Anayasal vatandaşlık

A+A-
Altemur KILIÇ

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un konuşması iyi düşünülmüş, iyi yazılmış bir konuşmaydı. Belli ki, bazı uzmanların katkıları olmuşsa da, konuşma Başbuğ’un eseri ve konuşmasıydı. Başbuğ’a,  “entelektüel” veya “aydın” demeyeceğim, çünkü bu kavramlar son zamanlarda çok yozlaştırıldı... Ama Başbuğ belli ki “münevver” yani tenevvür etmiş, okuduklarını sindirmiş bir Komutan!... Ve kesinlikle bir “Hilmi Özkök” değil!
Malum yalaka enteller -bazıları, yarım ağızla da olsa- şimdi “Başbuğ’un yeni açılımını” övüyorlar... Bazıları ise hâlâ, “asker vesayetinden” kurtulamadıkları için hayal kırıklıklarını ifade ediyorlar... Fakat, konuşmada bütün bu entelleri (bazıları ihtiyatlı olsalar da) gene  memnun eden bir bölüm var; Başbuğ’un “etnik kimlik” konusunda söyledikleri! 
Paşa, özellikle, “Türk Milleti” mi dedi yoksa  “Türk halkı” mı; hatta “Türkiye halkı veya halkları mı” dedi? Çünkü enteller bu sözleri yanlış, kendilerine göre yorumluyorlar ya da sözler daha fazla izahat ve açıklama gerektiriyor. Zira bunun özellikle Genelkurmay Başkanı, Ordu tarafından açıklanması, bir rejim, Cumhuriyetin felsefesi ve temeli meselesi! Nitekim Başbuğ, Türkiye’de Osmanlı’dan beri de ilke olarak Cumhuriyetten sonra -bazı mevzii aşırılıklar hariç- unsurların zoraki  bır asimilasyonunun söz konusu olmadığını, ordudan da örnekler vererek anlattıktan sonra, Atatürk’ün  sözlerini hatırlattı:
“Bu ülkeyi kuran halka (halklara değil) Türk milleti denir”.  
Bu konu, öteden beri tartışılır. Vatandaşlık muhakak “Anayasaldır” ama Türkiye’de “üst kimlik” bu mudur? Öyle ise vatandaşlığın ve vatandaşların ne ve kim olduklarını tespit etmek lazım; Anayasamızdaki tanımlamadan başlayarak! Ama buna rağmen, ortaya Başbakan tarafından bir “alt kimlik-üst kimlik” sözü atıldı. Buna göre “Türkler -Türk kimliği  “Anayasal vatandaşlık” altındaki kimliklerden biri! Hatta eşitler arasında daha üstün bile değildi! 
Başbuğ konuyu daha da açıyor:     
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kimdir? Cevap; Türkiye halkıdır. Görüldüğü gibi buradaki halk ifadesi, sınırları çizilen bir coğrafyada -ki burası Türkiye’dir- yaşayan halkın bütününü, yani hiçbir dinî ve etnik ayrım yapılmaksızın, Türkiye halkını işaret etmektedir... Bu tanımda da görüleceği gibi, “Türk milleti” tanımlamasındaki “Türk” sözcüğü bir sıfat olarak değil, değişik unsurların hepsine verilen ortak bir isim olarak kullanılmıştır. Çok doğru. Ancak Başbuğ’un dağıtılan konuşma metninde yer almayıp da irticalen söyledikleri, doğrusu hem akılları karıştırdı hem de bazılarını mutlu etti. “Türkiye (halkı) lafını çekin, oraya Türk koyun, bu etnik bir tanım olur”... Bunlar, doğrusu daha fazla açılmaya, tavzih edilmeye muhtaç sözler.
Oktay Ekşi de bu sözlere takılmış “Başbuğ’un konuşması, yukarıdaki cümle var sayılsa da sayılmasa da Sayın Süleyman Demirel’in 1991 sonlarında kullandığı ” Kürt realitesini tanımak “yaklaşımına ve Cumhurbaşkanı iken birkaç defa telaffuz ettiği ” Anayasal vatandaşlık “kavramına yakın mesajlar içermektedir.”
Ben ekleyeyim; her şeyden önce “Ulus” yani “tek millet, tek devlet” ilkesine ters düşüyor! Ve böylelikle, teröre ve bölücülüğe son verileceği sanılıyorsa, bu aslında “Ulus Devletin” sonu ve bölünmenin, “federasyonun” yolu olur!

Asıl son nokta

Atatürk’ün, Cumhuriyetin temel ilkesi,  “Bu ülkeyi kuran halka (halklara değil) Türk milleti denir” sözlerine dayanır. Ama Atatürk bu sözleri ölmeden önce, “Ne Mutlu Türküm diyene” sözleriyle kemale erdirmişti... Yani bugünkü Türk milleti, “gönüllü bağlılık” milletidir!  Bu ülkede yaşayanlar da “Türkiye Halkları” değil, etnik kökenleri, mezhepleri ne olursa olsun “Türklerdir” ve “Tüktürler” ...
Ben,  Sayın Başbuğ’un da farklı düşündüğünü sanmıyorum. Keşke, O da Mustafa Kemal gibi, sözlerini  “Ne Mutlu Türküm diyene” diyerek bitirseydi...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları