Anayasa Mahkemesi’ni ele geçirmek için bir taktik mi?

İsrafil K.KUMBASAR
Türkiye’de iki gündem var: Birincisi ‘gerçek’ gündem, ikincisi ise ‘Tayyip Erdoğan’ gündemi.
Ne zaman ki ‘gerçek’ gündem kamuoyuna hakim olup ‘yalan rüzgarlarını’ bütün çıplaklığı ile gözler önüne sermeye, kafalarda ‘soru işaretleri’ oluşturmaya başlıyor; işte o zaman ‘sihirli’ bir el tarafından ‘sanal’ bir gündem malzemesi ortaya atılıyor.
Gerçek gündemin üzeri aniden örtülüyor.
Memleketin ‘akıllı’ geçinen zevatı, tam bir ay boyunca o ‘sanal’ gündem ile oyalanırken, ‘atı’ alan çoktan Üsküdar’ı geçmiş oluyor.
Erdoğan’ın danışmanı Yasin Akdoğan, laf arasında gerçeği ağzından kaçırıverdi:
- “Bazen Başbakan çıkıyor bir eleştiri getiriyor veya bir polemik başlatıyor. Aslında o gündemi değiştirmek için yapılmış olabiliyor.”
Zaten Erdoğan da olup bitenleri bizzat birinci ağızdan, şu cümle ile formüle ediyordu:
- “Veriyoruz ellerine çelik çomak,
oynuyorlar.”
***
Anayasa’da değişiklik yapmayı öngören tasarı ile ilgili Meclis’te devam eden oylamada, ‘parti kapatmayı’ izne bağlayan 8’inci maddenin geçmemesi, bazı kesimlerde adeta bir bayram havası yarattı.
Meclis’te gerçekten tarih mi yazıldı?
1 Mayıs tezkeresinde olduğu gibi gerçekten ‘özgür irade’ mi devreye girdi?
Yoksa işin içinde ‘başka irade’ mi var?
1 Mart tezkeresi aleyhinde oy kullanan milletvekillerinin tamamını ilk seçimde liste dışında bırakan Tayyip Erdoğan, oylamadan sonra aynen şu ifadeleri kullandı:
 “Arkadaşlar, hakları olan iradelerini kullandılar. Demokratik sistemin bir gereği olan bu neticeyi hayırlı buluyorum.”
İstediğini asan, istediğini kesen, eğer sonucu böyle bir tevazu ile karşılıyorsa, ya ‘bir yerlerden’ ciddi bir uyarı aldı, ya da işin içinde bir ‘bit yeniği’ var.
Ülke üzerine adeta ‘satranç’ oynanıyor.
Satranç oyununda kazananlar, yeri geldiğinde ‘piyonları’, ‘atları’, ‘filleri’, ‘kaleleri’ ve hatta ‘vezirleri’ feda etmeyi göze alanlardır.
Erdoğan’ın yegane hedefi, herkes “Vay be, helal olsun” diye dikkatlerini ‘cambaza’ yöneltirken, kaşla göz arasında Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştirmeyi öngören ‘17. maddeyi’ Meclis’ten geçirmektir.
Öyle ki 8’inci maddedeki oylamadan çıkan sonuç ile ‘gazı’ alınanların, 17’nci maddenin kabul edilmesi karşısında söyleyecekleri pek fazla söz kalmayacak.
Alacakları muhtemel cevap şu olacak:
- “Bir kararı alkışlıyorsunuz da, diğerine neden ciyak ciyak bağırıyorsunuz? Neticede her iki kararı alan da aynı Meclis değil mi?”
***
Yok pakette ‘kara delik’ açılmış da...
Yok AKP içerisinde ‘fire’ meydana gelmiş de, yok parti kurmayları bir ‘şüpheliler’ listesi hazırlamış da, Erdoğan vekilleri odasına çağırıp ikna etmeye çalışmış da...
Siz bu masallar ile çocukları kandırın.
Erdoğan’ın nezdinde zaten çelişkilerle dolu olan 8’inci maddenin hiçbir önemi yoktur.
Onun Anayasa değişikliği tasarısında baştan beri önem verdiği tek madde, ‘Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştirmeyi’öngören 17. maddedir.
Diğerleri, bu maddeyi ‘dikkatlerden kaçırmaya’ yarayan birer dolgu malzemesidir.
Erdoğan, yaptıklarını ‘denetlemekle’ görevli olan Anayasa Mahkemesi’ni tamamen kendisine bağlayarak, ömür boyu ülkenin kaderine el koymak istiyor.
Anayasa Mahkemesi’nin canına okumaya giden yolda, 8’inci madde gibi ‘ufak ayrıntıların’ ne önemi var?
Anayasa Mahkemesi’ni teslim almış olan bir iktidar, artık neden ‘kapatılma’ korkusu yaşasın ki?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş