Altaylardan Türkiye'ye çözüm çiçeği!

A+A-
Arslan BULUT

Haberi eski Devlet bakanlarından Prof. Dr. Abdülhalûk Çay'dan aldım. İki yılda bir düzenlenen Altay Toplulukları Sempozyumunun altıncısı, 24-26 Temmuz 2017 tarihleri arasında, Florya'da, Aydın Üniversitesi'nin ev sahipliğinde yapılacak.

Altay'dan çıkarak Asya ve Avrupa'ya yayılan, başta dil olmak üzere pek çok noktada ortak veya benzer uygarlık değerlerine sahip olan ve bilim dünyasında Altay Toplulukları adıyla bilinen halk ve toplulukların kültür ve uygarlık değerlerini konu alan sempozyumların bu seneki gündemi, "Altay topluluklarında mesken (ev), aile ve aile değerleri..."

Bu çalışmaları başlatan, Japon ve Koreli Altayistler oldu. Çünkü onlar da Altay kökeninden geldiklerini biliyor ve sempozyumun Türkiye'de yapılmasına destek veriyorlar.

Bir yıldan beri Aydın Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi'nde hazırlıkları yapılan sempozyuma 100'e yakını Türkiye ve 100'e yakını da Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kore Cumhuriyeti, Japonya, Rusya Federasyonu, İran, Ukrayna-Kırım, Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri ve Finlandiya gibi ülkelere mensup 200 civarında bilim insanı bildirileriyle katılacak.

***

Altay denilince durmak lâzım! Böyle toplantılarda sunulacak bildiriler, siyasi veya ticari çıkarlar sebebiyle ikiyüzlülüğün, riyakârlığın, iftiranın, ihanetin, kısacası çamurun hâkim olduğu toplumlara Altay felsefesinden bir ışık tutabilir...

2005 yılında Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'nın düzenlediği Türk Dünyası Çocuk Şenliği'nde Altay Cumhuriyeti'nden gelen iki Türk kadını ile tanışmıştım. Biri Ustkan şehrinin vali yardımcısı Maya Sarina, diğeri Halk Oyunları Öğretmeni Anjilika Malçoyeva idi.

İki Altay Türkü'nü bulmuşken, Balkar Türkleri'nden Öruzlan Bolat aracılığı ile ikisine de "Altay felsefesinin özü nedir?" diye sormuştum.

Maya, "Saflık, saf ruh" diye cevap vermiş ve eklemişti: "Tıpkı Lotus (Nilüfer) çiçeği gibi.."

O sırada, gemiyle Boğaz turundaydık ve her masada bir Nilüfer çiçeği vardı..

Bilindiği gibi, Nilüfer, çamurlu ve kirli ortamlarda yetişmesine rağmen yapraklarını ve çiçeklerini devamlı temizleyebilen bir bitkidir.

Nilüfer tercihini yapan, geziyi düzenleyen rahmetli Prof. Dr. Turan Yazgan idi ve herhalde Altay felsefesine hâkimdi...

***

Yaşar Çoruhlu, "Lotus ikonografisi ve Uygur sanatında Lotus" başlıklı bilimsel makalesinde "Kesinlik, yeryüzü, hürriyet, saflık, temizlik gibi hususiyetler nilüferin simgelediği değerler arasındadır. Lotus, çamurun içerisinde kirlenmeden, dünyanın içerisinde doğmuş, fakat dünyanın üstünde yaşamış ve büyümüştür" der.

Çoruhlu'dan edindiğimiz bilgiler, Nilüfer çiçeğine Altaylar bölgesi kazılarında rastlandığını gösteriyor. Anjilika, "Temizlik çocuğun ruhunda doğuştan vardır. Bizim görevimiz onu geliştirmektir." demişti…

Aradan 13 yıl geçti... Bugünkü Türkiye'de dini kavramlar üzerine kurulan vakıf yurtlarında çocuklar tecavüze uğrarken devlet yetkilisi, hatta gazeteci, hukukçu birkaç kadın, siyasi şartlanmışlıktan, çocuklar yerine vakfi korudu! Çürüme korkunç boyutta…

***

Türkiye, çamurun içinden, yeniden nilüfer çiçekleri yetiştirmek durumundadır. Bizi biz yapan, bizi Türk yapan o saf ve temiz değerlerdir.

Atatürk, Altay felsefesini biliyordu. Bu sebeple "milletin bağrında temiz bir nesil yetiştirilmesi ve çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunması" için anne ve babaların aydınlatılmasını şart görüyordu. Doğrudan çocuklara şöyle hitap ediyordu:

"Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz."

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları