Anketlere baktı operasyonları buzdolabına koydu!..

Ahmet TAKAN

23 Temmuz gecesi Kuzey Irak'taki PKK inlerine yönelik ağır hava saldırıları durdu. Bölücü terör örgütünün Kandil ve civarındaki kampları büyük ölçüde ağır hasara uğradı. Çok başarılı bir operasyona imza atan Hava Kuvvetlerimizin ardından TSK'nın beklenti ve yüksek sesle duyurduğu talebi, örgütün şehir içi yapılanmalarına karşı etkili operasyonlar yapılması yönündeydi. Son yazılarımda ısrarla altını çiziyorum. Garip şeyler oluyor!.. PKK, sürekli Jandarmaya ateş açıyor. Savunma pozisyonunda bekleyen Jandarma birliklerimiz şehit üstüne şehit veriyor. Geçici güvenlik bölgeleri ile sokağa çıkma yasağı ilan edilen merkezlerde yapılan operasyonların hiç birinde beklenilen etki sağlanamıyor. Tam sonuç alınamadığı için terör örgütü ve yandaşları algı operasyonları ile daha etkili zemin tutuyor. Verilen şehitler pahasına operasyonlar göstermelik olmaktan öteye geçmiyor. PKK'ya mahkûm bırakılan masum bölge halkı daha fazla terör örgütünün kucağına itiliyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı birlikler ve meskûn mahalde  muharebede son derece iyi eğitim almış komando birliklerimizin hâlâ kışladan çıkmasına izin verilmiyor.

Kelimeleri aşırı özenle yan yana dizdiğimden emin olun. Her ne kadar şehit ve Jandarmanın girdiği çatışmaları Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden okuyorsak da Jandarmanın seçim öncesi itirazlara rağmen çıkan yasayla İçişleri Bakanlığı'na bağlandığını tekrar hatırlatırım.

Buzdolabından çok pis kokular geliyor...

Kendisine oy verenlerin desteğini kaybetmemek için, Türkiye'yi 17/25 Aralık'tan 7 Haziran'a kadar "üst akıl komplosu" taktiğiyle yöneten Saray ve AKP'si, 7 Haziran'dan sonra ise, "kaos/kriz" taktiğine yöneldi. 7 Haziran'da sandıktan başkanlık düzeni çıkmayınca 400 vekili alamayan Erdoğan ülkeyi yangın yerine çevirdi.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen güvenlik güçlerimiz dimdik ayakta. Ülke için her türlü fedakârlığı yapıyor. Şehit sayısı her gün artıyor. Bir anda tüm ülke Türk bayraklarına sarılı şehit cenazeleriyle karşı karşıya kaldı.

Vee! Şimdi sıkı durun.. Saltanatı için anketlerle yatıp anketlerle kalkan ve her türlü kumara zar atan Erdoğan buzdolabının kapağını yeniden araladı.

Milliyetçi hamasetle operasyonlardan oy devşirmeye çalışan saray, milletin iki yüzlülüğü fark ettiğini anlayıp anketlerde AKP'nin daha da gerilediğini gördü.  Emri altındaki Valilere talimat vererek teröristlerin Varto, Silvan, Şemdinli, Hizan, Lice, Cizre, Nusaybin, Kızıltepe, Midyat kırsalı, Beytüşşebap kırsalı, Silopi'de inlerine giren güvenlik güçleri-askerimizi geri çektirdi. Bunu PKK'ya yönelik operasyonların bölgede Kürt oylarının HDP'ye kayması, gelen şehit haberlerinin de batıda seçmenin MHP ve CHP'ye kaymasından ötürü yaptı. Son anketlerde yine aradığını bulamadı Erdoğan.

 Peki şimdi ne yapacak?.. Yeni strateji, MHP üzerine kurulu. HDP'ye baskı kurulmaktan vazgeçilecek. Yerine MHP'ye yönelecek. Buna göre, seçim hükümeti koalisyonuna destek vermeyen MHP'ye fatura kesilecek. HDP'nin hükümette yer alma durumu nazara verilerek MHP suçlanacak. MHP'yi PKK'ya destek vermekle suçlayacaklar. Yersen tabii!..

Tam bu noktada eski Emniyet Müdürü Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (GÜSAM) Başkanı Ercan Taştekin'in çok önemli analizlerine yer vermek istiyorum. Taştekin, "Terör örgütü, Suriye'de yaşadığı şehir savaş tecrübesini aktif şekilde Türkiye'de pratiğe çeviriyor" diyor ve ekliyor; "Maalesef bu strateji, kısa sürede devletin tüm güvenlik mekanizmalarını savunma konumuna getirmiştir."

Taştekin, örgütün, Suriye'deki kanton ile Kandil bağlantısını kurmak için başta Şırnak'ın Silopi ilçesi olmak üzere sınır ilçelerde alan hâkimiyeti kurmak istediğine dikkat çekiyor.

Ercan Taştekin, terörle mücadele sürecinde yürütülen güvenlik politikasının, dağınık ve kontrolsüz yürütüldüğüne işaret ederek, mücadeledeki bu kontrolsüzlüğün halkın devletten kopmasına, örgütün kucağına itilmesine yol açacağına dikkat çekiyor ve şunları söylüyor;

"Güvenlik birimleri, Hükümet'in tekrar örgütle masaya oturması ihtimalinden ve istihbarat birimlerine güvensizlikten örgüte karşı tam saha mücadele konsepti geliştirememekte. Özellikle polis teşkilatı mücadele sürecine en zayıf olduğu ve hiçbir hazırlığı olmadığı anda yakalanmıştır. İstihbarat boyutuyla polis teşkilatının kısa süre önce derin bir konsept değişimine girmesi, terör örgütünü risk analizinden tamamen çıkarması, takip ve tarassutlarını 'paralel' söylemine kaydırması, örgüte bu süreçte altın tepsiyle fırsat sunmuştur."

Taştekin, Şırnak'ın Cizre ilçesinden sonra Silopi ilçesinde yaşananlara da dikkat çekerek, örgütün bu ilçelerle ilgili derin planlarının olduğunu hatırlatıyor... Silopi'nin kaçakçılık ve hudut kapısı açısından da çok kritik olduğunu kaydeden Taştekin, "Silopi, üç tarafı yabancı ülkelere bakan, hudut kapısı bulunan yoğun kaçakçılığın ve kirli paranın döndüğü bir ilçedir. Bölücü örgüt buraya özel önem vermektedir. Suriye'nin kuzeyinde örgütün özerk yapı kurmuş olması, Suriye'deki yapı ile Kandil'e bağlı kamplar ve köyler arasında fiziki bağlantının güvenli şekilde sağlanabilmesi için bölücü örgüt kendisi için İdil, Cizre, Silopi, Uludere hattında güvenli bir bölge oluşturmaya çalışmaktadır. Bölücü örgüt uzun vadede Hakkâri sınırından başlayarak Mardin-Nusaybin-Kızıltepe hattına kadar geniş bir hattın kontrolünü sağlamaya çalışmaktadır. Bu nedenle ilerleyen aşamada Silopi'deki olayların benzeri Nusaybin ve Kızıltepe için de planlanmaktadır" diye konuşuyor.

Sazcı kardeşlere müjdeler olsun!..

Dolmabahçe istikametine geri dönüyoruz...

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş