Anaları bırak, kan içen danalara bak

İsrafil K.KUMBASAR

Kuzucukların yüreği kanadı. Akıllarına ‘insanlık’ geldi.
Herbirinin elinde bir mendil, göz kenarlarında biriken ‘timsah yaşlarını’ silmek için seferber oldular.
Gören de bunları hayli yufka yürekli, vicdanları ‘en küçük haksızlık’ karşısında ayağa kalkan birer ‘merhamet abidesi’ sanır.
Hani tanımayanlar inanır. Uzaktan görenler heyecanlanır. İster istemez sorar:
- “Yahu ne oluyor bunlara, nedir bu ağlama korosu?”
Beyler sanki hayatlarında ilk kez kanlı bir tezgâhın vizyona soktuğu ‘aşağılık bir oyunu’ izliyor.
Oysa Türkiye tam 30 yıldır bu tür oyunların, aşağılıkların, kahpeliklerin sahnesi durumunda. Tam 30 yıldır ‘analar’ ağlıyor, ‘yuvalar’ dağılıyor, ‘ocaklar’ sönüyor.
İlginçtir, son olay akıllarını başına getirmiş!
Vay efendim PKK 4 kadına kıymış. ‘Kadınlara’ ateş açılır mıymış, böyle ‘ahlâk dışı’ bir savaş olur muymuş?
Bu feryatları duyunca kusmak işten
değil.
‘Riyakârlık’, ‘ikiyüzlülük’ ve vıcık vıcık ‘samimiyetsizlik’ akıyor suratlarından.
- “Şiddeti yanlış politikalar doğurdu, dolayısıyla bölücü terör örgütünün bugün şiddete başvuruyor olması da bir anlamda makul karşılanabilir.”
Tezleri yukarıdaki cümleye dayanıyor.

***


Siirt’te uzun namlulu silahlar ve roketatarlarla 4 genç kızın katledilmesi, 2’sinin de yaralanmasıyla sonuçlanan menfur saldırı, ‘kendine müslüman’ bazı kalem erbabının tüylerini diken diken etti.
Aslında onun öncesinde Kızılay’daki bombalı saldırıda da aynı emareleri
gördük.
Bunlar işin ciddiyetini, ülkenin karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi ancak bomba sesleri ‘kendi kulaklarına’ ulaştığında hissedebilen zavallı yaratıklar.
Eşkıya Taksim’i, Kızılay’ı, Alsancak’ı hedefe alırsa, kulaklarını dikiyorlar. Burunlarını havaya doğru kaldırıp,  “Bize de bir şey olur mu?” havasını solumaya başlıyorlar.
Yok  eli kanlı caniler Cudi’de, Gabar’da, Gavur Dağı’nda Mehmetçik’e kurşun sıkmışsa, onun bir kıymeti harbiyesi yok.
Zaten çatışma yeri uzakta, ‘çatışılan’ ile de bunların ilgisi yok. İğrenç riyakârlık, bomba, kurşun sesleri ‘kendi muhitlerine’ yaklaştıkça depreşiyor.
Hemen bir bahane üretip onun üzerinden bölücülere mesaj iletiyorlar:
- “Aman kardeş, kadına kurşun sıkılır mı?”

***


Bu kadın olayı Kızılay’ın peşi sıra gelmeseydi muhtemelen üstünde bile durmayacaklardı. Ama iş ciddi, Ankara’nın göbeğinde bombalar patlıyor.
O halde beylerin yapacağı tek şey var:’Kadınların’ arkasına sığınmak.
20 yaşındaki gencecik fidanlar toprağa düştüğünde ‘bir tek cümle’ olsun söz etmeyenler, katledilenler kadın olunca birden insanlıklarını hatırladılar.
Yine o bildik sloganı devreye soktular:
- “Analar ağlamasın!”
Ne laf ama. Ne yana çeksen ‘o yana’ gidebilecek türden. Ama arkasındaki ‘gizli amacı’ da bir türlü kamufle edemeyen ucuz bir slogan.
Hatırlayınız bu slogan ‘açılım’ kepazeliğinin de en temel argümanlarından biriydi. Hükümetin başı ağzından düşürmüyordu. Ne oldu o ‘zeytin dalı’ uzatılan eller, nereye gitti ‘iyi niyet’ elçileri, ‘diyalog’ çağrısı yapan kalemşorlar?
Bölücü örgüt takır takır eylem koyuyor. Kan döküp dağlarda, kentlerde korku salıyor. Beyzadeler hâlâ bildik mavalı okuyor:
- “Analar ağlamasın!”
Sevsinler sizi.

***


Anaların artık aradan çekilme zamanıdır.
Kimse kimseyi kandırmasın. Verdiğiniz gazla artık ‘bir takım anaların’ da o tezgâhın içine çekildiği, mitinglerde, toplantılarda boy gösterdikleri açık seçik biliniyor.
Kendinize, irinli suratlarınızı saklayabileceğiniz ‘daha orijinal’ sloganlar üretin.
Artık anaları bu işe karıştırmayın.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş