Akritas planı devam ediyor

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Hristofyas’ın son açıklamaları şüpheye meydan bırakmamaktadır. Rum liderliği, Milli Konsey’in kararları doğrultusunda, Akritas Planında öngörülen hedefe doğru kesin adımlarla ilerlemektedir. Akritas planındaki hedef Enosis olmakla beraber bunun adını “Kıbrıs Halkının self-determinasyon hakkı” olarak isimlendirmişlerdi. 1954’de Yunanistan Kıbrıs meselesini BM Genel Kuruluna “Kıbrıs Halkı self-determinasyon yolu ile Enosis istiyor” diye götürmüştü. 1950’de Kilisenin yaptığı Plebisit de Kıbrıs Halkının %95 Enosis talebini vurgulamıştı güya. “Tek halk” adı altında Kıbrıs’a sahip çıkma eylemine Akritas Planı altında korkusuzca ve hiç utanmadan devam edilmektedir. Sn. Talat ile T.C. temsilcilerinin zaman zaman iki halktan bahsetmeleri Rum liderliğinin siyasetini veya görüşmelerin rotasını değiştirmiyor. Bu nedenledir ki Hristofyas geçenlerde Kıbrıs Türklerine yaptığı çağrıda “Çoğunluğun haklarını gölgeleyecek hakların talep edilmemesini, yeniden bunları beklememesini” duyurdu. “Adamlar Kıbrıs bizim malımızdır; size vereceklerimizle iktifa ediniz” demektedirler.
Geçmişteki belgelere baktıkça “değişen hiçbir şey yok” diyorum. Bugünkü beyanatlara bakıyorum ve aynı sonuca varıyorum. Değişen biziz. Dünyanın bize “Uzlaşmadan yana akıllı çocuklar” diye gülümsemesi bizler için çok önemli. Cemaat temsilcisi olarak kabul görmemiz sanki “büyük bir atılım”. Karşılığında devletten ve egemenlikten vazgeçtiğimiz sanki hiç önemli değilmiş gibi edebiyat yapmakla meşgulüz. Rum tarafı etkin propagandası ile dünyaya (Akritas Planından önce de yaptığı gibi) haklılığını kanıtlamakla meşgul.  “1960 Antlaşmaları ile Kıbrıs halkına yapılan haksızlığın giderilmesi için uğraş veriyoruz; Türkiye işgal ordularını bir çekse mesele kalmayacak” diyorlar. Hristofyas utanmayı da atmış “Zavallı Türkleri de işgalden kurtaracağız” diyebiliyor.
Akritas Planında açıkça “Önce, Anayasada istediğimiz tadilatı elde etmeliyiz; bu elde edildikten sonra Türklerle bir arada yaşayabiliriz diyerek esas hedef olan Garantilerden kurtulmalıyız; bunu başardıktan sonra  self-determinasyon yolu ardına kadar açılmış olur” denmektedir. Bu satırları okuyan ve değerlendiren yok mu?
Bu açıdan bakıldığında Rum liderliğinin yaptıklarına bir göz atalım: Dünyaya “milyon defa karşılıklı geçişler oldu fakat ciddi bir olay yok” diyerek en küçük bir teması bile “Kıbrıslı Türkler birleşme istiyor” propagandasına hız vermektedirler. Kuzeyde Türk askeri bulunmasa bu geçişler nasıl sonuçlanırdı söylemiyorlar. “AB üyesi olduk Garantilere neden yoktur, Kıbrıs meselesi 1974’de Garantilere dayanılarak meydana gelmiştir. Kabul edilemez” diyerek Akritas Planında öngördükleri hedefe dört elle sarılıyorlar. Biz halâ barışçılığımızı kanıtlamak için bütün bunları es mi geçeceğiz?
Rum tarafında Hristofyas’a çağrıda bulunan muhalefet görüşmelerin seyri ile ilgili detaylı bilgi istemektedir. Hristofyas belki de yüz defa kırmızı çizgilerini açıkladığı halde bunda ısrar ediliyor. Bizde “Kırmızı çizgimiz yoktur”  denilerek devam eden görüşmelerde anlaşma noktaları nelerdir, mutabakat hasıl olmayan konular hangileridir, kırmızı çizgilerimiz nelerdir konularında hiçbir bilgimiz yoktur. Sn.Talat bu konularda halkımızı aydınlatmak zorundadır. İkinci safhayı başlatmak gerekli mi, değil mi? Bilinmesi ve Meclisin bu konuda bir karar vermesi gerekir. Aksi halde başkalarının baskısı ile yeniden bir Annan Planı benzeri oyuna gelebiliriz.

Yazarın Diğer Yazıları