Anlamadık mı?

A+A-
Rauf DENKTAŞ

“Kıbrıs’ın Cumhurbaşkanı” sahte unvanı altında seyretmekten utanmayan Rum lideri Hristofyas’ın açıklamaları gayet nettir: “Kıbrıs Cumhuriyeti vardır ve bu Cumhuriyet Kıbrıs Halkının Devletidir, biz Rumlar da bu devletin dünyaca tanınmış hükümetiyiz; görüşmeler bu devletin Anayasasını tadil ederek bunu iki eyaletli hale getirmektir” diyen bu utanmaz liderle “Tek halk, tek devlet, tek egemenlik” esaslarına dayalı iki kesimli, iki toplumlu federasyon görüşmekteyiz. Bunda başarı sağlarsak, Türkiye AB üyesi olmadan biz “Kıbrıs Halkı” olarak Rumların AB üyeliğini tamamlayıp, meşru hale getireceğiz ve böylelikle Türkiye’nin Garantörlüğü “fiili ve etkin”  olmaktan çıkacak, kâğıt üzerinde kalacaktır. Bunun anlamı Girit faciasının tekrarıdır.
Hristofyas 9 Mayıs tarihli açıklamasında da “Avrupa Birliği üyeliği mücadelemizin sonu değildir, sadece bir safhasıdır” demiştir. Yunanistan da Hristofyas’ı bütün bu söylemlerinde desteklemektedir. Garantörlüğünü çoktan unutmuş olan darbeci Yunanistan’a göre Türkiye Kıbrıs’tan askerini çekmeli, eli kanlı Rum idaresini “meşru hükümet” olarak tanımalıdır; AB üyesi Kıbrıs için Garantörlüğe, Garanti Antlaşmasına gerek yoktur, bunlar geride kalmış tedbirlerdir. Türkiye’nin AB üyeliği yolunda ilerlemesi AB’ye olan mükellefiyetlerini yerine getirmeye bağlıdır.
Rumlara göre AİHM ve ABAD kararları Kıbrıs’ın kime ait olduğunu belirlemiştir, herkes yerli yerine gitmelidir. Türkiye 1974’den bu yana Rumların zararlarını tazmin etmeli fakat kimse 1963’den bu yana Türklerin uğradıkları zarar ve ziyanı gündeme getirmemelidir. Hristofyas “halkın, devletin, kurumların ve ekonominin” birleştirilmesi için uğraşmaktadır. Rum basını KKTC’den Türk’e ait tek bir ilânı yayınlamazken, bizdeki büyük gazete Rum’un İngilizce “para ile Türkleri satın alma ilânını” boy boy yayınlayabilmektedir. Rum tarafında tertiplenen uluslararası bir konsere iki de Türk davet edildi diye protestolarla ortalığı ayağa kaldıran gençler, Türk düşmanlığı ile hora teperlerken, bizim öğretmenler sendikamız Rum karşıtları ile “bütünleşme” faaliyetlerine hız vermektedir. Rum liderliği “Kıbrıs benim vatanımdır; Türk istilâsı vatanımı böldü” derken, biz, “Rum Yunan istilâsını önlemek için kurtardığımız haklarımızı simgeleyen KKTC benimdir” diyenleri, uzlaşmazlık ile suçlamayı marifet bilenlerin saldırısına şahit oluyoruz.
Rum tarafında eski Başsavcı Alekos Markides, Orams davasını kazananlara seslenip  “Kıbrıs sorunu için mahkeme kararları ile uyumlu bir çözüm bekliyorsak, çözüm için bir 36 yıl daha beklememiz gerekecek” derken ve İngiltere’den “mal mülk meseleleri siyasi görüşmelerde çözümlenebilir” sesleri gelirken bizdeki  “uzman kişiler” göçmenlerimize tapu vermenin yanlışlığını işlemeyi marifet bilmektedirler. “Kimse KKTC’yi tanımadığına göre, iki devletli bir çözüm için uğraşmak boştur” sonucuna varmış olan  “barışseverler” Hristofyas ile diğer Rum liderlerinin açıklamalarından, Yunanistan’ın söylediklerinden ders almaksızın kendi insanlarının hür iradesi ile kurulmuş olan devletlerine, bu devletin Meclisine ve bu Meclisten çıkan yasalara, Rum’un gözü ile bakarak “bunlar da ne?” diyebilmektedirler. Allah’tan, son seçimler bu “barışseverlerin” arkasında kaç buçuk kişinin olduğunu kanıtlamıştır. Buna rağmen bu beyler, Kıbrıs Türkünün temsilcileriymiş gibi konuşmaya devam etmektedirler çünkü arkalarında yabancıların desteği vardır.
Devletine inanan herkes Rum liderliğinin, Kilisenin, Milli Konseyin, Yunanistan’ın ve bunları destekleyenlerin açıklamalarından Rum-Yunan ikilisinin 1820’lerde tespit ettikleri Megali İdea formülüne göre Kıbrıs’ı evvelâ Rum’a mal edip, ondan sonra da “Kıbrıs Halkının” (Tek Halk’ın) self determinasyon (kendi kaderini tayin) hakkını kullanarak Yunanistan’la birleşmenin ötesinde bir hedefleri olmadığını anlamış bulunmaktadır. Hâlâ bu gerçeği görmek istemeyip, Kıbrıs’ı Uluslararası Yargı kararları ile babasının çiftliği haline getirmekte olan Rum liderliği ile tek halk, tek egemenlik, tek devlet esası üzerinden bütünleşme hayali görenler varsa, acı gerçekleri görenlere bunları bu hayal aleminden kurtarmak görevi düşmektedir. Vakit geçmeden bu konuda “KKTC benimdir” diyenlerin bir araya gelerek seslerini yükseltmeleri gerekmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları