AKP’nin oyu yüzde 25 miydi?

A+A-
Afet ILGAZ

Rahmetli annem gibi ben de muhalif ruhluyum. O bir yazar, bir romancı, hikayeci, gazeteci olmadığı halde, hep muhalif cephede bulunurdu. Demirel, Çiller, M. Yılmaz, bilhassa Özal zamanında: “Bunlar hiç gitmeyecek herhalde” derdi. Ben de hayatın diyalektiğini (ezvac sırrını) hatırlatarak: “Giderler giderler” diye lafı kısa keserdim.
On beş sene kadar önce, Yeni Şafak’ın ilk kuruluşunda, ilk gününden itibaren yazmaya başladım. Arada bir toplanır, gazetenin 30 bin olan tirajını n’apsak da arttırsak diye müzakere ederdik. Ben ordan ayrıldım, Yeni Şafak’ın bahtı açıldı. (!)
Millî Gazete’nin durumunu bilmiyorum ama kendi durumumu biliyorum. Orda da muhaliftim. Önce Erbakan’ın milli politikalarına karşı çıkanlara derdimi anlatmaya çalışmıştım, sonra koalisyon zamanında, bir gecede çıkarılan uyum yasalarına, dolayısıyla münavebeli olarak Çiller’e ve Mesut Yılmaz’a muhalefet ettim.
Şimdi gene muhalifim. Bu bir partiye, bir kesime, bir topluluğa yakın oluşumdan değil, “Hakk’a tapan milletten” oluşumdandır.
Annem sağ olsaydı gene aynı hüzünle, aynı şeyleri söyleyecekti herhalde. Ben de aynı cevabı verecektim.  “Giderler giderler...”  Geçende bir yazımda, dayanamayarak şöyle yazmıştım. Hâşâ, Allah’tan da büyük değiller ya! Vakt-i merhunu daha değil herhalde.

* * *

Epey bir zamandır geliş gidişlerde olduğum için (yazlıktan İstanbul’a) o telaş arasında, pek de hakim olamadığım bilgisayar faaliyetine ara vermiştim. Sonra mail atanlara ayıp olmasın diye bir baktım ki gerçekten çok mektup gelmiş. Bir tanesi çok ilgilendirdi beni. Okuyucum Mehmet Güzelbag’dan. Bildiğimiz şeyleri daha profesyonelce yazmış. İlk şaşırtıcı veya onaylayıcı bilgi şu:
 “Referandumda veri tabanları ayarlandı. AKP her seçime yüzde yirmi, yirmi beş önde başlıyor. Oysa AKP’nin oyu yüzde 20-25’i geçmez.”
“Belediye seçimlerinde de böyle oldu. Ama ayrıca başka ayarlamalar yaptılar. Oy sayımı devam ederken il başkanı 2 defa ekranlara çıkıp “sırtınızdaki terin hakkını verin” diye kendi özel görevlilerine seslendi. Daha sonra elektrikler kesildi. Veri tabanları çöktü, puanlar yükseltildi. Ayrıca yapılacak şikayetlerin sonucunu alamamak gibi, bir kuruma da ayarlama yapıldı.”
 “Kamuoyu, anketler, medya üzerinden toplumu manipüle etti.” 
Gerçekten de Adil Gür’den başka, bütün anketlerin aynı neticeyi vermesine ne dersiniz? Başbakan da bir hile düşünülmesin diye “çalışmak” tan yana her şeyi yaptı ve mahzun bir yüzle, “yüzde bir fazlalık olacağını, olabileceğini’ söyledi.
Tarihin 12 Eylül’e denk getirilişi, Meclis’te mektup okurken dökülen timsah gözyaşları, Ramazan’ın kalpleri yumuşatma ve bayramın insanın din duygularını doruğa çıkarma niteliği...

* * *


Bu saydıklarım başarıyla uygulandı ve MHP ile CHP karşı karşıya getirilmeye, ayrıca MHP’nin içinden çökertirilmesine yönelik “ülkücü” hadisesine çalışıldı. Maksatlarının MHP oylarının AKP’ye tahvil edilmesi olduğunu artık en geri zekalı insan bile anlar. MHP’yi barajın altına itmek ve böylece iki-üç kuş birden vurmak. Kuşlardan biri de açılımını yapacağı PKK ile ilgili, en sert muhalefeti yapan milliyetçileri devreden çıkarmak. Ne operasyonlar yapıldı, hatırlasanıza bu uğurda. Baykal’ın Yazıcıoğlu’nun bertaraf edilmesi, askerin sindirilmesi, en çok ses çıkaran aydınların Silivri’ye tıkılışı... Ele geçirilmeyen kurumlar arasındaydı muhalefet partileri. Şimdi onlar üzerinde oyunlar yapılıyor. Bilhassa MHP üzerinde.

* * *


Bu arada ilginç bir mail de Nevval Kavcar’dan gelmiş. Hanefi Avcı’nın kitabında gördüğü bazı şüphe uyandırıcı noktalara parmak basıyor. Okumanızda fayda var.
Ben gene anneme dediğim gibi:
“Giderler giderler...” demekten ve bunu yazmaktan başka çare görmüyorum.

Yazarın Diğer Yazıları