Anma günlerinin riyası

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Gündem öylesine yoğun ki saat başı ayrı bir yazı konusu var. Hangisine yetişeceğini şaşırıyor insan. Bugün kısaca konu başlıklarına değinip başımıza örülmek istenen çorabın söküklerine dikkat çekelim.

Suriye'de sarin gazı katliamı haberi ilginç. Tarih yine tekerrür ediyor. Irak'ta Saddam Hüseyin'i devirmek için Amerikan yalanı ile "nükleer silah" var denmişti. Irak'a özgürlük getirme adına işgal edildi. Sonuçta Irak fiilen bölünmüş durumda. CIA yıllar sonra "nükleer silah bulunamadı" açıklaması yapsa da "Büyük Ortadoğu Projesi" için coğrafya kaynıyor. Bugün de aynı tezgah Suriye'de... Fazla söze hacet var mı?

***

Aylardır tutuklulukların sürdüğü Cumhuriyet Gazetesi iddianamesi nihayet açıklandı. Kelimenin tam anlamı ile "delil yok, yorum çok". Kadri Gürsel ve Musa Kart'tan halen FETÖ'cülük çıkarma gayreti öylesine sırıtıyor ki, hukuk adına utanç, gazetecilik adına yalan fışkırıyor her yerden. Neymiş efendim Kadri Gürsel'i arayan telefonda ByLock varmış. Peki kim o ByLok'çu? Vali... Peki öyle ise devletin valisinde ByLock var da istihbarat uyuyor muydu? "Terör örgütü üyesi olmamakla beraber yayınları ile yardımcı olmuşmuşlar..." Mış mış da fış fış... Niyet okumanın ötesinde, rüya yorumu halt eder... Silivri kumpaslarında bile sahte dijital unsurlar vardı iddianamede. Böyle de özensiz olunmaz ki...

Renklerin kirlenme yarışında birincilik yine yandaş gazetelerde. "Meral Akşener'in avukatı da FETÖ'den tutuklandı" haberi başta Sabah ve Akit olmak üzere birinci sayfadan arsızca veriliyor. Söz konusu avukatın MHP İstanbul İl Yönetim Kurulunda olduğu bilindiği halde, Akşener'in vekaletinin söz konusu olmadığı açıklamalarına rağmen bu haberdeki ısrar, Akşener'in tek başına ordu gibi Hayır oylarını yükseltmesinden duyulan korkunun göstergesi değil de ne? Bu iftira üzerine "ispat edemeyen şerefsiz, alçak ve namussuzdur" demişti Akşener. İftirada ısrar edenler şerefsizliği, alçaklığı, namussuzluğu su gibi yutuyorsa denecek bir şey yok.

Gelelim CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan hayasız saldırılara... Ana muhalefetin liderinin haklı sorularına makul ölçüde cevap vermektense; Onu infaz etmek tam da canım memleketime göre... Evet, çok ciddi emareler var "Kontrollü darbe" iddialarında. Ne soruyor Kılıçdaroğlu: "Adil Öksüz nerede? Neden serbest bırakıldı? Başbakanın emri olmadan MİT görevlisi tutuklanamaz! Telefonu ve devlet birimlerine ait GPS cihaz ile serbest bırakılmasını kim sağladı?" diyor. Öyle ya... Çok değil 7 Eylül sabahı gazetemiz yazarları ile beraber bu satırların yazarı da "FETÖ adına bir siyasi partiye sızmaya çalışmak" iddiası ile göz altına alındığımızda bize kelepçe takılmıştı. Bilgisayar ve telefonlarımıza el kondu ve halen verilmedi. Akıncı Üssü'nde darbeyi yöneten Adil Öksüz bizden de masum muş! Kim inanır? Sayın Kılıçdaroğlu, kamuoyunda şüphe ile karşılanan olayların aydınlatılması için sorular yöneltiyor. Makul ve mantıklı cevap vermek yerine "O milletvekilini at!" emri veriliyor. Kim o vekil? Konya'da yıllarca SKK Hastanesi Başhekimliği yapmış. Halkın sevdiği bir isim. Ön seçimden açık ara ile birinci çıkmış. Sapına kadar Atatürkçü, millici... "Denize dökeriz" sözleri tıpkı "namaza yaklaşma" kıssasında olduğu gibi cımbızla seçilip infaz edilecek öyle mi? Tabii yersen?

***

Yemediğimiz, yutmadığımız diğer husus ise zeka seviyemiz ile alay edilmesidir. Bizi balık hafızalı zannedenlere fena bozuluyorum. İnsanlarımızın en sevdiğine, karısına, kocasına, babasına, anasına, oğluna, kızına vermeyeceği yetkileri isteyen CB, muhtarlara: "Siyasi hayatımda ne aldanan, ne aldatan oldum" dedi. Şüphesiz muhtarlar da sarayda konuk olmanın nezaketi ile "Hadi ya!" demekten kendilerini alamamış olsalar da açığa vuramadılar ama arşivler yalan söylemez. Teknoloji ilerledi. Kayıtlar ortada. Tayyip Erdoğan 27 Şubat 2014'te "Ne hizmeti geçin, Ben dahil aldatıldım" demedi mi? 19 Mart 2015 günü "Ergenekon, Balyoz operasyonlarında başta şahsım olmak üzere tüm ülke aldatıldı" sözlerini sarf etmedi mi? 3 Ağustos 2016 günü "Rabbim ve milletim bizi affetsin" sözlerini de bizim için söylemedi her halde?

***

7 Nisan tarihli gazete manşetlerindeki Erdoğan'ın merhum Alparslan Türkeş'in mezar ziyareti fotoğraflarına taktım kafayı... Türkeş ile sağlığında hiç yıldızı barışmayan Recep Tayyip Erdoğan milyonların katıldığı cenazede yoktu. 20 yıl aradan sonra ilk defa Türkeş'in mezarına gidişinin sebebi hikmeti ülkücü oyları devşirmek ise yanılıyor. Devlet Bahçeli'nin iki bayram, bir anma gününde su dökmekte olduğu bakır ibrik ile mezar başında fotoğraf çektirmekle oy alınmaz. Erdoğan'ın bu davranışı önce "millî görüş gömleğini çıkardık" sözünü hatırlatır. Sonra "gerekirse papaz elbisesi bile giyerim" açıklamasını. Saadet Partisi "Hayır!" dediği için Erdoğan şimdilik merhum Necmettin Erbakan'ın kabrini ziyaret etmedi. Bir kaç gün içinde İstanbul programlarına Erbakan'ın kabrini ziyaret koyarsa da şaşırmayacağım. Allah gani gani rahmet eylesin, gönül adamı Ömer Lütfi Mete; "Allah anma günlerinin riyasından korusun" diye Yeniçağ'da yazmıştı. Cümlemizi korusun.

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları