AKP'ye 'bölücülükten' dava açılmayacak mı?

İsrafil K.KUMBASAR

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde yer verilen, ‘ülke güvenliğini’ tehdit eden en önemli iki tehlike ‘irtica’ ve ‘bölücülük’tür.
Anayasa Mahkemesi tarafından ‘irticai faaliyetlerin odağı’ olduğu tespit edilen AKP, bu kez de ‘bölücü eylemlerin odağı’ haline geldi.
AKP, iktidara geldiğinde, Türkiye’deki terör neredeyse ‘sıfır’ seviyesinde idi.
‘Kararlı’ operasyonlar karşısında ağır kayıplar veren PKK, tutunamayacağını anlayınca ‘eylemsizlik’ kararı alarak Irak’ın kuzeyine çekilmek zorunda kalmıştı.
Ancak aradan geçen 7 yıllık süre içerisinde iktidarın başı Tayyip Erdoğan’ın  “Kürt meselesi benim de meselemdir” sözleri ile başlattığı ‘alt kimlik-üst kimlik’, ‘Türkiyelilik’ gibi tartışmalardan faydalanan PKK, halk arasında yeniden taban bulmaya başladı.
Temeli okyanus ötesinde atılan ‘açılım’ süreci ile birlikte ‘cin’ tamamen şişeden çıktı.
Bugüne kadar ‘devlet’ ile ‘teröristler’ arasında süregelen çatışma, son 6 ay içerisinde tamamen eksen değiştirerek, insanların birbirine ‘düşman gözü’ ile bakmaya başladığı bir ‘sivil çatışma’ döneminin işaretlerini veriyor..
Ülke bir ‘iç savaşın’ eşiğine geldi.

* * *

Anayasa’nın 68 ve 69’uncu maddeleri ile Siyasi Partiler Kanunu’nun 101 ve 103’üncü maddelerini esas alan Anayasa Mahkemesi, terör örgütünün Meclis’teki uzantısı olduğunu artık gizlemeyen DTP hakkında ‘bölücü faaliyetlerin odağı’haline gelmekten dolayı kapatma kararı verdi.
Anayasa’nın 68’inci maddesi şöyle diyor:
“Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik cumhuriyet ilkelerine
aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı
ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.”
Anayasa, madde 69’da ise şu hüküm var:
“Bir siyasî partinin tüzüğü ve programının 68’inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.”

* * *

Kanun, partilerin faaliyetlerde bulunmalarının yasak olduğu alanları şöyle sıralıyor:
Siyasi Partiler Kanunu, Madde 79:
“Siyasi partiler, TC’nin, milletlerarası hukuk alanında bağımsızlık ve eşitlik ilkesine dayanan hukuki ve siyasi varlığını ortadan kaldırmak yahut milletlerarası hukuk gereğince münhasıran TC’nin yetkili olduğu hususlara diğer devletlerin, milletlerarası kuruluşların ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerin karışmasını sağlamak amacını güdemezler ve bu amaçlara yönelik faaliyette bulunamazlar.”
Siyasi Partiler Kanunu, Madde 81:
 “Siyasi partiler, Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde milli veya dini kültür veya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri süremezler. Türk dilinden veya kültüründen başka dil ve kültürleri korumak, geliştirmek veya yaymak yoluyla Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde azınlıklar yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacını güdemezler ve bu yolda faaliyette bulunamazlar.”

* * *

Peki, Anayasa ve siyasi artiler kanunundaki bu maddeler AKP hakkında geçerli değil mi?
İktidar eliyle ‘yeni azınlıklar yaratmak’ peşinde koşan AKP, izlediği işbirlikçi politikalar ile ülkeye ‘DTP’den daha fazla’ zarar vermeye başlamadı mı?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP hakkında ‘bölücülükten’ dava açmak için daha neyi bekliyor?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş