Albay yapmadıysa kim yaptı?

A+A-
Behiç KILIÇ

Soru şöyle de sorulabilir; “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bu sistemli saldırıyı kimler, hangi odak” planladı?..
Madem Albay Çiçek bu belge işinde yok..
Belge kimin, nerenin imalatı?..
Kimler, nasıl bir oyun peşinde?..
Soru bu kadar nettir, çünkü Genelkurmay Askeri Savcılığı da “çok net” açıklama yapmış, şöyle demiştir; “Anılan belgenin Genelkurmay Başkanlığında hazırlanmadığı, böyle bir belgenin mevcut olmadığı anlaşıldığından ve aslı bulunmayan fotokopi belgenin 4. sayfasındaki imza bloğunda Albay Dursun Çiçek’in isminin üzerinde yer alan imzanın, şüpheli Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek’e ait olduğuna, bu belgenin hazırlanması ve herhangi bir kişiye verildiğine ilişkin şüpheli hakkında delil bulunmadığından, soruşturma konusu olay ve şüpheli Dursun Çiçek ile ilgili olarak itiraz yolu açık olmak üzere kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi...”
Bu noktaya, çok sıkı bir dizi teknik analiz sonucu varıldı... Askeri savcı dosyayı sivil savcıya gönderdi çünkü...
“Ayrıca, Genelkurmay Başkanlığı ile ilgisinin bulunmadığı tespit edilen söz konusu belgenin; kim veya kimler tarafından üretildiği, üretenlerin amaçları, bu suretle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hedef alınıp alınmadığı, belgenin Taraf gazetesi muhabirine ulaştırılması ve aynı gazetede yayımlanması eylemlerinin adli yargının görev alanına giren muhtelif suçları oluşturabileceği anlaşıldığından, bu hususlarla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nın ‘görevsizliğine’, soruşturma dosyasının bir suretinin görevli ve yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ‘gönderilmesine’ karar
verilmiştir.”
Şimdi ne olacak!!?

 

Ne olacağını görecek miyiz?!
CHP Lideri Baykal,  “Böyle bir belge yok da bu bir tertip ise, Genelkurmay Başkanı’nın da dediği ‘Ne olacağını o zaman görürsünüz.’ Ne olduğunu bir an önce görmek istiyoruz.”  sözlerinde olduğu gibi...
Bundan sonra “ne olacağını görmek, yapanın yanına yaptığının kâr kalıp kalmadığını bilmek” gerekir...
Madem Türk Silahlı Kuvvetleri gibi çok önemli kurum hedef alınmıştır!..
 Ve de üstelik “tam bir uyumdan” bahsedilen üst yönetimi birbirine karşı dikilecek bir “tezgah da” söz konusudur!..
Bundan sonra “olacak olan” önemlidir...
Bu tezgahın sahipleri ortaya çıkarılacak mı?!.
Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın açıklamasından sonra ortaya çıkan şudur. Bir takım eller, Albay Çiçek’e ait imzayı ele geçiriyorlar, boş bir kağıda belge fotokopi ile aktarılıyor, bu kağıdın üstü de “Ak Parti ve cemaati bitirme” üzerine kafadan doldurulup gazeteye servis ediliyor. Doküman fotokopi olduğu için, imal eden için riski aza indiriyor, patlaması engelleniyor!.. (İmalatçılar fotokopi özelliğini bilerek tercih ediyorlar çünkü çok iyi eğitimliler bu konuda!..)
Sonuçta amaca ulaşılıyor, Türk Silahlı Kuvvetleri yoğun bir malum matbuat saldırısına uğruyor, vatandaşta kavram kargaşası yaratılıyor...

 

Kaynak gizleme...
Olay dört dörtlük gelişiyor... Belge diye servis yapılan hadise  “seçilmiş” gazetede tam sayfa sunuluyor... Anında, iktidar, belgenin üstüne atlıyor, asker aleyhine fevri demeçler geliyor. İkinci adımda Başbakan işi toparlamaya çalışıyor, Genelkurmay Başkanı ile buluşuyor ama...
Bu arada haberi piyasaya aktaran gazete ile gazetecinin durumları...
Gazete, Türk Silahlı Kuvvetlerini yerden yere vuruyor!..
Gazeteci ise rahat;
“Belgem doğru. Ama kimden, nasıl aldığımı açıklamam” diyor...
Dahası ortaya bir “emekli orgeneral tanık!”  atılıyor... “Bu orgeneralle konuştuğunu, o kişinin belgeden haberdar olduğunu, kendisini doğruladığını” ileri sürüyor..!
Gazetecinin söyledikleri yayınlanıyor ama soruşturuluyor mu?!
Gazeteci kaynağını açıklamıyor ve bu kaynağa ulaşmak için hiçbir yolun zorlandığını gösteren
işaret yok!..
Oysa, Abdullah Gül’ün tanıklığındaki gibi hiçbir olayın gizli kalamayacağı bir teknolojik imkan elde iken...
Haberi yazan gazetecinin kendisine tanık olarak ortaya sürdüğü orgeneral de meçhul..
Varsa kim diyen yok, yoksa gazeteciye “bu ne iştir ?!”  diyen yok!..
İşte bütün bu ahval içerisinde bundan sonra ne olacağını göreceğiz!..

Yazarın Diğer Yazıları