AKP’nin devletteki koalisyon ortakları

İsrafil K.KUMBASAR

Majesteleri, “Devlet dediğin hükümettir, iktidardır” diye ferman buyurunca, önce bir sessizlik kapladı ortalığı.
Vatandaş meraklı gözlerle sağına soluna bakındı, “Bu da nereden çıktı?” der gibi. Sonra bunun ‘İmralı ile pazarlığı ikrarın’ bir ön cümlesi olduğu anlaşıldı.
Hani demişti ya, “Bu iddiayı ortaya atanlar şerefsizdir. Biz görüşmüyoruz. Devlet görüşüyor” diye. Devletin ‘hükümetten’ ibaret olduğunu ifşa edince, vatandaş ‘çevrilen fırıldağın’ farkına vardı.
Lakin, iş orada kalmadı.
Değil mi ki, ‘devlet’ eşittir ‘hükümet’. O halde devlet ricalinin bunun ‘gereğini’ yerine getirmesi lazım diye bir takım gayretkeşler anında harekete geçti.
Kaymakamından Anayasa Mahkemesi Başkanı’na kim varsa teyakkuz halini aldı.
Memleket, bir anda ‘devlet-hükümet’ birlikteliğinin akıl almaz dayanışmasına sahne olmaya başladı.
Zaten bunun bariz bir örneği Köşk ile yaşanıyordu. Ne zaman hükümetin ‘başı’ sıkışsa, cumhurun reisi anında kolları sıvayıp vaziyete müdahale ediyordu:
- “Biz tatmin olduk!”

***

Köşk’ün tatmin olduğu böylesi ortamlarda devletin daha alt kademelerindeki görevlilerin de ‘mutmain’ olmamaları için bir neden yok.
Netekim, Hendek Kaymakamı da “Madem devlet ile hükümet aynı şey” diye düşünmüş olacak ki, kendisini ziyarete gelen AKP milletvekili adaylarına birer adet ‘nazar boncuğu’ takıvermiş.
Öyle ya, Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın, Meclis Başkanı’nın tatmin olduğu bir yerde, Kaymakam’ın neyi eksik? O da kervana katılmış.
‘Hükümet’ ile ‘devlet’ arasındaki ilişki, ‘al gülüm, ver gülüm’ sevecenliği içinde sürüp gidiyor. Kimi ‘boncuk’ takıyor, kimi ‘alkış’ tutuyor.
Kimilerinin ‘geç kaldığı’ da oluyor bu sürece yetişmekte. Ya hadiseyi ‘geç’ kavramaktan, ya da işlerini ‘layıkı’ ile yapamamaktan.
Mesela, MHP ile hükümetin başı arasında süren ‘Bozkurt’kavgası.
Ülkücüleri düpedüz ‘hayvan’ yerine koyan Erdoğan’a gerekli cevap verilmiş olsa da, ‘devlet katında’ işin bitmediği anlaşılıyor.
İlk hamle, Sivas Valisi’nden geldi.

***


Vali Hazretleri tuttu, 10 Nisan Polis Günü’nde Ozan Arif’in bir türküsünü okuyup, “Bozkurtlar” diye yürüyüş kararı sayan Özel Harekat mensupları için soruşturma açılacağını beyan etti.
Ne zaman? 25 Nisan’da, yani yürüyüşten ‘tam 15 gün’ sonra.
Görüntüler cep telefonu ile çekilip, internet sitelerine yükleninceye kadar duruma ayıkamayan Vali Bey, “Hah işte bana da gün doğdu” diye sevince boğuldu.
Zat-ı âlileri ‘tören sırasında’ neredeydi, kentin göbeğinde yapılan yürüyüşü ‘devlet’ zevatından kimse izlemedi mi gibi soruları sormak abes.
Zira burada önemli olan ‘zamanlama’dır. Madem hükümetin başı ‘Bozkurtlara’ diş biledi. Tamam işte, ‘devlet’ görevlisine de gün doğdu:
- “Soruşturma açacağım!”
Seçim sürecinde devlet görevlilerinin ‘bir partinin mensubu’ gibi davranmaları elbette ‘yasaların men ettiği’ bir durumdur.
O yüzden ‘Ulaştırma’, ‘İçişleri’ ve ‘Adalet’ bakanları görevlerinden istifa eder.
Peki ya, İçişlerine bağlı valiler, kaymakamlar ‘parti gençlik kolları başkanı’ gibi davranıyorsa, durumu nasıl açıklayacağız?

***


‘Devlet’ eşittir ‘hükümet’ ise, Anayasa Mahkemesi Başkanı da Gül, Erdoğan, Şahin üçlüsü ile ‘kanka’ ise, artık ‘yasa’ dediğiniz şey vız gelir tırıs gider.
“Devlet hükümettir”  ucûbesinin bir sonraki adımı, “Kanun da benim, nizam da” (?) vecizesidir. 
Hazret, bir 23 Nisan töreninde koltuğuna oturan küçük çocuğa da öyle öğüt vermemiş miydi zaten:
- “Astığın astık, kestiğin kestik...”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş