AKP'li bürokratın hezeyanı!...

A+A-
Ahmet TAKAN

Dilin kemiği olmalı!.. Herkes için geçerli... Siyasetçiler, her an toplumun önündeler. Bin düşünüp bir söylemeliler. Laflarının nereye gideceğini, ne sonuçlara yol açacağını iyi hesap kitap edip konuşmalılar. Siyasetçiler, açıklamaya gerek olmayacak açıklamalar yapmalılar. İyi sınav vermiyorlar. Bu referandum sürecinde de bunun çok kötü örneklerine şahit oluyoruz.

CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt, katıldığı bir TV programında,  "Diyelim ki 'evet' çıktı, kimse heveslenmesin. Sizi de sizin yedi göbek sülalenizi de bütün emperyalistleri de yine İzmir'den deniz dökeriz" demişti. Meydana gelen haklı tepkiler üzerine Bozkurt, söylediklerinin bağlamından koparılıp uzaklaştırıldığına dair uzun bir yazılı açıklama yaptı. Ancak ok yaydan çıkmıştı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da Bozkurt'un açıklamalarını tasvip etmediğinin ısrarla altını çizdi. Milletvekilini uyardı... "Hayır" oylarındaki artışı bir türlü frenleyemeyen AKP iktidarı bir bakıma gökte aradığını yerde bulmuş oldu. 90 artı 3'te önlerine gelen topu, altın gole çevirmek için saldırıya geçtiler. R. Erdoğan ve Binali Yıldırım başta olmak üzere iktidar mensupları,  ağır hakaretler yağdırıyorlar Hüsnü Bozkurt'a, "evet"e ivme vermek için... Bu kamplaştırma ve ötekileştirmeye karşılık husumet ve kin cepheleri yaratmaya yönelik söylemlerin tehlikeli sonuçlarını ise yine kimse düşünmüyor.

İmam cemaat misali!.. Alın size bir örnek... Her sandık sürecinde olduğu gibi bu referandum döneminde de devlet memurlarının "tarafsızlığı" en fazla tartışılan başlıklardan... Bürokratların, devletin değil de AKP'nin memuru gibi hareket ettiğinin yüzlerce örneğine rastlıyoruz. Geçtiğimiz Pazartesi günü gündem "İzmir'de denize dökeriz"in karşılıklı ağır atışmalarıyla sarsılırken, işin ne boyuta vardığını görün:

Savunma Bakanlığı'nda memur olan Haluk Orhan, aynı zamanda Bakan yardımcısı Şuay Alpay'ın da danışmanı. Şuay Alpay, AKP eski Elazığ milletvekili... Haluk Orhan, Alpay'ın milletvekilliği döneminde de danışmanlığını yürütmüş ve AKP iktidarı sayesinde bürokrat olmuş. Bizde her şey belgeli!..

Bu danışman-memur Haluk Orhan'ın Bakanlıktaki makamı..

Bu da Orhan'ın AKP Genel Merkezi önünde çektirdiği hatıra fotoğrafı!..

 Memur Haluk Orhan, herhalde CHP milletvekiline çok sinirlenmiş ve AKP liderlerinden de çok cesaret almış olmalı ki, bakın facebook hesabından ne  paylaşımda bulunmuş... Önce belgesi (ekran görüntüsü):

Ne demiş Haluk Orhan?

"9 Eylül 1922'de Yunanlıları tam denize dökemedik, halen içimizde olanlar var. 16 Nisan 2017'de evetlerle hepsini denize dökecez inşallah."

Bu paylaşımın altındaki yorumlara bakıyorum, arkadaşlarından biri hemen uyarmış; "girme o topa.. denize giren girsin" diye.. Haluk Orhan, hemen cevabı yapıştırmış; "16 Nisan da deniz havası güzel olir."

Muhabbet(!) devam ediyor;

Arkadaşı; "Allah verede yüzde 60 gibi halkın 3 de 2 si he desede işe yarasa.. nasılsa evet çıkacak."

Haluk Orhan; "Heç birşey diyemezler."

 Mesai saatlerinde devam eden (!) Facebook muhabbetinde araya MSB ANT başkanlığında çalışan Hazım Yaşbay adında bürokrat da "amin" diyerek giriyor!..

Haluk Orhan'ın başka bir arkadaşı da Türkçeye çevirmek de (!) zorluk çektiğim için herhalde şöyle bir itirazı seslendiriyor:

"Peki. Hayır. Denen. Müslümanlarda Yunanlı oluyor."

Haluk Orhan herhalde muhabbetin gidişatının sıkıntıya sebep olacağını sezmiş ki "ne alaka şimdi" diye soruyor. Araya başka bir arkadaş giriyor; "Neden bu benzetmeyi yaptın" diye sorguluyor. Orhan, "Ağlama" diye cevap yetiştiriyor.

Neyse, sosyal medya geyiklerini uzun uzadıya buraya taşımaya gerek yok. MSB danışmanı, memur Haluk Orhan, muhabbetin bir yerinde, "Hayır diyen de evet diyen de bu ülkenin evladı" diye geri vites yapıp işi toparlıyor!..

Referandum sürecinin başında "hayır diyenler teröristtir" diyerek yola çıkan AKP iktidarı akıllı muhalefet yüzünden aradığı kamplaşma/ötekileştirme ve mağduriyet alanını bulamayınca rotayı AB'ye çevirmişti... Son dakikada aradıkları kanı bulabildiler mi?.. Onu bunu bilmem!.. Sandıktan ne çıkarsa çıksın, herkes azami saygıyı göstermek zorunda. Bu çiğ ve çirkin söylemler, referandum sonunda karar ne çıkarsa çıksın Türkiye üzerinde kaos ve kargaşa planlarının hazırlıklarını yapan dış güçlerin ve onun yerli uşaklarının değirmenine su taşıyor!..

Yazarın Diğer Yazıları