Alıştırdılar...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Hemen her gün gelen acı haberler kahrediyor beni. Alışamadım şehit haberlerine... Boğazım düğümleniyor. Kirpiklerimin arasından istemeden de olsa akıyor göz yaşlarım. Her biri için üç-beş cümlelik hayat öykülerini dinlemiyorum bile. Birileri fark etse yasaklar o sıvasız gecekondu evlerinin görüntülerini. Ay-yıldızlı bayrak bile örtemiyor fukaranın evinin görüntüsünü. Belediyenin yol açarak ulaştığı şehit evinin önüne bir de taziye çadırı konduruyorlar acele ile. Bir kaç gün sonra sökülüp götürülecek. Acıları ile baş başa kalacak aile. Cenaze namazı esnasında en ön sırada objektiflere poz verenler bir daha semtine de, köyüne de uğramayacak. Yetimlerin başını okşamayacak.

Haberlerin "23 yaşında 3 aylık evliydi" yok "Nişanlıydı" yok "Geride 6 aylık çocuğu kaldı. Bir yıllık eşi dul kaldı" türünden bültenlerinden nefret ediyorum. "Askerliğin yan gelip yatma yeri olmadığını" buyuranlar bir zahmet bir gece yarısı kanun hükmünde kararname çıkarıp askerler için belli bir yaşa kadar nişanlanma-evlenme yasağı getirseler de yüreğimiz daha fazla yanmasa. Türk Ordusunun binlerce yıllık tarihinde evlilik konusuna dair önemli kurallar vardır. Yeniçeriler 40 yaşına kadar evlenemezdi örneğin. "Fıtratında olduğu" için ölüme karşı bu önlem AKP hükümetince mutlaka değerlendirilmeli. Artık "emir eri" konumuna gelen generallerin yönetmenlik yayınlayarak nişan ve evliliği yasaklaması fena fikir değil. Madem şehit olmayı yasaklayamıyorsun. O halde askerin evlenmesini, şehit haberlerinin yayınlanmasını yasaklasınlar da olsun bitsin. En azından :"Kanları yerde kalmayacak!" demekten kurtulurlar. "Kökünü kazıyacağız" temennisinin zahmetine katlanmazlar. Şehit cenazelerinde saf tutmaktan kurtulurlar.

"Geçelim" diyor geçemiyorum. Gücüme gidiyor şehadetlerin trafik kazası haberleri seviyesine düşmesine. "Alışacaklar... Hazmede hazmede alışacaklar" sözü çınlıyor kulaklarımda. Ne yazık ki toplumun önemli kısmı "alıştı..." Sevmekten daha zor olanı alışmayı tercih edenlere söyleyecek söz de bulamıyorum. Cebren ve hile ile mi alıştırdılar. Yoksa hipnoz seansı sırasında fark bile edemiyor muyuz bu alışmayı... Sonuç da alıştırdılar işte... En acısı kanıksattılar... Dahası kanırta kanırta kanıksattılar... Askerin-polisin şehadetini kanıksayan toplumun nereye sürüklendiğine dair söylenecek çok şey var. Önce bundan tam 15 yıl önce neredeyse bitme noktasına gelen terörün şımarıp, semirip bu hale gelmesinin müsebbiplerinin ifşa edilmesi gerekiyor. Askeri Hastahanelerin kapatılmasından bu yana 155 bin çürük raporunun hesabı sorulmalı. Canım memleketimde Askeri Liseler kapatılırken yanı başımızda adalarımızı işgal eden Yunanistan'ın askeri lise açışını soralım sorumlularına...

Sözü fazla uzatmayalım. Çözümü bulur hükümet. Ne de olsa askeri karargahların nizamiyesini bile özel güvenlik elemanları koruyor ya. En iyisi şu "askeri vesayeti" sonlandırmak için Mondoros Mütarekesinde olduğu gibi lağv edelim orduyu. Özelleştirelim... Kim bilir özelleştirmenin fıtratında şehitlik de yoktur. Kestirmeden özelleştirelim...

......................

Türkiye Nereye

Değerli meslekdaşım Fatih Ertürk, HalkTv de yaptığı "Türkiye Nereye" programının adını yazdığı kitaba verdi. AKP'nin resmi olarak kurulmadan başlayan macerasını, programını, tüzüğünü, nereden kopyalandığını; 15 yıllık yolculuğunun kilometre taşlarını mercek altına almış. Halk Kitaptan çıkan bu eseri tüm okuyucularımıza öneriyorum.

Bu akşam 4 Kasım Cumartesi saat 21:00 de canlı yayında Fatih Ertürk'ün hazırladığı "Türkiye Nereye" programında CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Strateji Uzmanı E.Tuğgeneral Haldun Solmaztürk ile beraber ben de konuk olacağım. Dizilerden, maçlardan, yarışmalardan vakit bulanları HalkTv ekranlarına bekliyoruz. İyi Seyirler...

  • Yorumlar 8
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları