Anadolu cumhuriyeti!!

A+A-
Behiç KILIÇ

Aslında 30 yıldır bu  “açılım” işi ile iştigal ediyorlar, devleti yönetenler, siyasi kadrolar ve bürokrasi, onlarca yıldır bu açılım programı ile iç içeler..
Ermeni imzası da, Kürt açılımı da, sadece bu iktidarın ele aldığı konular değil.. Bugün açık seçik millet önüne konulan noktalar bugünün işi.. Geride uzun yıllar var...
Açılımın miladı 70’li yıllar denilebilir.. “12 Eylül darbesi de” açılımın “atılıma” geçirildiği dönemin başlangıcı gibidir... Yani öyle ki, zaten Evren’in bugün yaptığı bazı beyanlarına bakınca da bu durumun izi vardır!.. 12 Eylül Cuntası, açılımın kuvvetli öncüleridir!.. Kenan Evren’in dillendirdiği “Yerel yönetimleri özerkleştirme” temelli plan budur..
28 Şubat Cuntası ve Ecevit Hükümeti de  “Açılım” ın büyük atılımı için alt yapıyı oluşturma dönemidir... AB, Türkiye’ye daha etkili dalışları yapacağı kapıları 28 Şubat Cuntası ile açtı.. Papandreu’nun kazandığı seçimi taçlandırmak için Fener Patriği’ne koşmasının yanı sıra İsmail Cem’in  mezarını da ziyareti, sadece dostluk tezahürü değildir... İsmail Cem, Ermenistan ilişkilerinde de öncülerdendi hükümeti adına..
Açılımın elbetteki en önemli siyasi kimliği Turgut Özal’dır... Seksenli yılları “Açılım” trampleni yapmış, 90’lı yılların başında ikinci hamlesine hazırlanıyordu..


Adını koymuştu!..
Cumartesi günü Yeniçağ’da okuduğumuz Selcan Taşçı’ya ait yazı, milleti  aydınlatıyor.. Taşçı, “Filmin başrolünde o vardı” diyerek Özal’ın bazı girişimlerini hatırlatıyor.. Burada akılda kalan bir “Anadolu Cumhuriyeti” meselesi de var.. En azından Özal’ın “açılım”dan anladığının Türkiye’nin adını değiştirmek olduğu anlaşılıyor!..
Taşçı’nın yazısından satırlar, “Özal, 15 Ekim 1991 tarihinde Hürriyet Gazetesi’ne yaptığı açıklamada da, “federasyon dahil her şeyi konuşmalıyız” diyerek devlet politikasında büyük gedik açar. 2 Nisan 1992 tarihinde Aktüel dergisine verdiği röportajda da, “Atatürk Cumhuriyeti kurarken Osmanlı Cumhuriyeti dese ne olurdu?” diyerek bir önemli tahribat daha yaratır.
Faruk Mercan’ın “Onlar başroldeydi” isimli kitabına göre, Özal bu röportajı yapan Reha Mağden’den bir ara teybini kapatmasını ister ve şöyle der: “Hani zihnini çalıştır diye söylüyorum, yoksa öneri değil, mesela Türkiye’nin ismi, ‘Anadolu Cumhuriyeti’ olsaydı, bugün yaşadığımız sorunlar olur muydu?”


Korkut Özal...
Yeniçağ’da 3 Kasım 2004’de bir Korkut Özal haberi var.. Korkut Özal TV’lere çıkıp Turgut Özal’ın “Anadolu Cumhuriyeti” planından söz ediyor.. Bu tarihler, Hükümetin “Kürt açılımı”nı gündeme getirdiği günlerdir.. Kardeş Özal “Siyaset Meydanı” programında Turgut Özal’ın bu önerisini AKP’ye postalar: “Ağabeyim sorunun çözülmesi için Türkiye’nin isminin değiştirilebileceğini, Anadolu yapılabileceğini söylemişti”.
Erdoğan’ın Hakkari’de yaptığı konuşmayla başlayan “Ya sev, ya terk et” tartışması “Siyaset Meydanı”nda ele alınmaktadır o gece.. Korkut Özal, “Rahmetli ağabeyim sorunun çözülmesi için Türkiye’nin isminin değiştirilebileceğini, Anadolu yapılabileceğini söylemişti” der.. Programın diğer bir konuğu MHP eski İstanbul Milletvekili Nazif Okumuş, “Sayın Özal, söyledikleriniz önemli, kayıtlara geçiyor” uyarısında bulundu. Bunun üzerine Korkut Özal da söylediklerini tekrar etti ve ağabeyinin bunu ikili bir görüşmede dile getirdiğini ve “Keşke Anadolu olsaydı” ifadelerini kullandığını söyledi.


------------------------

Açılımın Türkiye’yi yöneten öteki liderlerinin de neler yaptığını bilmek lazım.. 28 Şubat döneminde nasıl “açılım” günleri yaşandığı unutulmamalı.. Bugün hızlı millici olan, iktidara muhalefet eden öyle değerli büyüklerimiz var ki; iktidarlarını koruyabilselerdi daha hızlı imzaların sahipleri olacaklardı!.. Teslimiyet yasalarını gözü kapalı imzalayanlar şimdi mesut biçimde muhalefet yapıyorlar da, arşivler öyle demiyor..!
Hem o dönemleri hem de 12 Eylül döneminin “Açılım” hamlelerini yazarız..

Yazarın Diğer Yazıları