AKP'nin aldığı oyun sırrı ne?

İsrafil K.KUMBASAR

Vatandaş, ‘matematik denklemlerine’ öyle uzun boylu kafa yormasa da, ‘kendisine somut bir getirisi olmayan’ konularda kılı kırk yarıyor.
‘Çöpünün’ toplanması, ‘suyunun’ akması, ‘makarna kolilerinin’ kapıya bırakılması, ‘günah keçisi’ addedilen bir takım kişilerin kodese tıkılması, sokaktaki insanın beklentilerini karşılamaya yetiyor.
Bunu algılamaktan aciz bazı mühim şahsiyetlerin (!) ‘AKP’nin oy oranına’ ilişkin tahlilleri havada kalıyor.
Dönüp dönüp söz konusu oranın ‘siyasi şablonunu’ çıkarmaya, bu nevzuhur partinin ‘sırrını’ çözmeye çalışıyorlar.
Yanlış! O tür yöntemlerle bir arpa boyu yol alacağınızı sanıyorsanız aldanırsınız.
Bu bir ‘sihir’, bir ‘keramet’, olağanüstü bir hadise değil.
Sadece ve sadece ‘günü kurtarma’ derdindeki insanın sesine kulak verme, ‘suni teneffüs’ yöntemiyle baygını kendine getirmeye çalışma.
Ötesi laf kalabalığı ve ‘nabza göre şerbet vermekten’ ibaret.
Adam 70’ine merdiven dayamış, tek ayağı çukurda, köyüne iki saat daha erken gitmesini sağlayacak olan yolun açılmasına bir ‘lütuf’ gözüyle bakıyor.
Kadın 50’sine varmadan, ilaç almanın derdine düşmüş, onu bir de ‘eczane’ kapılarında koşturursan eğer, ‘iktidar’ yüzünü görmen mümkün değil.

***

Muhtar efendi, yıllar önce terk edilmiş, daha sonra sıla özlemi çekenler tarafından adeta tatil beldesine çevrilmiş köy meydanında fellik fellik adam arıyor:
- “800 gayme maaş vereceğiz, sigortasını ödeyeceğiz. Çalışacak biri lazım.”
Bulamıyor tabi. En geç eylül sonunda, köyde belki de bir tek ‘kendisi’ kalacak.
Herkes çekip gerçekte yaşamakta oldukları ‘büyük kentlerin’ yolunu tutacak.
Çöp toplatmak için ihdas edilen kadro boş.
‘Köylüsü’ olmayan köylere bile artık ‘çöpçü kadrosundan’ eleman aranıyor.
Köyün bağlı olduğu ‘şehir’ denilen, ama ‘orta ölçek bir kasaba’ olan yerde bir ayda ‘800’den fazla kadın’ işe alınıyor, ‘hizmetli’ kadrosundan.
‘Kahvehanelerin’ önü tıklım tıklım erkekler ile dolu. ‘Çiftin, çubuğun’ artık beş para etmediği, ‘hayvancılığın tarihe gömüldüğü’ bir Anadolu şehri.
Şaşkınlıkla izliyoruz olup bitenleri.
Ortada ‘herhangi bir iş yok’iken, ‘kadınlara maaş bağlanmasının’ esbab-ı mucibesi ne ola ki?
Büyük şehirlerde belki pek fazla bir anlam ifada etmeyen 800 lira, orada bir kadının elinde ‘servet’ adeta.
Kira yok, elektrik, su ucuz. Hele kümeste üç tavuğu varsa, artanıyla kocasını ‘gün boyu kahvehanede’ tutabilir.
Bir nevi Amerikan Rüyası.
- “Hasan, çek bize dört çay daha.”
Al papazı, ver kızı.

***

Dedik ya, öyle ‘çetrefilli denklemlere’ pek fazla kafa yormaz normal yurdum insanı.
Madem devlet ‘hanımı’ da iş sahibi yaptı, madem ayda eve ‘800 pangunot’ giriyor, gerisi kuru laf.
‘Ticaretten’ elini eteğini çeken devlet, ‘dağda bayırda’ ne var ne yok satan devlet, ‘çarkı’ öyle bir çeviriyor ki sormayın gitsin.
‘Kaynağını’ soran eden yok. Herkes ‘evine giren lokmanın’ hesabında. Nereden bulunuyor, ‘neyin karşılığında’ avuç avuç saçılıyor, Allah’ın kulu kafa yormuyor.
Bir iki vicdan sahibi işin peşine düşüp “Bu ne hal yahu?” diye sormaya kalkışınca da anında kanal değiştiriyorlar:
- “Bunlar var ya, zamanında camileri bile satmaya kalkışmışlardı. Jandarmalar köyleri basıp eşekten bile vergi alıyorlardı.”
Eyvallah, tamam da, peki ‘bugün yapılmakta olanlara dair’ bir diyeceğin var mı?
‘Harun’ o lma sevdasındaki ‘gizli Karun muhibbi’ bile anladı ki sizinle baş edilmiyor, anında tornistan.
Şimdi methiyeler düzüyor, ‘memleketin nasıl güllük gülistanlık hale geldiğinden’ dem vurup, ‘Türkiye’nin bir cihan devleti olma yolunda ilerlediğini’ söylüyor.
İnanan inanır, inanmayan açar eski gazeteleri, ‘dün ne denilmiş’, ona bakar.

***

Bir kere şu iki temel gerçeği birbirinden ayırmayı öğrenin artık efendiler:
1-) Seçim sandıklarından çıkan sonuçlar, öyle iddia edildiği gibi ‘siyasi’ değil, ne yazık ki ‘sosyolojik’ bir olgunun neticesidir.
2-) Muhteremlerin niyetlerini gerçekten merak ediyorsanız, AKP’ye yeni duhul eden ‘Karun adayı’ zatın sözlerine kulak verin:
- “Türkiye gerçekten bir değişim yaşıyor. Bu değişimin ana dinamikleri de dindarlar, liberaller ve Kürtlerdir.”
Bin yıllık Türk yurdu olan Anadolu, bu sözlerin anlamını okuyamıyorsa eğer, kalkıp ‘hayvancılığın ölmesine’ ağıt yakmamız gerçekten
ayıptır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş