirdiği yer, işçilerin kapının önüne konması. Öte yandan bir güneydoğu milletvekili çıkıp “şehirleri ateşe boğarız” diyor, bir başkası “devlete diz çöktürmekten” bahsediyor.
Taşerona verilen kömür ocaklarında grizu patlıyor ve ölen otuz işçiye üç gün sonra ulaşılabiliyor. Böyle durumlarda genel yas ilan edilmesi gerektiğini düşünürüm ama, böyle bir şey hiç
yapılmaz.

Önder Sav, Tayyip Bey kadar olamadı
Bir gece evvelden CHP’de şaşırtıcı şeyler oldu. Ekranlar CHP milletvekilleriyle doldu taştı. Herkes genel başkanlarına saygılarını sunuyordu ama bu kadar aceleye, telaşa ve sevince ne lüzum vardı demekten kendimi alamıyorum. Onun için söylüyorum, bu iktidarın baskıcı sürecinden kurtulmak çok sancılı oluyor, diye.
CHP’li milletvekillerini anlıyorum. Çok ciddi, sağlam ve adım adım ilerleyen Baykal yerine, raitingi yüksek halk adamı Kılıçdaroğlu’nun gelecek olması onlara, bir nefes aldırdı. Çok yorulmuşlardı. Gerçekten de çok yorulmuşlardı. Hepsini anladım da Önder Sav’ın o kadar neşelenmesini anlamadım. Hiç gülmeyen ve konuşmayan Önder Sav gülüyor ve konuşuyordu.
Önder Sav’ın, “Saraydan Kız Kaçırma Operası”nı hatırlatan Kılıçdaroğlu operasyonu bana Tayyip Bey’in cumhurbaşkanı seçilirken Abdullah Gül’ün elini tutup:
 “İşte cumhurbaşkanı adayı kardeşim...” deyişini hatırlattı.
Deniz Bey’in de aynı şeyleri yapacağı, onun Kılıçdaroğlu’yla önce cenazede sonra evinde konuşmasından çıkarılabilirdi. Deniz Bey’i siz kaç senedir tanıyorsunuz Bay Önder Sav? Onun nezaketini, uzakta duran bizler dahi öğrenmişiz, siz öğrenememiş miydiniz? O sadece  “geniş bir mutabakat sağlayın”  dedi. İşte sağladınız. Ne olurdu bunu kırk yıllık genel başkanınızın katkısıyla sağlasaydınız?
Sonra neydi o il başkanlarının sevinçleri, alkışları... Evet çok yoruldular, hırpalandılar ama Baykal da onlar kadar, belki daha çok yorulan biri. İstifa mektubundaki suhulet, hakseverlik, kararlılık, sizi hiç mi etkilemedi? Siz de AKP’liler kadar
olamadınız.

Yazarın Diğer Yazıları