AKP'nin Kıbrıs siyaseti sınıfta kalmıştır

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

AKP'nin 16 yıl boyunca izlediği, savunduğu Kıbrıs siyaseti sınıfta kalmıştır. AKP iktidara gelir gelmez her nasıl oldu ise(!) Annan Planı denilen ve Kıbrıs Türkünü yok edecek plan da taraflara sunulmuştu. 2002'de rahmetli Cumhurbaşkanı Denktaş ABD'de çok ağır bir kalp ameliyatı geçirmek üzere hastaneye yatmış; ameliyatının hemen sonrasında neredeyse narkozun etkisinde iken Annan Planı'na onay verdiğini beyan eden yazıyı imzalatmak isteyen kendini bilmezlerle karşılaşmıştı. Denktaş, Planı hiçbir zaman onaylamamıştır. O hassas dönemde, Türkiye'de 3 Kasım seçimleri yapılmıştır ve iktidarda AKP vardır. AKP Başbakanı Gül ve AKP Genel Başkanı Erdoğan tedavisinin devamı için Ankara'ya gelen Denktaş'a baskı kurmuş ve Annan Planı'nı hemen imzalamasını istemişlerdi. Denktaş ve ekibi sağlamdı ve Planın, bir yok oluş planı olduğunu çok iyi bilmekteydiler. AKP ısrar etmekte ve Denktaş'a karşı ilk kez Türkiye iktidarı siyasi bir tavır ortaya koymuştu. Erdoğan bir adım önde Kıbrıs sorununu çözebileceğini zannetmekteydi. Denktaş 1968 yılından beri müzakereleri yürüten biri olarak Rum'un hedeflerini çok iyi bilmekte ve uyarılarını yapmaktaydı. AKP iktidarını bir türlü ikna etmesi mümkün olamamıştır. O tarihlerde Türkiye politikasında ağırlığı olan askerler dahi Annan Planı'nı savunur hale gelmiş veya çekimser bir tutum içerisine girmiştir. Rahmetli Denktaş Annan Planı sunulmazdan önce Rum Başkan Kleridis ile zorlu bir müzakere süreci geçirmiştir. Kleridis o dönemi anılarında "Masaya anlaşma yapmak, Kıbrıs sorununu çözmek için değil, Denktaş'ı uzlaşmaz göstermek için oturduk, bunu da başardık" diye yazacaktır. Rahmetli Denktaş, Rum tarafının adanın tamamını Yunan yapmak ve Enosis'i gerçekleştirmek peşinde olduğunu çok iyi bilmekteydi.

***

Cumhurbaşkanı Demirel ile 1998 yılında imzalanan Doruk anlaşması ile 'Konfederal çözüm modeli' konusunda uzlaşma sağlanmıştı. AKP iktidarı yeniden federasyon ve Birleşik Kıbrıs diye tutturmuş; direnen Denktaş'a maalesef ağıza yakışmayan laflar edilmişti. Siyasetin sorunları çözme sanatı olduğu bizzat Erdoğan tarafından söylenmekte ve Denktaş'ın çözüm önündeki engel olduğu dillendirilmekteydi. Denktaş'a "Git memleketinde konuş, Türkiye'de işin ne?" denecek kadar ileri gidilmişti. Denktaş'ın karşı çıktığı ve değişiklik yapılması gerektiğini söylediği Annan Planı'nın dört kez değiştirilmiş hali 2004 Nisan ayındaki referandumda oylandı. KKTC halkı baskı ve tehditlerle, olmayacak vaatlerle Annan Planı'na evet derken Rumlar Başkan'ları EOKA'cı Papadopulos'un telkini ile hayır dediler, ne var ki bu olumsuz davranışlarına rağmen Avrupa Birliği'ne üye yapıldılar. Denktaş o tarihte kararını verdi ve Türkiye makamları ile ters düşmemek için seçimlerde aday olmadı. Başkan olan Mehmet Ali Talat 2005-2010 arasında müzakereleri yoldaşı Hristofyas'la yürüttü, çözüm olmadı. Federal bir yapıda Kıbrıs birleştirilemedi. Bilahare KKTC'de Eroğlu göreve geldi, Cumhurbaşkanı Eroğlu da hem Hristofyas, hem de Anastasiadis ile sorunu çözmeye çalıştı, o da çözemedi. AKP iktidarı federal çözüm modelini, Denktaş gibi benimsemeyen Eroğlu'na baskı yaparak 11 Şubat 2014 mutabakatını imzalattırdı. Anastasiadis'in ikide bir de küstahça masayı terk etmesine rağmen müzakereler sürdü, ancak sonuç yine alınamadı. 2010-2015 yılları arasında, Eroğlu başkanlığında da sonuç alınamadı.

***

Hedef 2002'den beri hep aynı oldu; federasyon çözüm modeli ile birleşme maalesef sağlanamadı. AKP iktidarı ısrarla federasyon çözüm modelini savundu. 2015 yılında federasyoncu Akıncı göreve geldi. 2 yıl süren yoğun müzakereler en sonunda Crans Montana'da Temmuz 2017'de çöktü. Bu çöküşün ardından Türkiye ve tabii ki AKP iktidarı siyasetlerinde değişim sinyalleri vermeğe başladı. Nisan ayında Kıbrıs'a gelen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu iki devlete dayalı veya konfederal çözüm modellerinin tartışılmasını istedi. Yani AKP iktidarı 16 yıl önce reddettikleri Denktaş çizgisine geri döndüler. Bu aşamada Cumhurbaşkanı Akıncı, Türkiye'deki seçimlerin yaklaşmasını fırsat bilerek, böyle hassas bir dönemde, oldubitti yaratarak Guterres Çerçevesi'nin stratejik bir paket anlaşma olmasını önerdi. Guterres Çerçevesi bilindiği üzere Türkiye'nin Kıbrıs'taki garantörlüğünü, tek yanlı müdahale hakkını ve askeri varlığını sonlandırmayı öngörmektedir. 30 Nisan'da yapılan bu öneriye Türkiye'deki AKP iktidarından veya her konuda fikir beyan eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan tek kelime açıklama gelmedi. Akıncı federal çözüm modelinde ısrarcıdır ve sonuç alınamayacağını bile bile bu konuda inatla nafile çaba içerisindedir. AKP'nin çözümün önündeki engel olarak gördüğü Denktaş artık hayatta değildir; ne var ki "Biz bu sorunu kısa zamanda çözeriz" diyen AKP iktidarı 16 yılda sorunu çözememiştir. AKP'nin son dönemde, Rum tarafının Kıbrıs etrafındaki sularda petrol arama ve sondaj faaliyetlerine karşı takındığı kararlı tutum, gecikmiş olsa da, yerindedir. AKP'nin 16 yıllık iktidarı Kıbrıs sorununun çözülmesini, tarafların federal bir çatı altında birleşmesini sağlayamamıştır. Mevcut Kıbrıs siyasetinde artık değişim vaktinin geldiği aşikardır.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları