AKP’nin “Gelecek Vizyonu”nu duydunuz mu?

Arslan BULUT

Ankara Palas’ta düzenlenen yemekte, “gayrimüslim kanaat önderleri”yle bir araya gelen Ahmet Davutoğlu, “Şehirleri, Müslüman, Hristiyan, Musevi şehirler hatta Sünni şehirler gibi, Türk, Arap, Kürt şehirler, Rum şehirler gibi bölmek yerine, tarihte olduğu gibi hepimizin ortak mekânları haline getirmek durumundayız” ve “Ben bu geleceğin yine bu topraklardan, Anadolu’dan, İstanbul’dan inşa edileceğine derinden inanmış biriyim... Başbakan olarak sizlerle geleceğe dönük perspektifimizi, vizyonumuzu paylaşmak istiyorum”  gibi sözlerden sonra “20. yüzyılın ilk yarısında yaşanan kırılmalar dolayısıyla Türkiye’den yurt dışına giden hangi kökenden olursa olsun tarihdaşlarımız, vatandaşlarımız, ne zaman yurt dışına gitsem onları Türkiye’ye davet ederim. Bu 1915 olayları dolayısıyla da olsa 6-7 Eylül olayları dolayısıyla da olsa hangi gerekçeyle olursa olsun onların dönüp baktıkları bir kaynak olarak Türkiye’nin her zaman onlar için aidiyet bilincinin hissedildiği bir yer olarak görülmesine önem veririm... Onlar bizim diasporamızdır, hiçbir şekilde yabancı diaspora değil. Hepsiyle görüşmek, konuşmak, bizim geleceğimizi inşa etmemiz bakımından elzemdir” diye konuştu.
* * *
Öncelikle belirteyim ki Davutoğlu, tehcirde giden Ermeniler ile mübadelede giden Ortodoksları Türkiye’ye turistik ziyaret için davet etmiyor. Zira Türkiye açık bir ülkedir. Söz konusu göçmenlerin torunları zaten Türkiye’ye turist olarak gelip gitmektedir. Davutoğlu onları “Geleceği İstanbul’dan, Anadolu’dan birlikte inşa etmek için”  davet ettiğini açık açık söylüyor.
Bu konuda kapıyı açan, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik idi. Çelik 2013 yılında Moskova’da bir çağrı yapmış ve “Geçmişte yapılan bazı yanlışlıklar yüzünden ülkemizi terk etmiş Hristiyan ve Yahudiler var. Hepsine ‘ülkenize geri dönebilirsiniz’ diyoruz” demişti. Tayyip Erdoğan ise 2009’un Mayıs ayında,  “Farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi” sözleriyle işareti vermişti... Ermenileri tehcir eden Enver, Talat ve Cemal Paşa, Rumların mübadelesine evet diyen ise Mustafa Kemal Paşa idi. Erdoğan bu dört devlet adamına “faşist” diyordu! Yunan basını, Erdoğan’ın sözlerini, “tarihi itiraf” diye yayınlamıştı.
* * *
Şimdi soru şudur: AKP, işte bu “tarihi proje” için kurulmuş bir parti değil midir?.. Suriyeli sığınmacılarla nüfus yapısı değiştirilmiş Türkiye, özerklik, başkanlık sistemi derken, Hristiyan nüfusunu çoğaltarak 31 Ocak 1896 tarihinde gizli toplantı yapan Amerikan Kongresi’nin Türkiye’yi Hristiyan eyaletlere ayırmak kararını uygulamaya girişmiş olmayacak mı?
Fener Rum Patriği Bartholomeos da 7 Mayıs 2000 günü, Orta Anadolu’da bir eski kilisede düzenlediği ayinden sonra, “Türkiye’nin AB’ye üyeliği, Anadolu’da önceden var olmuş Hıristiyan toplumların yaşadığı bölgelerde yeniden Hıristiyanların yaşamasına izin vermelidir” dememiş miydi?
Emekli Büyükelçi Volkan Vural, 2008’in Eylül ayında, Neşe Düzel’e “Devlet, Ermenilerden özür dilemeli, Ermeni ve Rumlar tekrar eski topraklarına dönsün, tekrar vatandaş olsun” diye açıklama yapmamış mıydı?
Rockefeller Vakfı, Tarih Vakfı üzerinden Türkiye’nin 10 pilot bölgesinde “Yerel Tarih Grupları” kurdurarak Hıristiyanlara ait eski gayrimenkul tapularını ve eski azınlık mezarlıklarının tespitini bu proje için yaptırmamış mıydı?
HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Ermenice hizmet vereceğiz” açıklamasını neden yaptı? Ermenice hizmet, Türkiye’ye yerleşmeye davet edilen Ermenilerin torunlarına mı verilecek yoksa Hrant Dink’in bahsettiği, tehcirde kimlik değiştirerek Anadolu’da kalan 300-500 bin Ermeni’nin torunlarına mı?
Abdullah Gül de 20 bin dolara vatandaşlık satmak istemişti. Vatandaşlık kimlere satılacaktı?
Türkiye nereye sürükleniyor, farkında mıyız?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş