Alayınız bir Kamer Genç eder misiniz?

İsrafil K.KUMBASAR

Ne kadar büyüktü dindara kinin

Hacıya hocaya uzardı dilin

Konuşsana mevta bitti mi pilin,

Oksijen tüpleri yok tabutların

Söyle de bir nefes versin putların

Kendilerine 'dindar' süsü veren bir takım 'takiyyeci' ve 'riyakar' keferelerin sosyal medya üzerinden bu ve benzeri 'küfür' ve 'hakaret' dolu paylaşımlar olmasaydı eğer, inanın belki de Kamer Genç mevzusuna hiç girmeyecektik.

"Allah kafirleri sevmez", "Kafirler için yaşasın cehemnem" diye çığlık atan soytarılara 'viagra' söylentileri ile nam salan malum nakitçilerin yuvalandığı paçavra da dahil olunca, 'bir Türk evladı' olarak fikir beyan etmek artık 'farz' haline geldi.

+   +   +

'Türk' töresinde ve 'İslam' inancında 'ölüleri hayır ile yad etmek' bir zorunluluktur.

Bizi en çok üzen 'nereden' kumanda edildiği açık olan 'linç' kampanyasına 'ülkücülük' kavramının özününün 'Türk milliyetçiliği' olduğunu anlamamakta ısrar eden, 'algı kodları' dumura uğratılmış bir takım zavallıların da eşlik etmesi oldu.

Öte tarafa kimin 'imanlı', kimin 'imansız' gittiğini Allah'tan (cc) başka kimse bilemez.

Ama şu iyi biline ki alelade bir partiye körü körüne bağlılığı 'iman' olarak telakki eden, alelade bir faniyi 'peygamber' yerine koyan ve 'kargadan' başka kuş tanımayan 'iman ölçer' münafıkların alayından çok daha 'muteber' bir vatansever idi.

+   +   +

Doğrusunu söylemek gerekirse, SHP milletvekili olduğu dönem 15 Eylül 1988 tarihinde, havaalanında VIP salonundan uçağa binen rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş'in karşısına dikilip "Burada ne işin var?" diye çıkışması yüzünden birçok ülkücü gibi biz de çok kızmışızdır kendisine.

Ama aynı Kamer Genç, daha sonra bir toplantıda Türkeş ile kucaklaşarak af dilemiş ve "İsterse Türkeş'in koruması olurum" deme tevazusunu gösterebilmiştir.

Kamer Genç, aradan yıllar geçtikten sonra 'Türk devletinin' ve 'Türk milletinin' üzerine oynanan oyunları görerek 'Türkeş çizgisine' geldi.

Peki ya o zamanlar 'Türkeş'in çizgisinde' olduklarını iddia edenler?

 

Unutulmasın ki 12 Eylül darbesinin ardından, cuntacılar tarafından oluşturulan Danışma Meclisi'nde, cunta mahkemeleri tarafından ülkücüler hakkında verilen 'idam cezalarının' altına imza atmayan tek temsilci Kamer Genç idi.

Milletin oyları seçilerek girdiği Millet Meclisi'nde kerametleri kendilerinden menkul parti genel başkanları tarafından 'burnuna halka takılmasına' izin vermeyen birkaç milletvekilinden biri de Kamer Genç oldu.

'Yüzde yüz Türk' oldukları tescillenen 'Alevi-Bektaşi' inancına sahip vatandaşların 'etnik ırkçı' hainler tarafından 'bölücü emellere' alet edilememesindeki en önemli etkenlerden biri yine Kamer Genç idi.

+   +   +

Tarihten edinilen tecrübeler göstermiştir ki bir kişinin 'geçmişte' nerede olduğu, 'ne' yaptığı değil; şu anda 'nerede' ve 'nasıl' durduğu önemlidir.

Kamer Genç, herkesin sustuğu, susmayanların susturulduğu dönemlerde yeri geldi Meclis'te adeta 'tek kişilik muhalefet' görevini üstlendi.

Tarihte aslında hiç 'Türk' diye bir milletin yaşamadığı yolunda tezler ortaya atılırken o, "Bir insan piç değilse eğer, mutlaka milliyeti vardır. Benim milliyetimi ezmeye çalışan ayakları, sahibinin bir yerine sokarım. Ulan madem Türk değilsiniz, ne işiniz var milletin meclisinde. Kimin adına anayasa yapıyor, kimin adına çözüm arıyorsunuz?" diye kürsüleri yumrukladı.

+   +   +

'Milliyetçilikten' nemalanan, 'milliyetçilerin' sırtından geçinen bir takım mankurtlar 'akil adam' sıfatı ile ortalıkta dolaşırken o, "Eğer bir memleketin bağımsızlığı gidiyor da susuyorsanız, eğer bir milletin adı gidiyor da susuyorsanız, yok edenlere, bölenlere karşı susuyorsanız, namussunuz, onursuzsunuz, şerefsizsiniz." diye haykırdı.

Devletin en tepesindeki şahıs 'Dersim' üzerine ağıtlar yakıp, Şeyh Sait'e Seyit Rıza'ya timsah gözyaşları dökerken o, "Biz Dersimliler Türkmen Alevisiyiz, Türk oğlu Türk'üz." diye karşısına dikildi.

Son nefesinden önceki sözü şu oldu:

- "Bana bir şey olursa eğer, Türk bayrağına sarın ve Tunceli'ye gönderin."

+   +   +

Demek ki 'ikiyüzlülüğün', 'riyakarlığın' prim yaptığı kahpe bir dünya için Kamer Genç gibi 'karnından' konuşmayan, 'sözünü' sakınmayan insanlar oldukça fazla.

'Türk kimliğinin' yok sayıldığı, 'Türk milliyetçiliğinin' ayaklar altına alındığı bir dönemde, Tunceli'den bir zat "Ben Türküm" diye haykırıyorsa eğer, 'ülkücü' olan herkesin o zata en azından 'rahmet' dilemekten başka bir seçeneği yoktur.

Bilmem anlaşıldı mı?

 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş