APEC

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Devletler günümüzde uluslararası ilişkilerin en önemli aktörü olma niteliğini korusa da, 1945’de İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde işbirliğini kolaylaştırmak ve barışı sağlamak için çok uluslu örgütler yoğun bir şekilde uluslar arası arenada yerlerini almışlardır. 1989’da Doğu Bloku’nun yıkılması ve Soğuk Savaş döneminin bitmesi ile uluslar arası politik ve ekonomik örgütler ve forumlar daha fazla öne çıkmaya başlamışlardır. APEC te işte tam bu dönemde 1989’da kurulan ekonomik öncelikli bir uluslar arası örgüttür. APEC’in birçok önemli özelliği vardır. Dünyanın en önemli aktörleri, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Rusya Federasyonu ve Japonya gibi ülkeleri bünyesinde barındırmaktadır. Ayrıca,  21 üyeli örgüt dünya nüfusunun % 42’ne, dünya üretiminin % 53’ne ve dünya ticaretinin % 44’ne sahiptir.
Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü zirvesi (Asia-Pacific Economic Cooperation-APEC ) 2-9 Eylül 2012 tarihinde Rusya’nın en doğusunda ve en yoksul bölgesi olan Vladivostok kentinde gerçekleşmiştir. 2-7 Eylül tarihlerinde üst düzey bürokratlar ve uzmanlar toplanarak 8-9 Eylül’de devlet ve hükümet başkanları zirvesine hazırlık yapmışlardır. Bu zirveye ABD Başkanı Obama katılmamış Dışişleri Bakanı Hillary Clınton ABD’yi temsil etmiştir. Çin Devlet Başkanı Hu Jintao katılarak Rusya Devlet Başkanı Putin’i mutlu etmiştir.
APEC’in görünen ve deklare edilen amacı üye ülkeler arasında ticaretin ve yatırımın serbestleşmesi, gümrüklerin indirilmesi ve ekonominin bütünleşmesidir. Bu konular bütün küresel ve bölgesel örgütlerin hedefleri arasındadır, dolaysıyla bu husus APEC’e özel bir paye katmamaktadır. Örneğin Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uyulduğu taktirde dünya ekonomisinin serbestleşmesi ayrı bir örgüte gerek kalmadan sağlanabilir. Rusya ve Çin dahil örgütün bütün üyeleri serbest piyasa ekonomisinin prensiplerine bağlı kapitalist bir düzen anlayışına sahipler. Dolaysıyla üye ülkelerin örgütten sistemle ilgili fazla bir destek beklentisi yoktur, bu nedenle APEC’e sadece ekonomik bir örgüt olarak bakmamak gerekir. Zira politik boyutunun da önemli olduğunu dikkate almak gerekir.
Örgütün adı ve kapsadığı coğrafya  “Asya-Pasifik” olarak özellikle seçilmiştir. Büyük devletler ulusal çıkarları için aynı çatı altında olmak istemektedirler, zira birbirleriyle bahanesiz görüşme ve işbirliği yapma imkanını elde etmektedirler.
Örgüt 22 yıllık hayatı boyunca önemli bir başarı elde edememiştir. Zaten ondan da bir başarı beklenmemektedir. Asıl amacı olan büyük güçleri bir araya getirme fonksiyonunu başarılı bir şekilde yapmaktadır. Bu zirvelerde yapılan görüşmeler ve yapılan deklarasyonların sonuçları uluslar arası ilişkilerin ve büyük güçlerin aralarındaki sorun ve uyumun analizini yapma dolaysıyla bölgesel ve ulusal sonuçlar çıkartma imkanı vermektedir. Örneğin bu zirvede bolca Suriye ve Ortadoğu konuşulmuş ve karşılıklı olarak da ülkeler kendi pozisyonlarını uluslar arası camiaya duyurmuşlardır.
Bu zirvede gerek Putin gerekse Çin Devlet Başkanı Jintao ilginç ve ironik bir şekilde serbest piyasa ekonomisinin kurallarına uyulması gerektiği ve bunun yüzde yüz sağlanması için gerek örgüt içinde gerekse uluslar arası düzeyde düzenlemeler yapılması gerektiğini ısrarla tekrar etmişlerdir. Eski komünist Rusya ve Çin’in kapitalist sistemin prensiplerine hem harfiyen uymaları hem de ABD ve Japonya gibi kapitalist ülkelere serbest piyasa ekonomisi prensiplerine uyma çağrısı yapmaları, dünyanın gerçekten değiştiğinin önemli bir kanıtıdır.
Bu zirvenin ana teması olarak  “Kaynaşma ile gelişme ve yaratıcılıkla refah” konuları seçilmiştir. Zirveye katılan devlet başkanları ve heyetler bu temaları konuşmalarında sıkça dile getirmişlerdir. Ama herkes çok iyi biliyor ki APEC’in üyelerini dikkate aldığınız da kaynaşma ve refahın paylaşımı zordur. Ancak, bu ülkeler bunca sorunlara ve aralarındaki rekabete rağmen bir araya gelip konuşma iradesi gösteriyorlarsa, bu bile başlı başına bir olumlu durumdur. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları