Aman! Kıbrıs'a dikkat!

A+A-
Armağan KULOĞLU

Türkiye FETO, terör, Suriye harekâtı ve daha birçok hayati konuya eğildiğinden Kıbrıs konusuna fazla ilgi gösterememekte, ancak görüşmeler de 2016 sonuna kadar sonuçlandırılmak üzere devam etmektedir. Fakat bu konu da en az diğerleri kadar hayati önemdedir.

Garantörlük tartışılıyor

BM Kıbrıs özel temsilcisinin gözetimindeki görüşmelerde tarafların mülkiyet konusunda genel hatlarıyla anlaştıkları, ancak garantörlük konusunda ise anlaşamadıkları ortaya çıkmıştır. Akıncı'nın özellikle Türkiye'de yaptığı görüşmeden sonra garantörlüğü savunması dikkat çekmiştir. Hatta bunu savunurken, İngiltere'nin garantörlükten vaz geçebileceğini ancak üslerinden vazgeçmeyeceğini, Yunanistan'ın, Rum tarafı Kıbrıs'a tek başına sahip çıktığı için fazla ilgilenmeyebileceğini, oysa Türk toplumunun geçmişteki tecrübesine istinaden vaz geçmesinin mümkün olmadığını ve güvenceyi Türkiye'nin garantörlüğünde gördüğünü ifade etmiştir.

Bu gelişme, Türkiye ve KKTC'nin konunun ciddiyetine vakıf olduğunu göstermesi açısından memnuniyet vericidir. Ancak hata, bu konunun tartışmaya açılamayacak kadar hayati nitelikte olduğundan müzakere edilmesindedir.

Annan Planı hâlâ gündemde

Kıbrıs'taki görüşmeler, Rum tarafının reddettiği, Türk tarafının kabul ettiği, Annan Planı çerçevesinde yürütülmektedir. Zaman içinde hâkimiyetin tamamen Rum tarafına geçmesini sağlayacak olan, hem Türkiye'nin hem de KKTC'nin çıkarlarına ve güvenliğine ters düşen bu planın Rumlar tarafından reddedilmesi Türkler açısından bir şanstır. Türkler direkten dönmüştür. AB'den müzakere tarihi almak için KKTC'den vazgeçilmesi unutulmayacaktır.

Görüşmelerin, Rumlara avantajlar sağlayan bu plan temelinde ve kendi lehlerine iyileştirmelerle devam ettirilmesi kabul edilemez. Bu plana göre, bir tarafta tamamen Rumların egemen olduğu, diğer tarafta içinde 80 bin Rum'un yaşadığı bir kesim vardır. Rumların burada zamanla etkinliği artacak ve adanın tamamı bir Rum devletine dönüşecektir. Türk askeri adadan çekilecektir.

Ancak Türk tarafının garantörlük ve askeri varlığı konusunda taviz vermemesi, görüşmelerin şimdilik ertelenmesine neden olmuş ve müzakereler BM Genel Sekreteriyle görüşme sonrasına bırakılmıştır. Taviz verilmemesi olumlu bir gelişmedir.

Rum tarafı zaten KKTC'yi dikkate almıyor

Rum tarafı Türk tarafını müzakerelerde sürekli taviz verecek taraf olarak görmektedir. Zaman geçtikçe, salam taktiğiyle, aldıklarını kâr hanesine yazmakta ve bir sonraki müzakereye onları kazanılmış hak olarak getirmektedir. Bu tuzağa düşülmemelidir.

Ayrıca GKRY, uluslararası ortamın kendisine verdiği güç ve hakları da kullanarak, mevcut durumu görmezden gelip, kendisini adanın tek söz sahibi olarak gördüğünden, uluslararası taahhütlere de girmektedir.

Bu kapsamda ada açıklarındaki doğal gaz yataklarının sadece kendisine ait olduğu gerekçesiyle, Mısır'la Doğu Akdeniz doğal gaz boru hattı inşası anlaşması imzalamıştır. Daha önce de ABD şirketine doğal gaz arama ruhsatı vermiş, İsrail'le anlaşma yapmıştır. Türkiye birkaç yıl önce, savaş gemileri eşliğinde, sismik araştırma ve sondaj çalışmaları yapmışsa da, daha sonra buralardan çekilmiştir. Türk tarafının itirazları dikkate alınmamaktadır.

Geri adım atılamaz

Türkiye ve KKTC yönetiminin müzakerelerde "Birleşik Kıbrıs"ı esas alması endişe vermektedir.

KKTC kanla, canla kurulmuş, fedakârlıklarla yaşatılmıştır. Kıbrıs, Ada'daki Türkler için, siyasi haklara sahip, güven içerisinde, hür ve egemen olarak varlıklarını sürdürebilecekleri bir vatandır. Türkiye için de tarihi miras, güvenlik ve güvenirlik, itibar, Doğu Akdeniz'deki etki alanının kısıtlanmasına engel olunması ve millî menfaatlerinin korunması demektir.

Müzakerelerde mutlaka çözüm olsun diye taviz verilmemeli, geri adım atılmamalıdır. Zaten Rum tarafı adanın tek hâkimi olmayacak bir çözümü kabul etmeyecektir.

Kıbrıs konusu gözden uzak tutulmamalıdır. Muhalefet de gereken önemi vermelidir. Çözümde ısrar edilmemelidir. Kahraman devlet adamı rahmetli Rauf Denktaş'ın ifadesiyle, Girit gibi elden gitmemelidir.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları