Akşener uyardı: Diktatör yaratır

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

Sevgili okuyucularım; Ege Türk Televizyonu'nda "Söz Hakkı" programımda Meral Akşener'le referandum konusunda uzun bir söyleşi yaptım. Bu söyleşinin can alıcı bölümlerini bugün ve yarın iki bölüm halinde sunacağım. 

Meral Akşener, "Bu sistem kabul edilirse orada oturan şahsı doğal olarak tek adamlığa oradan da diktatörlüğe götürür. Şöyle örnek vereyim 1938'de Almanya'yı İkinci Dünya Savaşı'na götüren neden, Hitler'in KHK'larla yönetme yetkisidir" dedi.

"Bu Anayasa geçerse Türkiye bölünür" diyen Meral Akşener'in sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

- Hiçbir siyasi partinin mitinglere yurt gezilerine başlamadan partisel oluşum olmayan Türk milliyetçilerinin bir araya gelip "Hayır" kampanyası başlatmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Akşener: Türkiye uzun bir zamandır bugüne kadar siyaset kurumunun içinde bulunduğu şartların çok farklı olduğu bir dönemi yaşıyor. Bir referandum kararı çıktı. Partili başkanlık sistemi adında referandumla karşı karşıya kaldık. Şimdi OHAL var, FETÖ ile bir mücadele var ve Türk milliyetçileri olarak hepimiz arkasındayız.

PKK ile yapılan ciddi bir mücadele var bu mücadelenin de sonuna kadar arkasındayız.

Bu mücadeleler içinde OHAL ilan edildi. Ama apar topar Sayın Bahçeli'nin talebiyle desteğiyle bir anayasa değişikliği gündeme geldi. Şimdi referanduma gidiyoruz. Bu referandumda millî irade şekillenecek ama son zamanlarda gördüğüm kadarıyla Sayın Başbakan'ın, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ve Sayın Bahçeli'nin tanımlaması ile ''Hayır'' oyu vermek üzere tercih belirten herkese ya FETÖ'cü, ya PKK'lı ya da terörist gibi tanımlamalar da yapılıyor. Esasında bu son derece yanlış ve Türkiye için gerçekten doğru bulmuyorum.

- Siz İçişleri Bakanlığı da yaptınız. Toplumu kutuplaştırmaya götürmeden referandumun güveni nasıl sağlanacak?

Akşener: Orhan Bey, OHAL şartlarında bu ülkeyi yöneten en önemli ağızların tanımıyla ''Hayırcılar'' şu anda tekdir ediliyor. Hayır, iradesini ortaya koyan şahıs ve kurumlar hakaretle iftirayla karşı karşıya kalıyorlar. Birinci hata budur.

İkincisi, rekabet şartlarına uymayan bir mesele var. Üçüncü olarak da eğer hayırcıları devre dışı bıraktığınızda millî irade tecelli etmez.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın da, Sayın Başbakan'ın da, AKP yöneticilerinin de tümünün bugüne kadar kutsadığı kavram millî iradenin önemidir. Millî iradenin tecelli edebilmesi için hem ''EVET''in hem ''HAYIR'' tercihlerinin olması ve bunların eşit şekilde yarışması lazım ki sandıktan çıkan sonucun meşruiyeti olsun.

Biz bundan geçtik tamamının evet çıktığı hiçbir hayırcının oy kullanamadığı bir referandumun sonucu demokrasiler açısından gayrimeşru olur.

Bizim hayır tercihlerimiz ve bizimle beraber hayır diyecek vatandaşlarımızın tercihleri esasında iktidar partisi ve Sayın Cumhurbaşkanı için çok kıymetli olmak zorunda.

- AK Parti 2010 referandumunda, FETÖ ile çözüm süreci  aşamasında PKK yandaşları ile "evet" kampanyası yapmıştı bu açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz bugün yapılan "hain ve terörist" suçlamalarını?

Akşener: Bugün FETÖ'nün başı olduğu ortaya çıkan zât 2010'da, ''ölüleri bile mezardan kaldırıp getirmemiz lazım'' dedi. Dünyanın her yerinde bunların okullarında görev yapan kişiler aileleriyle beraber uçaklar dolusu insan geldiler ve evet oyu kullandılar.

O arada PKK ile masaya oturulmuş çözüm süreci ortadaydı. El ele kol kola bir referanduma gidildi ve sonuçta bazılarımız evet dedi bazılarımız hayır dedi ki ben gene çok sert bir şekilde hayır dedim.

Gene şartları çok ters olmasına rağmen o çıkan sonucu kimse itiraz ile karşılamadı. Ve o zaman hayır diyen muhalefet partilerinin CHP ve MHP'nin genel başkanları evet oyu kullanan siyasileri ve halkı hain terörist ilan etmemişti.

Maalesef iktidar gittikçe agresifleşiyor. Elinde gücü tutanlar o güç yetmiyormuş gibi daha fazlasını istiyor ve sonuç olarak Türkiye'de yaşayan herkesi kutuplaştırıp bir birinin karşısına diken bir anlayışı benimsemiş durumdalar.

Böyle bir tavırdan hayırlı bir iş çıkmaz dolayısıyla inşallah bütün bu zorluklara rağmen iddia ediyorum ki 16 Nisan akşamı Allah hayırlı işlerin yolunu açar. İnşallah milletimizin iradesiyle ''Hayır'' çıkacak ve Türkiye'deki bu gerilim kendiliğinden ortadan kalkacak.

- Başbakan Binali Yıldırım'ın yumuşak, şakacı üslubunu beğeniyor musunuz?

Akşener: Öyle olmakta fayda var fakat Yıldırım'ın bu esprili yumuşak dili sürdürülebilir bir dil olsa çok iyi olur.

- Sayın Binali Yıldırım 1982 anayasasını bir otomobile benzetti ve bu otomobilin değişmesi lazım, muhalefet ise ittirerek devam ettirmeye çalışıyor dedi. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Akşener: Yanlış hatırlamıyorsam 82 anayasasını da 135 defa değiştirdik. Bizim şöyle bir önerimiz olmuştu; dedik ki gelin siyasi partiler yasasını değiştirelim. 1982 anayasasının her şeyine el sürüldü de iki şeye hiç el sürülmedi biri seçim yasası biri siyasi partiler yasası gelin bunun ikisini değiştirip demokrasiye uygun hale getirelim milletvekilini halkın seçmesine yol açacak siyasi partiler haline getirelim. Sonra bir seçim yapalım ve bu seçimden sonra ortaya çıkacak yeni parlamento bu anayasayı tartışsın ve değiştirsin biz de bu tartışmalara katkıda bulunalım dedik. Bunu kimseler duymadı.

YARIN: Cumhuriyet rejimi değişiyor mu?

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları