Alevîlikte ibadet (7)

A+A-
Arslan TEKİN

Alevî ilâhiyatçı M. Cemil Kılıç, Alevîlerin hayvan kesim ritüellerinin nasıl olduğunu ve Alevîliğin “hak mezhep” içinde neden görülmediğini cevaplandırdı.
Soru: Bazı Sünnîler kesimlerde  “Alevîlerin kestiği yenmez”  görüşü yaygın... Neden böyle düşünüyorlar? Alevîlerde hayvan kesim ritüeli Sünnîlerden farklı mı? Kesim sırasında ne okunur, ne söylenir?
M. Cemil Kılıç:  “Alevilerin kestiği yenmez”  ifadesi Osmanlı Şeyhülislâmlarının verdiği fetvalarla yayılmış sakat bir anlayıştır. Gayrimüslimlerin dahi kestiklerinin yenilebileceğine hükmedenlerin Alevîlere ilişkin böylesi bir fetva vermeleri, Safevî-Osmanlı çekişmesi bağlamında tam anlamıyla bir siyasî düşmanlığı yansıtır. Bu düşmanlığa dinsel bir temel bulunmuş. Güya Alevîler, Sünnî anlayışa uygun bir şekilde abdest almadıkları ve gusletmedikleri için kendileri necis sayıldığından kestikleri hayvanlar da murdar sayılmıştır. Oysa Alevîler abdest alır, guslederler. İmam Cafer fıkhına göre zâhirî abdestlerini alıp gusleden Alevîler, Osmanlı’nın gözünde abdestsiz ve gusülsüz addedilmiştir. Alevî inanca göre zahirin temizliği yetmez, iç temizliği de şarttır. Bu da nefsi kötü heveslerden arındırmaktır. Alevîlikte hayvan kesmeye -ki bu zaten çoğunlukla kurbandır-  “tığlama”  denilir. Bazı cemlerde ve türbe ziyaretlerinde yahut adak olarak kurban tığlanır. Kurban etleriyle yapılan aşlar canlara dağıtılır. Bu aşa  “lokma”  adı verilir.
Kurban keserken şöyle bir dua okunur:  
“Bismişah Allah Allah... / Kurban - halil, ferman - ı celil, tığ-ı cebrail, itaat-ı İsmail... / Allahu ekber ve lillahilhamd.”
Kesim bittikten sonra ise şöyle bir dua okunur:
“Bismişah Allah Allah... / Kurbanlarımız kabul ola, muratlarımız hasıl ola, / Hak defterine yazılmış ola... / Dilde dilekleriniz, gönülde muratlarınız makbul ola... / Kurbanlarınız  kazaya kalkan, belaya bekçi ola... / Duası bizden, kabulü haktan ola... / Gerçeğe hü...”
Soru: Alevîlik, mezhep midir, meşrep midir, ayrı bir din midir? Hangi kategoriye sokabiliriz? Sünnîler dört “hak” mezhep bilirler. Eğer Alevîlik mezhepse, “hak” dışında tutulması ne manaya gelebilir? İslâm dışı görülebilir mi?
M. Cemil Kılıç: Alevîler, inançlarını “yol”  olarak ifade ederler. Sünnî veya Şiî ulemanın ürettiği terminoloji Alevîleri bağlamaz. Bizim terminolojimizde Alevîlik bir  “yol”dur; Allah Muhammed Ali yoludur. Bu nedenle de “Yol cümleden uludur!”    “Dört hak mezhep” söylemi Alevîler için hiçbir anlam ifade etmez. Üstelik;  “Hak dediğimiz şey dört olmaz, bir olur ki o da zaten âl-i resul yani peygamber ailesinin yoludur. Biz peygamber ailesinin yolundayız,”  savunması bu husustaki Alevî söyleminin temelini oluşturur. 1826 yılında Sünnîliğe uymadığı suçlamasıyla idam istemi çerçevesinde yargılanan Alevî dedesi Pir Hamdullah Çelebi, mahkemede aynen bu savunmayı yapmıştır.  
Bu konuda dillere pelesenk olmuş Alevî deyişleri vardır:
“Biz mezhep bilmeyiz / Yolumuz vardır. / Biz şerbet içmeyiz / Dolumuz vardır. // Sofu mezhebimin nesin sorarsın; / Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz... / Gözlüye gizli yoktur, ya sen ne dersin? / Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz.”  
***
M. Cemil Kılıç, en son şunu söyledi:
“Cevaplarımı tamamen ya da kısmen asimile olmuş Alevîler kabul etmeyeceklerdir. Ben asimile olmamış Alevîleri ve asimile olmamış Alevîliği temel alarak sorularınıza yanıt verdim.”

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları