Allah'ın ayetlerini tartışmaya açtıran Diyanet değil mi?

İsrafil K.KUMBASAR

İslam dininin en büyük düşmanı cehalettir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında ‘Halifelik’ müessesesi fiili etkisini yitirince, ‘Şeyhülislamlık’ müessesesi siyasileşince, ‘Ulema’ yeterlilik ehliyetini kaybedince, ‘insanlığa ışık tutması için’ gönderilen Allah’ın dini İslamiyet, cahil cühela zümresinin elinde kaldı.
Ayağına şalvarı, kafasına sarığı geçirip, eline de kalın bir tespihi alır almaz kendilerini ‘şeyh’, ‘ermiş’, ‘hoca’ ilan eden bazı gözüaçıklar, İslamiyet hakkında ahkam kesmeye, toplumu yanlış yönlendirmeye başladılar.
İslam dini içerisinde bir ‘ruhban sınıfı’ oluşturmaya çalışan, ‘Allahın ayetleri’ yerine ‘kendi öğretilerini’ koyan bu zatlar, yeri geldiğinde ülkelerini işgal etmeye kalkışan ‘kâfir emperyalistler’ ile işbirliği yapmaktan çekinmediler.
Cumhuriyeti kurduktan sonra, Türk milletini ‘çağlar üzerine’ taşımak için büyük bir seferberlik ilan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İslamiyeti ‘din tüccarlarının’ elinden kurtarmak için çok önemli adımlar attı.
Allah’ın ayetlerini ihtiva eden Kur’an-ı Kerim’i ‘Türkçe’ye tercüme ettirdi.
Allah’ın ayetlerinin ‘ne anlama’ geldiğinin iyice anlaşılabilmesi için dönemin din otoritelerinden biri olarak kabul edilen Elmalılı Hamdi Yazır’a bir de ‘tefsir’ hazırlattı.
Allah’ın ayetlerinin, ‘nasıl tatbik edildiğinin’ iyice anlaşılabilmesi için yüce peygamber Hz. Muhammed’in (s.a.v) sahih hadislerini ihtiva eden ‘Sahih-i Buhari’yi Türkçe’ye kazandırdı.
Allah’ın ayetlerinin topluma ‘doğru’ anlatılabilmesi için ‘İmam Hatip Okulları’ açtı, ‘İlahiyat Fakülteleri’ ihdas etti.
Anayasal bir kurum olan ‘Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdu.

***

Peki Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapıyor?
Atatürk’ün attığı temeller doğrultusunda vazifesini yeterince ifa ediyor mu?
Ne yazık ki hayır.
Bugün Türkiye’de ‘dini’ konularda, ‘yerli yersiz’, ‘bilgili bilgisiz’ her önüne gelen konuşuyor, tartışıyor, ama ‘din’ konusunda yetkili olan Diyanet’ten hiçbir tepki gelmiyor.
İnsanların kafaları dumura uğratıltıktan sonra, ancak Diyanet’ten ‘lütfen’ babında ‘niteliği belirsiz’ bir açıklama yapılıyor, o kadar.
Diyanet İşleri Başkanları, zaman zaman kendi kurumları bünyesinde ‘fetva makamı’ olarak ihdas edilen ‘Din İşleri Yüksek Kurulu’nun kararlarına sahip çıkmaktan bile aciz kalıyorlar.
Başörtüsü meselesi, tam 40 yıldan beri bu ülkenin gündeminde.
Ne yazık ki Diyanet İşleri Başkanı koltuğunda oturan muhteremlerin bu konuda ‘net bir duruş’ ortaya koyduklarına şahit olamadık.
Prof. Dr. Ali Bardakoğlu bile, göreve geldiği günden bugüne kadar, kendisine yöneltilen sorulara hep ‘kaçamak’ cevaplar verdi.
- “Ayetin meali açıkça şudur” diyemedi.
Ne zaman ki, işin çığırından çıktığını, inananların bile ‘kamplara’ bölünmeye başladığını gördü, işte ancak o zaman bir televizyon kanalına çıkarak son noktayı koydu.
Dedi ki:
- “Kuran-ı Kerim ve hadisler kadınların, başlarını, yakalarını boyunlarının örtmelerini istemiştir. Ancak, örtünmenin nasıl bir kumaşla olacağını, şeklinin ne tür olacağını belirtmemiştir.”

***

Atatürk, Türk milletinin bu dünyasını kurtarırken, ‘öteki dünyasını’ da düşündü.
Canından çok sevdiği milletinin İslamiyet konusunda ‘cahil’ kalıp, sahte şeyhlerin, sahte hocaların, din bezirganlarının peşine takılıp ‘cehenneme’ gitmemesi için tedbirler aldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün neredeyse ‘birçok bakanlıktan’ daha büyük bir bütçeye, ‘emniyet’ kadar bir teşkilata hükmediyor.
Ama, büyük bir çoğunluk hâlâ ‘dinden’ bihaber.
Diyanet, görevini yapmadığı için meydanı boş bulan Deniz Baykal gibi siyaset aktörleri, ‘laiklik’ adına Meclis kürsüsünden ‘müfessirliğe’ soyunup, Allah’ın ayetlerini ‘işlerine geldiği gibi’ yorumlamaya kalkışıyorlar.
Diyanet, görevini yapmadığı için meydanı boş bulan İlhan Selçuk gibi medya şövalyeleri, tek kelime Arapça bilmedikleri halde, ellerine sözlükleri alıp Allah’ın ayetlerini ‘kendi kafalarına göre’ tercüme ediyorlar.
Diyanet, görevini yapmadığı için meydanı boş bulan Zekeriya Beyaz gibi medya davulcuları, “Baş örtüsü Hristiyanlıkta vardı” mantığı ile yola çıkıp, Allahın ayetlerini ‘pazarlık konusu’ yapıyorlar.
Diyanet, görevini yapmadığı için meydanı boş bulan bir takım ‘diyalog’ uzmanları, destekledikleri iktidarların tavrına göre, yeri geldiğinde “Baş örtüsü teferruat”, yeri geldiğinde “Allah’ın emridir” diye fetva veriyorlar.
Diyanet vazifesini zamanında yapsa, tavrını net bir şekilde ortaya koysa, o zaman ne Deniz Baykal, ne İlhan Selçuk, ne Zekeriya Beyaz, ne de diyalog uzmanları ortaya çıkıp, ‘din adına’ ahkâm kesebilirler.

***

Yarım doktor candan, yarım alim dinden eder.
Allah Türk milletine, ‘cüzdanları’ ile değil, ‘vicdanları’ ile hareket eden din adamları nasip eylesin.
Amin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş