AKP'nin şansı mı, stratejisi mi?

A+A-
Özcan YENİÇERİ

İktidar partisi, “Habur Açılımı” sonrası düşüş ivmesine girmişti. PKK’lı teröristlerin zafer kazanmış kahraman edasıyla binlerce insanın katıldığı törenlerle ülkeye girmesi halkın kafasını karıştırmıştı. İnsanlar geniş kitleler “ne oluyor?” ve “nereye götürülüyoruz?” sorusunu sormaya başlamışlardı. Başbakan Erdoğan buna rağmen ’çivi çiviyi söker’edasıyla “hazmettire hazmettire.../...yola devam” edileceği mesajını vermişti. 


CHP’de Genel Başkan değişiyor!
Muhalefet partileri üzerinde uygulanan strateji açısından AKP’nin bu sonucu nasıl aldığına bir bakalım. Öyle görülüyor ki AKP’nin stratejisi, referanduma var gücüyle asılıp kazanması değil muhalefetin de alternatif olmaktan çıkarılması üzerine kuruluydu. Nitekim anayasa değişikliklerinin görüşülmesi sırasında birden bire ana muhalefet partisi CHP’nin karizmatik lideri Deniz Baykal bir komplo ile saf dışı bırakıldı. CHP’nin yeni genel başkanının başarısız bir kampanyanın tarafı olarak genel seçimlere girmesinin sağlanması önemliydi. Daha da fazlası yapıldı. CHP Genel Başkanı seçimde oyunu dahi kullan(a)madı.


MHP’de “Eski” ve “Yeni” tartışması açılıyor
AKP’nin açılımlara kökten karşı MHP’ye de sürprizi vardı. Bu sürpriz 12 Eylül cuntası tarafından haksız yere idam edilen ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu’nun mektubunun Başbakan tarafından okunmasıyla başladı. Başbakan’ın Pehlivanoğlu’nun mektubunu okurken ağlaması MHP camiasında tam anlamıyla şok yarattı. Ülkücüleri ülkücü kimliğiyle bürokrasiden tam anlamıyla tart eden bir iktidarın lideri bu defa bir ülkücü için resmen ağlıyordu. Başbakan, haksız yere idam edilen Pehlivanoğlu’nun hesabını sormak için Anayasanın ilgili maddesini değiştirdiğini ve bunu referanduma sunduğunu söyleyerek destek istiyordu. Ardından da  “eski ülkücü” ve “bağımsız ülkücü” tartışmaları gündeme taşınıyordu. MHP’de çatlak yaratma faaliyeti alabildiğine sürdürülmüştü.


Saadet ve BBP  “Şimdilik Evet” diyor!
Saadet Partisi ve BBP “yetmez ama evet” ya da “şimdilik evet” diyerek AKP’nin getirdiği değişikliklerden yana tavır koymuştu. Muhalefet kendi içinde  “evet” çi ve  “hayır” cı olmak üzere iki kısma ayrılarak sinerji yaratmaktan uzaklaştırılmış oldu.  “Hayır”  kampanyasını yürüten MHP ve CHP ise dışa yönelik kampanyadan daha çok kendi iç işleri ya da mensuplarına yönelik çalışmak zorunda kalmıştı.
Bu arada BDP de önce “boykot”, ardından da AKP taviz verirse esneyip “evet” diyebiliriz mesajını verdi. Sonuçta BDP “boykot”ta karar kılarak AKP’yi PKK ile aynı çizgiye düşmekten kurtardı.
Elbette referandumda alınan sonucu yalnızca iktidarın uyguladığı stratejiye bağlamadık. Aksine muhalefet partileri yönündeki durumun tespitini yaptık. Hemen yazalım, şu sıralarda Saadet Partisi’nin ikiye ayrılarak güçten düşmesi de genel seçimlerde yaratacağı sinerji hariç, AKP’ye en az iki puan katkı sağlayacaktır. Şans mı, strateji mi? Üzerinde düşünmeye değer!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları