AKP'nin hukuka ihtiyacı var!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Ana Muhalefet Partisi, 6 yıl içerisinde iktidarın çıkardığı 143 yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmüştür. Bunlardan 37’si Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İktidar partisi yetkilileri Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hemen her iptal kararı için  “siyasi karar”  değerlendirmesini yapmışlardır. Bu söylem, iktidarın her çıkardığı yasanın anayasaya ve hukuka uygun olduğu, ancak yüce mahkeme  “siyasi karar”  vermesi dolaysıyla bu yasaları iptal etmektedir. Bu konuda Ana muhalefet ile Anayasa Mahkemesi’nin iktidara karşı işbirliği yaptığı vurgusu iktidar tarafından hep yapılmaktadır.


Anayasa Mahkemesi artı Ana Muhalefet
İktidar ve yanlılarına göre, her yasayı halk için çıkarmaya çalışan meşru iktidar, her çıkan yasayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyan muhalefet yüzünden icraat yapamaz hale gelmiştir. 
O halde AB’ye tam üyelik (!) sürecindeki Türkiye’de siyaset üzerindeki vesayet sorununun halledilmesi gerekir. Bunun için geçmişte YÖK’ün vesayetinden iktidar nasıl kurtulmuşsa yargının ve askerinkinden de benzer yöntemlerle kurtulması gerekir. Son zamanlarda bütün senaryolar bu minvalde uygulamaya sokulmaktadır.
İktidarın icraatlarına eleştiri getiren bir kısım medyanın, araştırma merkezlerinin, siyaset adamlarının, asker ve yargı mensuplarının suç örgütleriyle ya da yasa dışı oluşumlarla ilişkilendirilerek adeta yok edilmesi böyle bir senaryonun ürünüdür. Böylece Türkiye’de demokrasi ve hukuk iktidarın fobilerinin tehdidi altına girmiştir. Böyle bir fobi olmasaydı iktidarı eleştiren her siyasetçi, akademisyen ya da medya mensubu potansiyel suçlu muamelesine tabi tutulur muydu?


Baskı, tehdit ve sindirme!
İktidara teslim olmayarak eleştirel ve özgür yayın yapan televizyonların birer birer basılması, muhalif görülen gazeteler için  “satın almayın”  kampanyalarının düzenlenmesi, bazı televizyon ve gazetelerin iktidara yakın kimseler tarafından satın alınması rutin gelişme olarak görülemez. İktidar yandaşı yayın organlarının sistemli bir biçimde asker ve yargı mensuplarıyla ilgili olarak asılsız iddia, tehdit, suçlama ve yakıştırmalarda bulunmaları da özgür eleştiri değil organize saldırı olduğu açıktır. Baskı ve tehdit ile özgür Türkiye’de malum bir kesim için iktidar olmak yasalar üstü bir konuma sahip olmak demektir. Bu nedenle de bu kesim, iktidarın yasalara değil de yasaların iktidara uygun hale getirilmesini savunmaktadır. İşin tehdit boyutundan bile söz etmek mümkündür. Örneğin, Anayasa Mahkemesi’nde görülen parti kapatma davası sırasında iktidar, Anayasayı değiştirerek Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini kısıtlamakla tehdit etmiştir. Bugünlerde de HSYK’da yaşanan krizle ilgili olarak sorunu temelinden çözmenin yolunun yargıda reform yapmaktan yani HSYK üzerinde iktidarın egemenliğini kurmaktan geçtiği seslendirilmeye başlanmıştır.
Bu nedenle olacak Genelkurmay Başkanı “TSK’nın üzerinden elinizi çekiniz!”, HSYK’nın başkanı da “Yargıyı yargıya bırakın. Siyasiler ağır ithamlarda bulunmasınlar” demek zorunda kalmıştır. Dünyanın her yerinde iktidar ya da muhalefet meşruiyetini hukuktan alır. Yasalar herkesi bağlar. Kimsenin özellikle de İktidarın yasaları hafife alma ya da  “Anayasayı bir kez delsek ne olur” demeye hakkı yoktur. Kaldı ki, hukuk yalnız muhalefete değil daha çok da iktidara lazımdır. Bugünkü AKP iktidarı, daha önce hiçbir iktidarın ihtiyaç duymadığı kadar yüce mahkemelerin ve yargının adaletine şimdiden muhtaçtır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları