AKP’ye utanmayı öğretmek!

Özcan YENİÇERİ

Ar, hayâ ve utanma duygusu, duyguların en asilidir. Bu duygular insan cinsine özgüdür. İnsan dışındaki varlıklarda ar, hayâ ve utanma duygusu yoktur. Utanma duygusunun kaynağı imandır. İnsanı yanlış yapmaktan, şer işlere bulaşmaktan, harama gömülmekten, güdülerin kontrolüne kapılmaktan utanma duygusu korur.
Yüce peygamber, “Utanmadıktan sonra istediğini yap!” diye buyuruyor. Pişkinlik, arsızlık ve hayâsızlıkla insani düşüklük arasında doğru bir ilişki vardır. “Suçlar arttıkça utanma duygusu azalır” diyenler olgunun bir yanını okuyanlardır. Aslında utanma duygusu azaldıkça suçlar artar, suçlar arttıkça da utanma duygusu azalır.
Erdem sanatı olan siyaset, her şeyden önce bir davayı dert edinenlerin yapacağı bir iştir. Mülke mülk, güce güç ilave etmek ya da servete servet katmak için siyaset değil, yapılsa yapılsa ticaret yapılır. Siyaseti ticaretin aracı yapmak yasal yönden suç, ahlaki yönden de utanç vericidir.
AKP iktidarı, siyaseti ticarete karıştırmak bir yana yolsuzluk, rüşvet ve kamu malını yağma yönünden yandaşlarını gırtlağına kadar şaibeye bulaştırmıştır. AKP iktidarı döneminde yolsuzluk sorunu “mızrak çuvala sığmayacak” kadar alenileşmiştir. İş o kadar somutlaşmıştır ki, AKP iktidarı sayesinde ayakkabı kutusundan, ayakkabı dışında her şey çıkabildiği görülmüştür. İnsanlar ilk kez bankaların dışında konutlarda para sayma makineleri görmüş, yedi tane kasanın bir evde bulunabilirliğine şahit olmuştur. Milyon dolarların, ayakkabı kutularında hiçbir koruma ve önlem olmadan paylaşım yerlerine taşınır olabildiğine de milyonlar şahit olmuştur.
Rüşvet ve yolsuzlukla -yapmak bir yana- suçlanmayı bile onur meselesi yaparak istifa, hatta intihar eden bir çok devlet yetkilisi vardır. Çünkü rüşvet ya da yolsuzluk hukuk yönünden suç, ahlak yönünden kötü, dinen haram ve insanlık yönünden de utanç vericidir. Rüşvet ve yolsuzluk eskilerin “şüyuu vukuundan beter”  dedikleri bir kriminal bir vakıadır. Böyle bir suç onurlu bir insanın yalnız yüzünü değil, tırnaklarını bile utancından kıpkırmızı yapar. Ancak ar damarı çatlamış ve utanma duygusunu kaybetmiş insan ya da iktidarlar böyle bir suçlamaya karşı vurdumduymaz ve ilgisiz kalabilirler.
AKP’nin kamuoyunun önüne dökülen onca görüntüye karşın, hiçbir şey olmamış gibi pişkin pişkin zevahiri kurtarmak için olayı saptırarak olan bitenden sıyrılmaya çalışması anlaşılır değildir. AKP iktidarı, hükümetin dört bakanının yani beşte birinin -yalnız bu olgu için- doğrudan ya da dolaylı olarak rüşvet ve yolsuzluk çarkıyla ilgili iddiaların merkezinde olmasına bile aldırmıyor.
AKP zihniyetinin siyaseti, yolsuzluğun ve sebepsiz zenginleşmenin aracı olarak gördüğü anlaşılıyor. Olan biten karşısında takındığı tavırla iktidar adeta ‘rüşvet almak ve yolsuzluk yapmak da bizim hakkımızdır’ diyor.
St. Augustine  “Devlet hırsızlık bandosundan başka bir şey değildir” demişti. Bu bir anlayıştır. Bu anlayışın yüzyıllar sonrasında Türkiye’de belirli bir iktidar uygulaması olarak zuhur etmesi üzüntü vericidir.
Maalesef AKP iktidarının, onbirinci yılın sonunda Türkiye’yi getirdiği yer burasıdır. Bu durum AKP için yolun sonudur. AKP için artık deniz bitti. Pandora’nın kutusu açılmış ve bu kutudan yolsuzluk adına ne var ne yok ortalığa saçılıp dökülmeye başlamıştır. Yolsuzluk macunu tüpten çıkmıştır bir daha onu içeriye sokmak imkânı yoktur. Kamuoyunun ortaya çıkanlardan görebildikleri büyük fotoğrafın küçük bir parçasıdır.
Ahlaken tükenmiş olan AKP iktidarının siyaseten tükenmesi için, biraz daha zamana ihtiyaç vardır. Bu zaman sürecinde de AKP’nin kaybettiği utanma duygusunu onlara yeniden kazandırmak gereklidir. Hırsızlık yapanlarla değil de hırsızları yakalayanlarla mücadele edenlerin, utanma duygusuna herkesten çok ihtiyacı vardır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş