Allah'ı ve Peygamber'i referanduma alet etmek...

A+A-
Ahmet GÜRSOY

FETÖ ile bu adamın arasında ne fark var?

O da ağlayarak insanları inandırmaya çabalıyor.

O da sızlanıyor.

O da aynen FETÖ gibi geleceği okuyor. İslam adına, Peygamber adına karar verip, hüküm ortaya koyuyor.

Diyor ki: Hz. Peygamber'in "16 Nisan'da evet çıkacağına dair hadisi var.."

Peygamberimizi bırakıyor başlıyor Allah adına konuşmaya.

"Mukadderat budur. Allah, Türkiye'yi bu insanlığın anası olma kararı almıştır" diyor.

Bu ne cür'et..

Kim Allah'ın neyi neden ve nasıl yapacağını, neyi istediğini veya istemediğini bilebilir? Bu açıkça şirktir. Allah'ın -haşa- aklından geçenleri okuma cüreti, Allah'ı kendi seviyesinde görme küstahlığıdır.

Bir ara Muaviye tekniğini kullanıyor.

Yetmiyor ilave ediyor..

Söylediklerine bakılırsa Allah da, Onun yer yüzüne indirdiği din olan İslam da hâlihazırda AKP'ye hizmet ediyor. Sanki görevli gibiler. O kadar ileri gidiyor ki, ona göre Allah, doğrudan referanduma müdahale ediyor. Ve Allah, II. Abdülhamit'ten sonra anasız, başsız kalan İslam toplumlarını 16 Nisan referandumuna bağlı olarak onlara bir ana tayin etmek suretiyle kurtarmaya çabalıyor. Bu sebeple evet demeyenlerin işi kötü. Hayır demekle umresini haccını yakmış olacaklar.

Niye?

Çünkü Allah'ın tarafını tutmamış oluyorlar.

Allah'ın ne yapacağını, nelere karar verdiğini, işleri nasıl yönettiğini yanı başında duruyormuş gibi tam ve net olarak biliyor adam.

Bu kadar emin.

Bunlarda arlanma, utanma, sıkılma, korkma, ürperme yok. "Benim ağzım ne söylüyor" demek de yok. Bu gibileri konuşturup TV'lerde yayınlayanların da aynı şekilde Allah korkusu sıfırlanmış durumda.

Bunları görüp, duyup işiten "Müslümanım" diyenlerin protesto etmemesi, din adamlarının böylelerine "dur bakalım hemşerim. Senin dilin ne konuşuyor haberin var mı" diye çıkışmaması da oldukça hazindir.

Sonuç olarak, İslam dini, böyle din adamı kılıklı kimselere teslim edilmeyecek kadar yücedir.

Allah'ın dini, Allah'ın istediği yönde, Allah'ın buyruklarına uygun olarak toplumsal alanda var olmalıdır. Bunun için, dinin, politikacıların elinden alınması gerekir. Din, politikacılara teslim edildiğinde başından beri anlattığımız şekle döner. İktidar amaçlı kullanılır. Politik kişilere hizmet eden bir araca dönüşür. Yetmediği yerde referandum için hadis bile bulunur. Yoksa da icat edilir.

Muaviye Müslümanlığı yerine, Hz. Peygamber'in getirdiği İslam'a dönmenin tek ve yegâne yolu, dini kurtarmaktır. Dini; tarikatlar, cemaatler, İslamcı ideologlar, şeyhler, dervişler elinden alıp, toplumun kendisine bırakmak ve onun emir ve yasaklarını yine topluma anlatacak bir öğretim sistemi geliştirmek şarttır. Yoksa din; Suriye'de, Irak'ta IŞİD'e, Türkiye'de siyasetçilere, FETÖ'cülere ya da daha başkalarına, Arabistan'da Krallığa hizmet eden bir marabaya döner. Din, hizmetkâr olunca efendileri ister istemez kendiliğinden oluşur. Böylece din, efendilerinin emrinde onun istediği kimselere hizmet eden bir köleye dönüşür.

                Öyle ki adamlar, gittikçe azıtırlar ve -haşa- Allah'ın yarın ne yapacağını, referandumda ne istediğini, onunla aynı seviyedeymiş ve her gün beraberlermiş gibi anlatmaya başlarlar.

  • Yorumlar 17
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları