Amerikan usulü başkanlık yalanı

Savaş SÜZAL

Çok özür dileyerek Erdoğan’ın oltaya taktığı yeme atlayacağım, bu kez sazanlık sırası bende. Ortaya Başkanlık tartışmasını attı yeniden. Aklıma ilk olarak, acaba hastalığı ve Cumhurbaşkanlığı söylentileri doğru mu sorusu geldi. Zira Başkanlık sistemi, bizdeki anlayışın aksine, kurumlarla birlikte siyasilerin iktidarda diktatörleşmesini önleme amacı taşır. Bunun için de önce alt yapı hazırlanır sonra sisteme geçilir.
Ne demek istediğimi daha önce yazmıştım, bir kez daha yazıyorum. ABD Başkanlık sisteminde, siyasi partilerin genel başkanları Başkanlık yarışına girmez, hoş parti genel merkez binaları da bizimkilerle mukayese edilmez ya. Ayrıca Amerikan başkanlık sistemine temel oluşturan seçim sistemi bizimkinden çok farklı, dar bölge seçim sistemidir.
ABD Başkanı seçimi kazandığında göreve kendi ekibiyle gelir ve süresi bittiğinde tüm bürokratları ile birlikte çeker gider. Yani devlete kendi yandaşlarını yerleştiremez. Başkanın atayacağı her bürokratın istifası cebindedir. Seçimi kazanan Başkan Aralık ayında Washington’a gelip görevdeki başkanla görüşüp devir teslim işlerini gerçekleştirir. 20 Ocak tarihinde de yemin edip göreve başlar. Bunun dışında devletin sabit personelini, ’Personel Dairesi’, sınavla alır. Memurların gidişi Başkanın süresine endeksli değildir. Başkanın atadığı sözleşmeliler gidicidir.
Başkanların atayacağı her genel müdür, müsteşar yardımcısı, büyükelçiler, müsteşar, bakan yardımcıları, bakan ve Beyaz Saray danışmanları, kuvvet komutanları, genelkurmay başkanları, istihbarat kurumlarının başları, federal mahkeme ve yüksek mahkeme üyelerinin seçimi ve atanması bizim sistemimize hiç benzemez. Beyaz Saray tarafından belirlenen adaylar, önce FBI güvenlik soruşturmasından geçer. Sonra bu soruşturma atamayı onaylayacak olan senato komisyonuna ve Beyaz Saray’a iletilir.
Aday soruşturma bilgilerinde; kredi raporundan tutun da parasını hangi banka veya hisse senedine yatırdığı, ödediği vergiler ile aile hayatı da yer alır. Eğer atanan kişi şirket veya işletme sahibi ise bu kişiler işlerini akrabalarına veya çocuklarına değil, bir yediemine devretmek zorundadır. Genellikle geçmişinde hırsızlık, yolsuzluk ve çeşitli suçlar çıkan kişilerin ataması senatodan daha önce halkın tepkisi nedeniyle Beyaz Saray tarafından derhal geri çekilir.
Atanacak kişi, senato komisyonlarında, geçmişleri, siyasi görüşleri ve yapacakları işlerle ilgili senatörlerin sorularını yanıtlar. Bu görüşmeler basına açıktır, zabıtlara geçer. Bazen televizyonlar oturumları canlı yayınlar. Komisyonda bir senatörün dahi çekince koyması, yani oyunu evet veya hayır diye belirtmemesi, atamayı durdurur. Örnek, şu anda Ankara’daki büyükelçi Ricardione ile Azerbaycan’daki büyükelçi Bryza’nın atamaları. Bunu her makam için çoğaltabilirim.
Eğer senato komisyonu atamayı onayladıysa, onay senato genel kuruluna gönderilir ve açık oylamayla işlem bitirilir. Senatonun onayladığı yeni yetkililer bir törenle yemin edip göreve başlar.
Gelelim bizim alt yapımıza. Önce bizimkine demokrasi demek içimden gelmiyor. Meclise gidecek olanlar, belediye başkanları, parti delegeleri, siyasi parti liderleri tarafından belirlenir. Milletvekilini belirleyen kişi böylece yasamayı da kontrolü altına almış olur. Çıkardığı yasalarla yargı da kontrol altına giriyor. Meclisi ele geçiren kişinin denetimi de yok. Yürütme deseniz aynı, bakanların haberi olmadan Başbakan her şeyi tersine çeviriyor. (Misal Kültür ve Sağlık bakanlıkları).
Bizde iki meclisli siyasi sistem yani senato yok. Dikkat edin yarım başkanlık sisteminde bile senato bulunur. Seçim sistemi lider sultasından kurtarılmak için dar bölge sistemine geçmeli. Milletvekilleri ve senatörler doğrudan halka sorumlu olmalı. 
Başkanlık sistemi bir uygarlık ve özgürlük ürünüdür. Amerika’da halk, Başkan Demokrat olursa Kongre’de çoğunluğu karşı gruba, Cumhuriyetçilere verir. Yani iki kurumun birbirini denetlemesini ister. Ama siz bir çuval kömüre, soğana geleceğinizi verdiğiniz için, Meclis falan olmasa da olur. Sonra bir topuk selamı çakarsınız olur biter.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş