Anlamamız gerekmez mi?

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Barış meleği ilân edilen fakat Papadopullos ile diğer Rum liderlerinden daha da uzlaşmaz olduğunu yavaş yavaş anladığımız Rum liderlerinden, Tüm Kıbrıs’ın Cumhurbaşkanı kılığında gezinen Hristofyas’ın partisi adına Kipriyanu açık konuştu ve şunları söyledi: Egemenlik haklarından ödün vermeyeceğiz. Türkiye uluslar arası hukuk kurallarını çiğniyor ve kışkırtıcı davranıyor. Kıbrıs Türk tarafının, Kıbrıs Cumhuriyetinin egemenlik haklarından ödün vermeyeceğimizi artık anlaması gerekir.Bu sözler, denizaltı kaynaklarını araştırmak için Rum idaresinin sağa sola vermeğe başladığı imtiyazlar karşısında Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarının itirazlarına cevap olarak söylenmiştir ve açıkça bir meydan okumadır. Meydan okumanın ötesinde devam eden görüşmeleri ve Kıbrıs Türk halkını takmama anlamına gelmektedir. Bu küstahlık karşısında Türk tarafı ne yapıyor? Türk donanması gelişmeleri yakından izlemektedir. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti protestolarda bulunmaktadır. Rum tarafı Türkiye’yi “Kıbrıs’ın egemenliğine müdahale ediyor” diye BM’ye şikâyet ediyor ve lehine bir karar elde etmek için uğraşmaktadır. Belki de bunda başarı sağlamak için Türk donanmasının araştırma yapan gemilere karşı daha sert davranması için dua da etmektedir. Bunların işleri şantajdır, kalleşliktir, sahtekârlıktır, yalan dolandır!  Kan akıtarak, Türkler için toplu mezarlar açarak, yollardan aldıkları masum insanlarımızı kuyulara atarak yıktıkları  “Kıbrıs Cumhuriyeti” ne 45 yıldır “meşru hükümet” olarak sahip çıkmaları bu hasletleri (!) sayesinde mümkün olmuştur. Şimdi ayni marifetlerle Kıbrıs’a sahip çıkma eyleminin son safhasına gelmişlerdir. Görüşmelere devam etmelerinin onlar için tek anlamı zaman kazanmak ve kazandıkları zaman içinde biraz daha “Kıbrıs meşru hükümeti” olarak zemin elde etmek ve bizi dönüşü olmayan bir kanalın içinde istedikleri gibi kullanmaktır. Her geçen günle bize ve dünyaya Kıbrıs’ın tümü üzerinde egemenliklerini, dünyanın da takdir ettiği bir hassasiyetle korumakta olduklarını göstermek için hesaplı adımlar atmaktadırlar. İkide birde görüşme masasından kaçarak BM Güvenlik Konseyinin Beş Daimi Temsilcisi ülkelerle,  yaptıkları temaslarda elde ettikleri Anlaşmalar da bu değerlendirmemizi doğrulamaktadır.
2008’de uzlaşma mümkündür diye yola çıkan ve Cumhurbaşkanı bulunduğu devlete sahip çıkmaksızın Rum tarafı ile birleşip bütünleşmekten başka bir vizyonu olmadığını söyleyerek “Tek devlet, tek egemenlik, tek halk” formülü ile görüşmeleri başlatmış olan Sayın Talat bile 2009’da da uzlaşmaya varmanın zor olacağını söylemeğe başlamıştır. Bu görüş değişikliği, bizim yukarıda yaptığımız değerlendirmeyi paylaştığından mı bilmiyoruz, fakat sebep  her ne olursa olsun Hristofyas’ın “eski yoldaş, Kıbrıslılık hikâyeleri söyleyerek adanın askersizleştirilmesinden, Türkiye ile Yunanistan’ın işimize karışmamasından bahseden kişi olmadığı” anlaşılmış olmalıdır ki meselenin halli 2009’un da ötesine atılmaktadır.

Ne olursa olsun, Rum liderliğinin son çıkışları ve Kipriyanu’nun meydan okuyuşu karşılıklı beyanatlarla ve Türk donanmasının gelişmeleri not emesi ile geçiştirilecek türden değildir. Yapılanlar ve beyanatlar görüşmelerin devamı ile bağdaştırılamaz bir mahiyet arz etmektedir. Rum tarafının Kıbrıs meselesine bakış açısı  (veya Hristofyas’ın değimi ile felsefesi) Kıbrıs’ın tümünde egemenliğe dayanmaktadır; bu bakış açısına göre 1974’de “barbar Türk istilâsı” Kıbrıs Hükümetinin egemenliğini Kuzeyde de uygulamasına engel olmaktadır; o halde uzlaşma işgalden ve işgale neden olan Garanti Anlaşmasından kurtulmakla mümkün olacaktır; bunu temin etmek için başlatılan görüşmeler Kıbrıs Hükümetinin egemenlik haklarını kullanarak diğer hükümetlerle eşit şartlarda temasına veya deniz kaynakları ile ilgili tasarruflarına engel teşkil edemez. Kipriyanu’nun Hristofyas ile partisi adına söylediği budur. Anlamazlıktan gelerek görüşmelere devam edeceksek başımıza gelecek olandan şikâyet hakkımız olmayacak, şikâyet etsek de kimse bizi dinlemeyecektir. Görüşme masasından kalkarak dünyaya Kıbrıs’ta iki eşit egemen halkın var olduğunu ve KKTC’ye sahip çıkmakla Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ı işgaline engel olduğumuzu cesaretle haykırmalı ve eşitliğimiz kabul edilmeden masaya oturmayacağımızı ilân resmen ilân edilmelidir.    

Yazarın Diğer Yazıları