AKP’nin seçim fotoğrafı

A+A-
Agah Oktay GÜNER

Partiler seçim beyannameleri ve diğer propaganda dokümanları ile seçmenin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.
Bu kampanya döneminde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)  laf bolluğu ile çok ışıklı tablolar sunacaktır. Ancak reklam sisleri dağılınca görülecek tek şey bir yıkım manzarasıdır.
Bu tablo bu gün İstanbul’da cam gökdelenlerin reklamı yapılırken  Erzurum’da çöken kerpiç evde enkaz altında kalarak ölen iki yavru ile ağır yaralı kardeşleri, perişan ana ve babanın  kırık dökük durumlarıyla şekilleniyor.
Ne yazık ki  9 yıllık AKP iktidarının  neticesi budur; yükselen cam gökdelenler ve depreme ihtiyaç duymadan  çöken evler.
Dış Politika da böyledir. İslâm Âleminin haklarını arayan  lider ülke  rolündeki  Türkiye... Milyonu aşkın  Iraklı Müslümanı  bombalayan uçaklara  İncirlik Üssü’den kalkış izni veren, onların ihtiyaçlarını karşılayan Türkiye...Filistinli Müslümanlara ölüm yağdıran İsrail uçakları da yakın zamana kadar Konya semalarında eğitim uçuşları yapıyordu. Yükselen İslâm Liderliği ve ezilen Müslümanlar. Bu gidişin son başarı (!) yıldızı; Libya’yı döven uçakların komuta merkezinin İzmir oluşudur.
İçerde  “Tek Parti”, “Tek Düşünce”, “Tek Lider”  yolundayız. Basın, Televizyon hepsinde tek tip haber ile  karşı sesler susturulmuştur. 
Önce Kızılay usulsüz bir kongre ile ele geçirilmiş, cesaretle bu usulsüz tavra karşı koyan  Başkan Dr, Ertan Gönen bir trafik kazasında vefat  etmiştir.  Böylece Kızılay zirvede olmak üzere bütün yardım kuruluşları iktidarın elinde, kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı organlar haline gelmiştir.
İnşaat sektörü alınan tedbirlerle TOKİ’nin kontrolüne girmiştir. Bu sektörün tüm geliri tek elden dağıtılmaktadır.
Ülkenin Cumhuriyet dönemindeki bütün birikimi yabancılara satılmıştır. Topraklar, barajlar, elektrik ve sanayi tesisleri satılmaktadır. İş o noktaya gelmiştir ki bazı belediye başkanları mülk alan yabancıların diliyle makbuz bastırmaya başlamışlardır.
Yabancı dille eğitim yapan üniversite sayısı zirveye ulaşmış, yabancı dille eğitim çocuk yuvalarına kadar inmiştir.(Yanlış anlaşılmasın yabancı dil öğrenmeye karşı değiliz. Hatta günümüzde bir değil birkaç dil öğrenmek, öğretmek gerektiğine inanıyoruz. Ancak çocuklara ana dilleri doğru düzgün öğretilmeden eğitimin tamamının yabancı dille oluşu kimliğini ve kültürünü muhafaza etmek isteyen bir ülkede söz konusu olamaz.)
Üniversite giriş sınavlarının (YGS) durumu, yaşanan çirkinlikler ortada.
Ekonomi ise bir felaketler yumağı. İhracata dayalı ithalat nedeniyle cari açık  bu yıl sonu 70 milyon dolarda kalırsa ne mutlu.
Orta boy işletmeler büyük sıkıntıda, sanayi direniyor. Evet ama nereye kadar?
Tarım çökmüştür. Kendi kendini besleyebilen 7 ülkeden biri olan Türkiye  şimdi 49 ülkeden tarım ürünü  ithal etmektedir.  Avrupa Birliğinde 20 milyon çiftçi  devletlerinden 50 milyon dolar teşvik alırken bizim 20 milyon çiftçimiz için bu rakam  sadece 5 milyon dolar.
Sonra gümrüksüz rekabet geliyor.Mağlupların vay haline... Gelecek hafta  inşallah rakamlarla tarım gerçeğini sunacağım. Bu akıbeti meçhul gidişe AKP içinde  “Dur!” diyecek  erbab-ı fazilet yok mu? Var, elbette var..
Lakin onlar da topyekun sele kapılmış gidiyorlar. Ağızlarını açarlarsa selin kendilerini boğmasından korkuyorlar. Ne yapalım; insanlar sadece Allah’tan korkmayı çok zor öğreniyor, ama öğreniyor...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları