Anı’ya yasak koyanlar Dolmabahçe’deki yasağa neden uymazlar?

A+A-
Afet ILGAZ

Sonundan başlayalım. Başlığı okuyanlar,  “Dolmabahçe’ye de mi yasak konuldu” diye düşünecekler. Hayır Dolmabahçe’ye yasak konulmadı ama Başbakanların, orda ofis açmaları gibi kullanım teşebbüsleri yasak. Bu yasağı bozanlardan biri Turgut Özal’mış. Vaktiyle Meclis’te böyle bir bölümü kendine çalışma alanı yaptığı için, zamanın Meclis Başkanı Cindoruk tarafından yazıyla uyarılmış. Özal da bunu kabul ederek bir ay müsaade istemiş ve sonra Meclis’teki ofisini boşaltmış. Milli Saraylar Meclis uhdesindeki yerler. Böyle bir yasak Tayyip Bey tarafından sekiz yıldır ihlal edilmiş oluyor. Nedense Özal zihniyetiyle hemen hemen aynı bir görünüm arzediyor  “bunlar” da. Merhum, biliyorsunuz. “Anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz” demişti. Bu lafın merhum Özal’la ilgili, Anayasamız konusunda bir ilk olduğunu düşünüyorum. Bir de bugünlerde Ahmet Özal’ın babasıyla ilgili ihbar ve açıklamaları dikkatimi çekti. Daha doğrusu oradaki bir cümle dikkatimi çekti. “Ben” diyor, “Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı konutlarında oturmuş bir insanım.” Buna benzer bir şey... Yani  “güvenilir biriyim” demek istiyor. Aynı cümleyi Semra Özal hanımefendiden de duymuştum. Demişti ki kendisine bazı eleştiriler geldiğinde: “Ben bir insanın çıkacağı en yüksek tepeye kadar çıkmış bir insanım.”
Bu cümlelerin özelliği ne, diyecek olursanız, bu degerle ailenin devlet adamlığına bakış tarzlarını gösteriyor, özelliği bu.

* * *

Neyse, gelelim Anı meselesine. Devlet Bahçeli’nin ordaki, Kars’taki Anı’da Cuma namazı kılarak yeni Meclis yılına başlaması haberinden çok heyecanlandım doğrusu. Sümela, Akdamar hadiseleri olduğunda da aynı derecede üzülmüştüm. Buralarda da, müzede ayin yapılmaz yasağı delinmişti.
Bahçeli ne yasak deliyor, ne de o namaz kılacağı yer bir müze. Hatta bu arada söz açılmışken, Kasımiye medresesindeki defileden de bahsedebiliriz. Eleştiri yapmıyacağım da şunu hatırlatacağım. Neden Mardin metropoliti:
“Allah’ın anıldığı bir yerde böyle şeyler yapılmaz. Ben olsam izin vermezdim”  dedi? Bu iş neye benziyor biliyor musunuz. Biraz “uçuk” bir örnek olacak ama, her yerleri yıkıp yerine alış veriş merkezleri kondurmalarına benziyor. Biraz sıradan olacak aynı zamanda ama  “tüketim” kültürünü hatırlatmak zorundayım. Her şeyin “meta”laştığı, her şeyi metalaştıran kültürü... Değer meğer tanıdığı yok. Değerlere mahsus yasak tanıdığı da yok.
Yani güldürmeyin adamı. Bahçeli ve ekibinin Cuma namazında gösteri veya taşkınlık yapacağını sanmıyorsunuz değil mi?
Ertuğrul Günay’ın (Kültür Bakanı) devlet işlerinde ne kadar ehil olduğunu bir yana koyuyorum, Başbakanın referandum sırasında caminin önünde yaptığı konuşmayı, seçimi Ramazana, bayrama rastgetirmesini ve Arnavutköy Camii’ndeki Hoca Efendi’nin  “evet”  lehinde verdiği o garip vaazı nereye oturttuğunu merak ediyorum. Bu durumlar konusunda bir işlem yapılmış mıdır?

+

Bir kitap yazdı hayatı değişti
Biliyorsunuz bu sloganlaşmış cümle Orhan Pamuk’undur. Onun bir kitabının adıydı. Hanefi Avcı da bir kitap yazdı onun da hayatı değişti, değiştirildi. Ama ne değişme. Demek ki bir kitap yazacaksınız, hayatınız değişecek ama bu değişim olumlu getirileri olması için kitabınıza, ki kitaplarınızın okunması, anlaşılması çok güçtür, bu da bir yüksek edebiyat sayılmaktadır, kitabınızın Pamuk İpliği içinde ya  “Ermeni kesme” meselesine dair bir şeyler koyacaksınız ya da denmiyecek bir şeylere “piç” diyeceksiniz.
Biz böyle şeylerle uğraşırken tekstilciler yeni bir darbe yedi, haberiniz var mı? İpliğe getirilen zam ve yapılan iplik ithalatı, beli kırılmış olan tekstilimizi felç etme yolunda. Bu iki şeyi yazacağınıza pamuk üretimini canlandırın desek, boşuna. Yaşar Kemal’in ve Orhan Kemal’in Adana’daki pamuk tarla ve fabrika işçileri için yazdıkları romanlar artık masal oldu ya da tv. dizisi.
Ben dalgın biriyim, kusuruma bakmasın okurlarım. Çarşamba günkü yazımda  “son kahvaltı” yı yazar ve analiz ederken, Ia “Cena” ya yani İsa’nın havarileriyle yediği son akşam yemeğine atıfta bulunmuştum ama bunu cümlenin gidişine kapılarak  “son kahvaltı”  olarak yazmışım. Bu isimde, Avrupa şehirlerinde tablolar ve kilise duvarı freskleri vardı.

Not: Bu yazı Anı’da namaz için izin çıkmadan evvel yazılmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları