'Amok koşucusu' gibi 'korkmadan' koşuyor

İsrafil K.KUMBASAR

Memleketin yüksek alî menfaatleri (!) doğrultusunda yaptığı olağanüstü hizmetler (!) neticesinde göz kapaklarının altı morarmaya başlayan ‘civanım’ delikanlı, 21 Kasım 2009 tarihinde Kızılcahamam’da düzenlenen AKP istişare toplantısında yaptığı konuşmada, muhalefete karşı aynen şöyle gürlüyordu:
 “Türkiye’nin hangi meselesine elimizi uzatsak, önümüze engeller çıkardılar. ‘AB’ dedik, ‘Kimliğimiz tehlike altında’ dediler, ‘Kıbrıs’ dedik, ‘Peşkeş çekiyorlar’ dediler. ‘Komşularla sıfır problem’ dedik, ‘Eksen kayıyor’ dediler. ‘Demokrasi’ dedik, ‘Uzak dur’ dediler. Şimdi ‘Milli birlik’ dedik ‘İhanet’ diyorlar.
Hep aynı ‘korkak’ yaklaşımı sergiliyorlar.
Eflatun ne güzel söylemiş: ‘Korkaklar hiçbir zaman zafer anıtı dikememişlerdir.’
Eğer Alparslan korksaydı, Malazgirt olur muydu? Pir Sultan, Dadaloğlu korksa o muhteşem dizeler dillerinden dökülür müydü? Kahraman Mehmetçik korksa Çanakkale’de o destan yazılabilir miydi? Hasan Tahsin, Nene Hatun, Sütçü İmam korksaydı, bu millet Kurtuluş Savaşı’nda istiklaline kavuşabilir miydi? Mustafa Kemal korksa idi bu Cumhuriyet inşa edilebilir miydi?
İstiklal Marşımız ‘Korkma’ diye başlıyor.
İşte bütün mesele bu.”

***

Peki bu sözlerin, Onur Öymen’in Meclis’te kullandığı ifadelerden farkı nedir?
- “Eğer Atatürk korkmuş olsa idi, inşa ettiği Cumhuriyet tek parça halinde bugünlere kadar gelebilir miydi?”
Ama Tayyip Erdoğan, kendisi ile ‘aynı dili’ konuşan Öymen’in sözlerinden ‘işine gelen’ bir ifadeyi cımbızla çekip alarak, ‘siyasi linç’ malzemesine dönüştürüyor.
Eşkıyaya arka çıkıp, “Evladı Kerbelayız diyenlere yapılan Kerbela muamelesini Meclis’e taşımak, millet ve insan sevgisiyle nasıl bağdaşır?” diye soruyor.
O halde ‘korkmamak’ ile kastedilen şey nedir?
Korkmamak, devlete karşı isyan bayrağını açanlara ‘anladıkları dilden’ hadlerini bildirmek midir, yoksa onları ‘savaş üniformaları’ ile sınırda karşılamak mıdır?
Anlaşılan o ki AKP iktidarı ile birlikte tersyüz edilen bütün kavramlar gibi ‘cesaret’ de, ‘boyun eğmek’, ‘teslim olmak’ ile yer değiştirdi.

***

İki dönem üst üste ‘iktidar’ olan, ama ne yazık ki bir türlü ‘muktedir’ olup da ‘zafer anıtı’ dikemeyen Tayyip Erdoğan, son günlerde iyice çöktü.
Belli ki geceleri bir türlü gözlerine uyku girmiyor, sabahları kan ter içerisinde uyanıyor.
Korkuyor, ‘deliğe süpürülme’ korkusu yüzünden, kendisini iktidara getiren okyanus ötesindeki güçlerin ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ çerçevesinde önüne koyduğu her talimatı eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye çalışıyor.
Korkuyor, ‘ne olur ne olmaz’ korkusu yüzünden, medyadaki silahşorlarına her gün yeni bir ‘senaryo’ yazdırarak, TSK’yı ve yargıyı ‘baskı altında’ tutmaya çalışıyor.
Korkuyor, ‘baraja gömülme’ korkusu yüzünden, ‘çelik-çomak’ oyunları ile gündem saptırtarak, millet iradesine bir kez daha ‘ipotek’koymanın yollarını arıyor.
‘Kepçekulak’ cumhuriyetine dönüştürdüğü ülkede, teslimiyetçi icraatlarına karşı çıkan herkesi izlemeye aldırması, ‘korku hazretlerinin’bir tecellisi değil de nedir?

***

Tayyip Erdoğan, adeta bir ‘amok koşucusu’ gibi dur durak bilmeden habire koşuyor.
Hızını kaybedip de tökezlediği ilk anda, yalnızca iktidardan indirilmekle kalmayıp, apar topar ‘Yüce Divan’ın karşısına çıkarılacağını biliyor.
Koştukça korkusu daha da artıyor.
Korkunun ecele faydası yoktur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş