Apo kimdir? Nedir?

Altemur KILIÇ

Abdullah Öcalan -nam-ı diğer Apo- şu sırada, fena halde  gündemde. 1980’lerden ve özellikle Eruh-Şemdinli baskınından  sonra, ne zaman gündemde olmadı ki... Hatta İmralı’da rahmetli Bülent Ecevit’in söylediği  “demir konserve” içine tıkıldıktan sonra da gündemden düşmedi, düşürülmedi... Şimdi konserve kutusundan adeta tap taze, kıpır kıpır çıktı!
1999’da İmralı’ya sokulduktan sonra kendisine  “katil”  dediğim  için beni mahkemeye vermiş, tazminat talep etmişti. Bakırköy Savcısı da bana Öcalan  “şikayetçi” , Altemur Kılıç “sanık”  diye celp yollamıştı... Kanunlarda bir değişiklik yapıldı dava, bir daha aynı suçu işlememem koşuluyla düştü.. Aynı şeyleri hatta daha fazlasını söylemek şansından mahrum oldum. Rivayete göre Apo,  “Altemur Kılıç, en büyük düşmanım” dermiş... Benim için büyük onur..! Bu sırda Apo’nun cemazıyül evvelini, cinayetlerini kısaca hatırlatmakta yarar var! Bu öykü aslında, süren ihanetlerin ve gafletin öyküsü! 

100 militandan,
50.000 kişilik orduya 
1993 yılında Apo, Özgür Gündem’de Ali Fırat adı ile yazdığı bir yazıya göre Eruh-Şemdinli baskınlarındaki “100 gerilladan veya militandan,10.000 kişilik bir orduya yükseleceğini vaat etmişti.. Bu ordu şimdi 50.000 kişiyi ve belki daha fazlasını bulmuştur.. Mehmet Ali Kışlalı’nın deyimiyle, Güneydoğu’da düşük yoğunluklu ” savaş “ (asimetrik savaş) devam ediyor... Dikkat etmez, gafletimiz devan ederse bu, ülke sathında bir iç savaşa dönüşebilir! Abdullah Öcalan’ın cürmüne ve PKK’ya bir başlangıç noktası saptamak gerekiyorsa, Apo’nun sonradan söylediklerine ve yazdıklarına göre, önce Urfa iline bağlı Halveti ilçesinin Ömerli köyünde yoksul bir çiftçi ailenin çocuklarından biri olarak 1949’daki doğumu, sonra da l973’de Çubuk Barajında 5-6 yandaşı ile bir ağacın altında yaptığı toplantı... O zaman DEV-GENÇ, THKO ve Doğu Kültür Ocakları artık ona küçük gelmeye başlamıştı. Siyasi ve fakat gizli bir parti kurması, kendisine vacip olmuştu. O küçük grupta, şimdi PKK’da Apo’nun yerine geçen Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi öğrencisi Cemil Bayık da var. Bu toplantıda PKK’nın kurulması için ilke kararı alınıyor. Bu ilke kararı 1974 yılında Ankara’nın Tuzluçayır semtinde yapılan ikinci toplantıda da perçinleniyor. Tuzluçayır toplantısının önemi, bu toplantıya Apo’nun sonra evleneceği, bir MİT mensubunun kızı olduğu söylenen Kesire Yıldırım’ın katılması. Gene MİT mensubu olduğu söylenen, Türkkuşu’nda çalıştığı için ” Pilot “ namı ile maruf  Necati’nin de bu toplantılarda bulunması, bazılarının hatta eski bazı PKK’cılar tarafından da desteklenen Apo’nun da başlangıçta MİT’e hizmet ettiği şayialarına yol açacaktır. Uğur Mumcu da PKK hakkındaki kitabında bu şayiaya yer vermiştir. Eğer bu bir dönem için doğru olmuş olsa bile Apo’nun sonraları kontrolden tamamıyla çıktığı muhakkaktır. Bu liderlik Şam’dan çıkarılana, Avrupa’daki maceralarına ve Kenya’da yakalanışına kadar devam edecektir.
Apo’nun doğduğu Ömerli Köyü, kendisine göre Ermeniler’den kalma, içinde Türkçe konuşulan bir köydür. Anası Üveyş da Apo’nun yakalandıktan sonra hep tekrarladığı gibi Türk’tür. Ne var ki, bu köyde bazı Ermeni’den dönmelerin bulunması, Üveyş’in de Ermeni kökenli olup olmadığı şüphesine yol açmıştır. Ama gerçekse, gerek Üveyş’in Türk olması, gerekse evde babası Ömer’den daha fazla otoriter ve kavgacı olması, Apo’nun benliğinde psikolojik bakımdan araştırılmaya muhtaç bir ikilem yaratmıştır. Apo ile birkaç defa yüz yüze konuşmuş olan ve PKK hakkındaki en kapsamlı kitaplardan birinin yazarı ve sonra her nasılsa PKK davasına yurtdışından da hizmet eden İsmet İmset, Abdullah Öcalan’ın sola ve Kürtçülüğe kaymadan ve daha sola katılmadan önce dindarlıkla Türk milliyetçiliği ve Kürtçülükle solculuk arasında bocaladığını; dönem dönem hem Maltepe Camii’nde Cuma namazı kılacak derecede dindar olduğunu ve sonra da 197l’e kadar milliyetçi muhafazakar çizgide yer aldığını söyler. Gene rivayete göre Apo o arada askeri okula gitmeyi istemiş fakat her nedense belki de yaşı küçük olduğu için alınmamıştır. Bunun yerine Ankara’daki Tapu Kadastro Meslek Lisesi’ne giriyor ve bu okulu 1969’da bitiriyor. Tayin edildiği İstanbul’da 1971’de Hukuk Fakültesi’ne, sonradan Ankara’da Siyasal Bilgiler Okulu’na burslu olarak devam ediyor.
Apo’nun savunmasında kendi kişisel durumunu anlatırken şsözlerine göre,
1960 sonrası solculuk furyası içinde solcu oluyor. Sonra bu solculuğuna Ankara Hukuk Fakültesi’nde devam edecektir. Mahir Çayan ve diğerleri ile arkadaşlığı da burada başlayacak. Mahir Çayan’ın öldürülmesinden sonra protestolara katılacak ve Mamak Cezaevi’nde yatacaktır. Apo 1972’den sonra Türk kimliğinden sıyrılmış, Kürt kimliğine ve Kürtçülük, bölücülük davasına kaymıştır. Polis ve adaletle başı belaya, Mahir Çayan’ın Kızıldere’de öldürülmesinden sonra Ankara’da katıldığı bir gösteride TİKP (Türkiye İşçi ve Köylü Partisi) adına bildiri dağıttığı için girmiş ve 1972’de Askeri Savcı, Baki Tuğ’un karşısına çıkarılmıştır.

Çubuk ve Tuzluçayır
1973’teki Çubuk Barajı, 1974’teki Tuzluçayır toplantıları PKK’nın kurulmasına giden önemli kilometre taşlarıdır. Bu gerek Apo için, gerekse Kürtçülük hareketi için önemli bir dönüm noktasıdır. Ne var ki, Türk solu Apo’yu ve hareketini desteklemeye devam edecektir.
1974’te PKK daha kurulmadan önce Kürtçülük hareketlerinin odağı veya nüvesi olan Ankara Demokratik ve Yüksek Öğrenim Derneği (ADYÖD) kapatıldıktan sonra hareket, daha PKK adını almadan Güneydoğu’da teşkilatlanma çalışmalarına başlıyor.

Not: Bu konuya yarın devam edeceğim

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş